Balıkların insan kısır döngüsü…

Lüfer / Bluefish aynı zamanda Magma dergisi yazarı Mert Gökalp imzası taşıyan, avlanma yasağına uymayan balıkçılarla, denetimsizlikle, kirlilik ve insanoğlunun sürekli tüketme hırslarıyla soylarının neredeyse sonuna gelinen balıkları anlatıyor.

Banu Bozdemir 

Tabii en çok da balıkların en hırçını, en saldırganı hatta yunuslara bile saldırdığı rivayet edilen lüfer balığını anlatıyor. Bu acımasız balığın su içindeki hükümranlığı insana gelince, insanın attığı ağın devasa büyüklüğüne çarpınca bir anda tuzla buz oluyor. Ağları kemirse de çıkamıyor balık bu kısır döngünün içinden.

 

Mert Gökalp belgeselini estetik kalıplar içerisinde etkili sualtı çekimleri, deniz tanrısı Poseidon’un kızıp köpürüp baş edemediği dalga görüntüleri, balıkçılar ve aktivistler nazarında ele alıyor. Herkes dertli, avlayan balıkçılar bile ama suç kimsenin değil! Yani ülkemizdeki genel mantığa gelip takılıyor mesele. Herkes dertli ama çözüm bulan yok!

Aslında karadan yapılan ‘seninki kaç cm’ gibi etkili söylemler pratikte ve suda karşılığını bulamıyor. Tutulmuş olan küçük balık, tüketicinin karşısına çıktıkça onlar almaya devam ediyor. Yani devam eden bir yok etme kültürü… Ne için daha çok yemek ve kazanmak için! O yüzden belgeseli izlerken yine, hep, her zamanki gibi içimiz sızlıyor. Bu hoyratça yok etme, bitirme kültürü bitmeden hayvanların sonunu getirecek! Oysa yapılması gereken balıkların doğurmasını ve biraz büyümesini beklemek! Ama atılan ağlar denizi yutar gibi her şeyi kendine çekiyor, çekiyor da çekiyor.

27 cm’ye ulaştığında üreyebilen bu balık, 18 cm’de tutuluyor, yani neredeyse doğar doğmaz! Balık yemeyi seviyoruz, hele de rakının yanında muhabbetimize katıyoruz onu ama şöyle br geriye bakıp da düşünmüyoruz galiba bir balığın yaşadıklarını ya da yaşamayamadan ağları boyladığını.

Çekimleri iki sene süren belgeseli çekenlerin emeğine, görseline, vicdanına sağlık.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.