‘Arıza’na vuruldum!


Altı dalda Oscar adayı olan “Öldüren Cazibe”, en çok Glenn Close’un canlandırdığı takıntılı, dengesiz, deli arıza kadın karakteriyle anılıyor, zira herkesin aklına ilk gelen arıza karakter Alex oldu, çok fena yani…

Aslında bu yazıda ‘farklı’ olan, farklı olduğu için ilk başta cazip gelen ama sonrasında ‘arıza’ya bağlayan kadınlardan dem vuruyoruz. Olaya direkt ‘arıza’ giriş yapanlar, psikolojik alt katmanı olan kadınlar ve kafası bozuklar bu yazının kahramanları…

Banu Bozdemir

Terminatör 2 / Linda Hamilton (Sarah Connor)

Arıza her daim...

Connor ve oğlu John Connor, makinelerin hükmedeceği ve insan ırkının sonunu getirmeyi
planladıkları bir gelecekten haberdar olan tek kişiler. Sarah Connor’ın oğlu gelecekte direnişin lideri olarak makinelerin emellerini gerçekleştirmelerinin önündeki tek engel olacak. Başkaları bu gerçeği henüz bilmese de Sarah ve oğlu, öldürülmeleri için gelecekten gönderilen insan görünümlü suikastçi makineler “Terminator”lar ve makinelerin ayaklanmalarını başlatan yapay zeka sistemi Skynet hakkında her şeyi biliyor. T-800 modeli Terminator’ın fedakarlıklarına rağmen yeniden gelecekteki Skynet ajanlarının hedefi olurlar. Kabusun sona ermediğinin farkına varan anne-oğul kaçmaktan vazgeçip Skynet’in doğuşunu engellemeye odaklanmaya karar verirler ve direniş aracılığıyla 2007 yılına giderler. Bundan sonrasında insanlığın kaderi Sarah ile oğlu John’un ellerindedir. Bir annenin işi hiç bu kadar zor olmamıştı.

Ejderha Dövmeli Kız / Noomi Rapace (Lisbest Salander)
İsveçli yazar Stieg Larsson’un Millennium Üçlemesi, tam 41 ülkede 21 milyon satarak rekor kıran, nefes nefese bir roman dizisi. İlk kitabı Türkçe’ye Ejderha Dövmeli Kız adıyla kazandırılan bu üçleme sinemaya da uyarlandı ve İskandinavya’da izleyici rekorları kırdı. Ejderha Dövmeli Kız’da, başı beladan kurtulmayan, tacize, hakarete uğrayan, hayatı kaçma kocalama halinde geçen bir kızcağız. Sonra uzun bir yeter çektikten sonra intikam almaya başlıyor, küçücük bedeni zekasının izinde herkese haddini bildiriyor ve sinema tarihinin en arıza kadınlarından biri de böylece ortaya çıkıyor. Benim sempatimi fazlasıyla toplayan bir karakter.

Aykırı arıza...

Katil Doğanlar / Natural Born Killers, – Juliette Lewis ( Mallory Knox)
Senaryosunu Quentin Tarantino’nun yazdığı filmi Oliver Stone’un yönettiği Katil doğanlar, sinema tarihinin en arzıalı çiftini yarattı diyebiliriz. Woody Harrelson’un canlandırdığı Mickey Knox ve Juliette Lewis’in oynadığı Mallory Knox doğuştan katil ruhlarıyla suç ve şiddet kavramlarına başka bir boyut kazandırdı. Herkesi öldürme ama bir kişiyi sağ bırakıp herkese anlatma amaçlı bir şiddet onların ki! Sistem eleştirisi gırla giderken Lewis ele avuca sığmaz, sert, çılgın ve acımasız Mallory’i fena halde hafızalarımıza kazıdı.

Ölüm Kitabı / Misery, Kathy Bates (Annie Wilkes)
Popüler seri romanlar yazarı karlı bir kış günü dağ yolunda kaza yapar. Yakınlarda oturan eski hemşire kendisini kurtarır ve kırılan ayağını da alçıya alır. Bunun karşılığında tek bir isteği vardır, yazarın iyileşinceye kadar yanında kalması ve hayranı olduğu roman kahramanını serinin yeni kitabında öldürmemesi. Lakin yaptığı bunca iyiliğe rağmen inatçı yazar bu isteğe rıza göstermeyince Annie Wilkes’i delirir… Gösterdiği performansla En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu Altın Küre Ödüllerini kazanan Kathy Bates, bu rolle sinemanın en ürkütücü, psikopat kadın karakterlerinden birine imza attı.

