Adana’da ilk defa gören gözler!

Festivallerin bir sonraki yıla ilişkin fikirlerinin oluşmadığı, hatta yerel yönetimlerce har vurup harman savrulduğu günlerde sektör insanları olarak topluca Uluslararası Adana Film Festivali’ndeydik. Antalya Film Festivali ulusal yarışmayı kaldırdık dediğinden beri Adana’yı pamuklara sardık. Aslında ulusal yarışmanın önemi burada öne çıkıyor işte. Herkes yerli filmlerin peşinde kim alacak kim alır, almalı tartışmalarının ortasında festivalleri hareketlendiriyor, alevlendiriyor. Bakalım Antalya Film Festivali’nde odak ne olacak, yerli filmler olmadan basın ve izleyici neyin peşinden koşacak…

Banu Bozdemir 

Antalya’nın ulusal yarışmasının kaldırılmasından sonra Adana bütün bu yükü, onur ve coşkuyu sırtlanmış gibiydi. O özgüveni aldık, hissettik ama festivaller halkın olmalı düsturumuzu da tekrarlamaktan geri kalmadık… Ülkenin sinema dernekleri Antalya için, ulusal yarışmanın iptal edilmesini protesto eden bir metin yayınladılar önemli ama geç kalınmış bir adım. İki yıl önce sansür yapıldığında daha kalıcı bir tepki konsaydı,  belki de bunlar yaşanmazdı… Neyse umarım ses bulur derneklerin tepkisi ne diyelim…

Gelelim Adana’ya. Ben bu sene SİYAD adına Ali Ulvi Uyanık ve Murat Erşahin’le birlikte jürideydim. Koşturmacalı geçen bir haftadan sonra Onur Saylak imzalı Daha filmine ödülümüzü vermeyi uygun bulduk. Hem beğendik, hem de Siyad’ın duruşuna, tavrına yakışan bir film olduğunu düşünüyorum. Mülteci sorunlarıyla birlikte sert bir büyüme hikayesi, abartılı olduğu yanları var ama bence aktarım başarılı. İnsanoğlunun başkaları üzerinde kurduğu kademeli bir baskı hikayesi, yok sayılamaz bir anlatımdı bana göre… içim rahat… Hayat Van Eck güzel bir keşifti, umut veren oyuncu ödülünün ona gitmesi isabetli oldu.

Film Yön’ün en iyi yönetmen ödülü Semih Kaplanoğlu’na gitti. Buğday’a.. Buğday gerçekten de kayıtsız kalınamayacak bir film, uğraşılmış, çalışılmış, sözü olan filmlerden. Ama bu söz ya da çıkış, ya da kurtuluş hala kutsal toprakları, yani dini işaret ediyorsa benim alanıma girmiyor ne yazık… GDO gibi insanlığın sonunu getirecek çok evrensel ve ahlaksızca dayatılmış bir alandan bakıp, hatta ortamını da distopik ve başarılı bir şekilde kurup hala kurtuluşu oralarda aramak… Keşke daha felsefik, bir hırka bir sopa çizgisine, hiçlik çizgisine yaslansaydı olay… Bir bilim adamının onca yol tepip, yeni değil de var olan bir şeyin etkisiyle, yani dinle karşılaşması ve ondan medet umması. Dediğim gibi yönetim başarılıydı ve Kaplanoğlu’nu tebrik ettik. Ama o kadar.

Gelelim beni kararlarıyla şaşırtan ana jüriye… Ana jüri başkanı Erden Kıral’a on yıl film izleme cezası vermek lazım sanırım. Onu r Ünlü’yü seviyoruz da on yıldır aynı kafayla film çekiyor ve gittikçe buna bulanıyor. Erden Kıral en iyi film ve yönetmen ödülünü açıklamak üzere sahneye çıkınca şuna benzer laflar döküldü ağzından… bu filmi izleyince çok heyecanlandım vs.. dedi… Bakın burada bile Buğday geliyor aklımıza… Ama Onur Ünlü imzalı Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yoktur deyince inanın şaşırdık. Çünkü geç gelen bir keşif bu… Onur Ünlü’nün sallan yuvarlan sinemasıyla on yıl önce karşılaştığımızda biz de çok sevdik ama. Artık aynılaştı, tepki vermiyoruz, sevip geçiyoruz. Ama ana jüriyi bu yeni keşfinden sonra tebrik etmek lazım, bir de bol bol film izlemelerini salık veriyorum kendilerine kusura bakmasınlar…

En iyi film ve en iyi yönetmen ödülü Ünlü’ye gitti o yüzden sinema yazarları (siyad) ve kısmen Film Yön ödüllerinin bu anlamda önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü daha doğru bir yerden baktıklarını düşünüyorum filmlere. Tek ödülle de bazen çok şey anlatabilirsin, çok ödülle saçmalığa düşebileceğim gibi…

Körfez gibi festivalin neredeyse en zayıf halkası olan filme Jüri Özel ödülü verilmesi de ilginç ki Körfez en umutlu olduğum filmlerdendi ama derdiyle doldurmak yerine koca bir boşluk yarattı içimde. Hem dağınık, hem boşluklu hem de çok direkt söylemleri vardı filmin o yüzden pek sevilmedi… sevilemezdi…

Genel anlamda Adana Film Festivali insanların dertlerini rahatça söyleyebildiği, ödül töreninde sözlerinin kesilmediği, mesajların verildiği bir festival oldu. Sofra Sırları, Taş ve Murtaza festivalin görülmeyen filmleri oldu… Kar’a verilen kurgu ödülü de şaşırttı!

Bunları da Seversiniz...

Yorum gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

İçinden sinema geçen yazılar…

Banu Bozdemir Kitapları

Yorumlar

öteki sinema

Arşiv

© 2012 Banu Bozdemir
Powered by WordPress, Endless & Sneek