Aşk statü tanımaz!

Madame için öncelikle iki kadının tatlı tatlı atışması olarak nitelendirilebilecek bir komedi diyebiliriz. Öncesinde 2009 yapımı Je Vais te Manquer isimli bir filme imza atan Amanda Sthers imzası taşıyan film özellikle de Pedro Almodovar’ın has oyuncusu diyebileceğimiz, ‘çirkin’ diye anılan Rossy de Palma’nın performansıyla bir hayli iddialı bir komedi ortaya çıkarıyor. Tabii karşısında bu yıl Hereditary / Ayin filmindeki performansıyla bir hayli konuşulan Toni Colette olunca filmin dozajı da keyifli bir hal alıyor.

Banu Bozdemir 

Film sosyal sınıf hicviyle başlıyor ve bunu sonuna kadar başarıyla sürdürüyor, konumlandırıyor. Anne ve Maria’nın atışması, Maria’nın Anne gözetiminde bir türlü istediği ilişkiyi yaşayamaması, yanlış anlaşılmalardan doğan hikayeye komedi dozunun yanında ufak hüzünler de katmıyor değil. Ama Rossy de Palma’nın canlandırdığı Maria’nın gerçeklikle ters düşen saf halleri ve önüne çekilen setleri görmez tavırları filmi iyi bir şekilde ilerletiyor. Tabii bir de malikanenin hanımefendisi olmasına rağmen eşi Bob’la istediği cinsel ilişki düzlemini yakalayamayan, bu yüzden etraftaki arkadaşlardan biriyle takılan Anne’nin, Maria’nın yaşadığı safiyane mutluluğu kıskanması da olayları tetikliyor. Anne hizmetçilerin mümkünse ilişki, cinsellik yaşamasına hele de kendi sınıfından olmayan biriyle görüşmesine şiddetle karşı çıkan birisi. Hal böyle olunca Maria’nın yollarına taş döşemekten geri kalmıyor.

Olayın taa başına dönersek Anne Paris’te yeni taşındığı malikaneye 12 kişilik bir arkadaş grubunu davet ediyor. Bob’un yazar olan oğlu davetsiz bir biçimde eve geliyor ve tabak sayısını bir anda 13’e çıkarıyor. Anne 13 rakamının uğursuz olduğuna inandığı için evin hizmetlisi Maria’yı sofrada bir aristokrata dönüştürüyor. Ama şarabı fazla kaçıran Maria’nın orta hali  ortaya çıkınca ama  bu hal sanat uzmanı David’in ilgisini fazlasıyla çekiyor.

Tabii filmdeki herkesin ruh halini markaja alan yönetmen Sthers, David’e de göz atıyor. David Maria ile ilgili söylenen yalanın peşinde, onun gizemini çözmeye çalışıyor, Bob Fransızca hocasıyla flört etmeyi tercih ederken bir yanda karısına çaktırmadan maddi durumu düzeltmeye çalışıyor. Bu karmaşa içinde yazar oğul Steven gerçekçi bir algıyla yaşananları romanına alıyor ve bir yandan filmin romanını o an için yazılmış olarak görüyoruz. Fransız komedilerinin fazla iç açıcı olmadığını bilsek de, Madame en azından bildik bir konuyu güzel bir çatışma arenası haline getirmeyi başarmış, buradan iyi bir komedi malzemesi ortaya saçmış diyebiliriz.

Toni Colette her role istisnasız bürünebilen bir oyuncu. Bu filmde isterik, zengin ama mutsuz kadını başarıyla canlandırırken, Rossy de Palma ile de kimyaları bir hayli uyuşuyor diyebiliriz. Filmin politik, ironik sezgisi de bir hayli başarılı… Filmin sonundaki mesaj ise ne olursa olsun ortak bir yola çıkıyor: Herkes aşkı arıyor!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.