Normal görünümlü arıza...

Öldüren Cazibe / Fatal Attraction, Glenn Close ( Alex Forrest)
Dan Gallagher, evli, başarılı ve mutlu bir avukat. Karısının evde olmadığı bir gün, partiye giden Dan, burada cazibeli bir kadın olan Alex Forrest ile tanışıyor ve birlikte oluyor. Küçük bir kaçamak yaptığını düşünen Dan ertesi gün kadını unutmak niyetinde, ancak Alex’ten kurtulmak sandığı kadar kolay değil. Altı dalda Oscar adayı olan “Öldüren Cazibe”, en çok Glenn Close’un canlandırdığı takıntılı, dengesiz, deli arıza kadın karakteriyle anılıyor, zira herkesin aklına ilk gelen arıza karakter Alex oldu, çok fena yani…

What Ever Happened to Baby Jane? / Bebek Jane’e Ne oldu? / Betty Davis – Koan Crowford
Tekerlekli sandalyeye mahkum  olarak yaşayan 1930 ların süper starı Blanch Huston (Joan Crawford) ile eski çocuk yıldız,  deli kızkardeşi Jane Huston(Bette Davis)  yıkılmaya yüz tutmuş malikhanelerinde, oyunculuk anlamında birbirlerini lime  lime ederek   bir Hollywood Grand Guignol destanı anlatıyorlar. Boynuz kulağı geçer misali sonradan oyuncu olarak eski çocuk yıldız kardeşinin şöhretini gölgeleyen, onu kenara iten, bütün ilgiyi üzerine çekerek, şöhretin doruğuna çıkan Blanche geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalır. Hikaye Blanche ı sakat bırakan o kazanın üzerine kurulur.Görünürde birbirlerinden nefred eden, bu iki kızkardeş gerçekten birbirlerini öldürecek kadar işi ileri götürecekler mi ? Yeniden şöhrete dönüşün hayalini kuran, planlar yapan, eski elbiseleri ile evin içinde salınan kızkardeşini ölesiye kıskanan alkolik, deli Jane mi? yoksa masumiyetin sembolü kapalı kutu Blanch mı suçlu… İki arıza kadının birbirlerine ettiklerini zevkle izliyoruz!

Erkek arızası...

Ölüm Provası / Audition, Eihi Shiina (Asami Yamazaki)
Japon erkeklerinin kadınlar üzerindeki egemenliğine son vermeye yönelik çabayı simgeleyen Asami, masum güzelliğinin ardında cani bir ruh taşıyor. Film ilerledikçe geçmişine ilişkin pek çok sorunlu anıya tanık olduğumuz Asami kendisine aşık ettiği adamlara yaptığı işkencelerle korkulması gereken biri olduğunu fazlasıyla kanıtlıyor. İşkence yaparken geyşalara has utanmaz ifade takınan Asami, masumiyet ile katliamın iç içe geçtiği hastalıklı bir karakter. Japon sinemasının ünlü yönetmenlerinden Takashi Miike, Japon arıza kadınını hayata salıyor ve intikam yemini ettiriyor.

Piyanist / La Pianiste, Isabelle Huppert (Erika Kohut)
2001’e damga vuran filmlerin başında gelen Haneke imzalı ‘Piyanist’, toplumsal statüsü, müzik tutkusu ve annesi arasında sıkışan histerik, katı, yalnız bir kadının yaşadığı buhranları başarıyla yansıtıyor. Huppert belki de kariyerinin en sert rolünü oynuyor. Üniversitede katı, disiplinli, evde kalmış kız kurusu profili çizen ancak okul dışında erotik şovlar izleyen, porno filmler gösteren sinemalara giden, parklarda sevişen çiftleri dikizleyen Erika Kohut, bir öğrencisiyle kurduğu hastalıklı ilişki yaşamına girdiğinde tamamen alt üst olur. Arızalığın sınırları keskince çizilmiştir bu filmde ve Kohut arızalığın sınırlarında kaybolup gider…

Acılı arıza...

Cani / Monster, Charlize Theron ( Aileen)
Sinema tarihinin en güzel kadınları arasında yer alan Charlize Theron’un oyunculuk yeteneğini ispatlamak adına epey kilo alıp, makyajla yüzünü değiştirerek canlandırdığı Aileen karakteri de arıza kadınlar arasında yer almayı hak ediyor. Erkek egemen toplumsal yapıda sistemin kenara ittiği, horladığı, aşağıladığı, şiddet uyguladığı bedenini satarak hayatını kazanmak zorunda kalan Aileen hıncını çok sert biçimde alıyor ve para karşılığı yattığı erkekleri öldürmeye başlıyordu. Yaşadığı lezbiyen ilişkinin etkisiyle iyice dağılan Aileen sıkı arızalardan biri olduğunu bağırıyordu adeta beyazperdeden.

Antichrist / Deccal, Charlotte Gainsbourg
Kendilerinin ihmalinden dolayı oğulları Nick’i kaybeden evli çift büyük bir yas içindedir. Oğlunun cenaze töreninde fenalaşan kadın, atipik bir yas dönemi içine girer. Panik ataklarla doruk noktasına çıkan bu dönemde, psikoterapist olan kocası ona yardım etmeye çalışır. Karısının korkuları üzerine çalışmaya başlayan adam, onu korkuları yüzleşeceği dağ kulübelerine götürür. Gerçekte onu korkutanın ne olduğunu bulmaya çalışması, gözden kaçan karanlık bir sırrı aydınlatacaktır. Doğanın ve kayıpların etkisiyle şiddet ortaya çıkar. Adamın psikolojik şiddetine karşılık kadının fiziksel şiddeti!

Yalnız Kalpler / Lonely Hearts, Salma Hayek
(Martha Beck)
Yalnız Kalpler, 1940’lı yıllarda geçen bir dolandırıcılık ve seri cinayet hikayesi. Film adını dul kadınların, yani yalnız kalplerin dolandırılmasından alıyor. Gazeteye ilân verip, cevap veren terk edilmiş dul kadınları dolandıran yakışıklı kahramanımız Latin güzel Martha’ya tanışıp ona aşık olunca işler değişir. Artık bir ekiptirler. Filmde, sevgilisini sahte bir biçimde de olsa başka kadınlarla paylaşmaya dayanamayan Martha’nın aşkı uğruna giderek daha acımasız bir katile, caniye dönüşmesine tanık oluyoruz. Böylece ortaya bir arıza kadın profili daha çıkıyor.

Küçük arıza...

Lolipop / Hard Candy, Ellen Page (Hayley Stark)
14 yaşında, zeki ve çekici bir genç kız olan Hayley internette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff ile bir kafede buluşur. Yakınlaşan ikili Jeff’in dairesine gitmeye karar verirler ve bu beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff’in içkisine ilaç katar ve onu sorgulamaya başlar, haliyle işler çığırından çıkar… Küçük kızın intikamı acı olur yani, erkeklerin rahat dünyasına arıza bir dalış!

Sorunlu arıza...

Aklım Karıştı / Girl, Interrupted, Angelina Jolie (Lisa Rowe)
Angelina Jolie sinema kariyerinin unutulmaz performanslarından birine imza attı bu filmle.  Psikolojik ve ailevi sorunları olan Susanna Kaysen’ın hikâyesinin anlatıldığı filmde sosyopat Lisa Rowe’u canlandırdı. Eleştirmenlerce çok beğenilen Jolie, başarılı performansıyla kariyerinin üçüncü Altın Küre Ödülünü, ikinci SAG Ödülünü ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Akademi Ödülü’nü (Oscar) aldı. Hoş Angelina Jolie’de her daim bir arızalık var, o da ayrı!

Sonsuz İhtiras / To Die For, Nicole Kidman (Suzanne Stone)
Altın Küre ödülü alan ve en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görülen Nicole Kidman’ın başrolünü üstlendiği Sonsuz İhtiras, amaçları uğruna bir kadının neler yapabileceğini anlatıyor: Suzanne Stone çok hırslı ve istediğini elde etmek için elinden geleni yapan bir kadındır. İstediği şey ise televizyon sunucusu olmaktır ve bunun içinde önündeki tüm engelleri kaldıracaktır: Kocası dahil…O; güzelliğiyle büyüleyen, zekasıyla çeken, sizinle işi bitince acımasızca üstünüze basıp geçen… Tam sistem insanı, arıza mı arızalı!

Güzel arıza...

Kill Bill’in bütün hatunları
Quentin Tarantino’nun Kill Bill’i estetik dövüş sahneleri, ilginç konusu, oyunbaz tavrı, müzikleri ve kurgusu ile oldukça eğlenceli bir film. Temelde bir intikam hikayesi olan filmde aslında tümü kötü sayılabilecek kahramanların, katillerin hesaplaşmasını izliyoruz. Uma Thurman’ın canlandırdığı gelin’in iki rakibi O-Ren Ishi ve Elle Driver iki arıza kadın karakter olarak dikkat çektiler. Ailesi yakuzalar tarafından vahşice öldürülen, kendisi son anda kurtulan O-Ren Ishi, yemekte ağırladığı mafya babalarından biri kendisine hakaret ettiği için kafasını kesecek kadar sert, acımasız. Çılgın minik ordusuyla birlikte her türlü kötülüğü yapabilecek gibi duruyor. Elle Driver ise eğitim aldığı ustasını zehirleyerek öldürecek kadar cesaretli ve hain. Birbirinden arıza bu iki karakterle Gelin’in karşı karşıya geldiği anlar ve ortaya çıkan dövüş sahneleri ise unutulacak türden değil.  Yani filmdeki bir tane düzgün tip yok, hepsi harbi arıza, çok iyiler.

Nikita, – Anne Parillaud (Nikita)
Luc Besson’u dünyaya tanıtan, şiddet sinemasına ‘Fransız bakışını’ geri getiren Nikita, 90’ların dikkat çeken yapımlarından. Serserilik ruhuna işlemiş, uyuşturucu kullanan, hayatı boş veren Nikita, hırsızlık yaparken yakalanır. Lakin kendini hapishane yerine Fransız gizli servisinin ‘en gizli’ bölümlerinden birisinde bulur. Devlet baba ona şefkatli kollarını uzatmıştır, hücrelerde sürünmesi yerine kendisi için ‘alt tarafı’ tetikçilik yapmasını istemektedir. Elbette haşin kızımız ‘lafımı olur aramızda’ demez ve kendisini sokmak istedikleri kalıba girmek istemez. Çelik demiri keser misali sertlik bir süre sonra Nikita’yı yıldırır. Çılgın, vahşi kızımız artık devlet babanın kollarında hanım hanımcık bir katildir. Lakin sinema böylece en çılgın, arıza kadın karakterlerden biri ortaya çıkmıştır.

İntikam Meleği / Lady Vengeance, Yeong-ae Lee (Geum-ja Lee)
İntikam Meleği’nde; işlemediği bir suçu üstlenmek zorunda kalıp Kyoungju Kadın Hapishanesi’nde 13,5 yıl yatan Lee Geum-ja’nın hikayesi anlatılıyor. Hapise düştüğü gün intikam alma sürecini başlatan ve bu amaçla ileride özel bir hizmet talep edeceği mahkum arkadaşlarına akla hayale gelmedik güzellikler yapan Lee Geum-ja; kendisini bu duruma sokan kişiyi bizzat kuracağı mahkemede yargılayacağı günün hayaliyle yaşamaktadır. Bu arada intikam almayı düşündüğü kişinin de kendine göre planları vardır…Kuzey Kore’li casusu, soyguncu çifti, kocasını ve kocasının metresini öldürdükten sonra pişirip yiyen “cadı”sı, menfaatçi rahibi, sakat pastacısı ve çılgın fahişesi ile Fellini biçimciliğine sahip grotesk bir sirki andıran İntikam Meleği; Chan-Wook Park’ın intikam üçlemesinin en iyi görüntü ve ses çalışmasına sahip.

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.