‘Başrol oynamak deneyimlerin en büyüğü’

Tansu Biçer filmlerde görmeye aşina olduğumuz bir oyuncu. Geçtiğimiz yıl Toz Ruhu filmindeki performansıyla Altın Koza’da En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazandı. Bu hafta vizyona giren Murat Düzgünoğlu imzalı Neden Tarkovski Olamıyorum da bir nevi ‘tutunamayan’ yönetmen Bahadır’ı canlandıran Biçer’le rolünü ve oyunculuğu konuştuk…

 

Banu Bozdemir

 Filmlerinizin neredeyse yarısı Onur Ünlü filmlerinden oluşuyor diyebiliriz. Ama dizi projelerinde fazlaca yoksunuz. Bir oyuncunun bir yönetmenle sürekli iletişim halinde olması neye delalettir?

Onur’un dizilerinde varım aslında. Bir tek Leyla ile Mecnun’da ana kadroda yer almadım ancak yine onun şirketi olan Eflatun Film’in yaptığı Şubat dizisinde bir sezon rol aldım. Ayrıca beraber televizyon filmleri de çektik Onur’la. Aslında sadece Leyla ile Mecnun’da yoktum. Şimdi de yakında başlayacak olan Beş Kardeş dizisinde birlikteyiz. Onur’la birbirimizi anlayabildiğimizi ve kısa cümlelerle fazla dallanıp budaklanmadan kafa karışıklığı olmadan çalışabildiğimizi düşünüyorum.Sanıyorum Onur da aynı fikirde olmalı ki o da benimle çalışmaya devam ediyor. Neye delalettir bilmiyorum gerçekten, anlaşıp gidiyoruz işte.Keşke daha fazla böyle bağlar kurulabilse.daha çok insan birbiriyle anlaşabilse.

Tiyatro oyunculuğunuzun önemli bir kısmını oluşturuyor. Hep Semaver Kumpanya’da rol aldınız, çok da etkindi bir dönem. Ara mı verdiniz, devam etmemesi tiyatroların genel durumuyla mı ilgili? Yoksa oyunculuk çizginiz daha çok sinema üzerinden mi devam ediyor artık.

Bu durum tamamen şahsi bir durum. Benim ne haddime ki tiyatroların durumu şöyle ya da böyle deyip de tiyatroyu bırakmak, yapmamak.Bir gün elbet tekrar yapacağım tiyatro ama zamanı ve yeri neresidir bilemiyorum tabi. Tiyatroya ara verdiğim dönemde gerçekten benim de anlamadığım bir şekilde birçok sinema teklifi geldi ve ben de değerlendirdim ve her şey yolunda gitti.Sinemaya olan yakınlaşmam aslında tercihten ziyade rastlantıların ve senaryo seçimlerimin iyi uyuşmasıdır. Neticede bu teklifler gelmeyedebilirdi ve bu geçen süre de başka türlü işlemiş olabilirdi. Ne mutlu ki böyle oldu. Ayrıca bence Türkiye çok da öyle ‘ben bunu seçtim’, ‘tamam artık yoluma buradan devam edeceğim’, ‘evet bu son kararımdır bundan sonra böyle’ gibi cümleleri kurabileceğimiz bir ülke değil. Bunları demek için biraz oturmuş bir sistem gerekiyor. Hem tiyatronun hem sinemanın hem de tv ‘nin kendi başına işler olması, onu yapanın sadece onu yaparak geçinebilmesi, tatmin olabilmesi, gelişime devam edebilmesi gerekiyor. Eğer böyle bir durum olsa o zaman tercih yapmak söz konusu olabilir ama biraz daha var sanki ona…

26138352

Yardımcı erkek oyuncu rolleriyle başladığınız, ödüller aldığınız sinemada artık esas adamı oynuyorsunuz. Bir oyuncu olarak siz de yarattığı bir fark var mı? Yoksa rolün büyüğü küçüğü olmaz diyenlerden misiniz? Ya da sorumluluk düzleminde nasıl yorumlarsınız? 

Tabi ki var. Bir kere sorumluluğun artmasıyla ilerleme kaydetmeye başlıyorsunuz. Bu önemli bir etki.. Daha fazlasını yapıp yapamayacağınız konusunda kendinizi sınayabiliyorsunuz.. Neticede asla sonu gelmeyen bitmeyen bir iş yapıyorum. Her deneyim bir kazançtır diye düşünüyorum ve başrol oynamak da bu deneyimlerin büyüklerinden açıkçası.

Çok fazla filmde rol alıyorsunuz, bağımsız yapımların çoğunda varsınız. Bunun bir grafiği yoktur ama bu yükselişi neye bağlıyorsunuz?

Bu sene Altın Koza Film Festivali’ne 68 film başvurmuş..Bunların çoğunda oynamış olmam için herhalde bi 40 tanesinde falan oynamış olmam lazım.. Ben yalnızca iki tanesinde oynadım..Yani her filmde oynamıyorum..Çoğunda değil gerçekten olması makul bir kısmında varım. Yükseliş dediğiniz şey ise sadece bu filmlerin festivallere seçilmiş olması ve başarı elde etmiş olması ki bunun çoğunluğu yönetmenlere ait bir başarı olmalı. Katkım olduğuna inanıyorum evet ama bu pek öyle dışardan göründüğü gibi değil.. Neticede 12’si alınmış festivale ve 56 film dışarıda kalmış.. Onların ne olduğu ve onlara ne olduğu daha önemli bence. Türkiye pek de öyle bir ülke değil derken demek istediğim de buydu aslında.

Hatta Nadir Sarıbacak ile iyi bir eküri gibi duruyorsunuz, ortak yapımlarda da rol aldınız.
 Evet Nadir de benim gibi sinemacıların ilgisini çeken bir oyuncu. O yüzden de bir şekilde karşılaşıyoruz..

Neden Tarkovski Olamıyorum neredeyse tek  şehirli, entelektüel tiplemeniz. Bu konuda neler söylersiniz? Bu taşra filmlerine, ya da şehirde yaşayan taşralı tiplemelerine ağırlık verdiğimizi mi gösterir? 

Bu tamamen gelen senaryolarla ilgili bir durum. Şehir ve taşra ayrımı ve hangisinin daha çok işlendiği ile ilgili bir durum. Daha çok şehir üzerine film çekilseydi belki de onlarda daha çok oynayacaktım, bunu bilemiyorum. İlgilendiğim şey rolün nereli olduğundan çok o rolde insana, hayata dair anlayabileceğim bir şey olup olmadığı. Merakımı cezbeden durumlar ya da ruh hallerinin olup olmadığı. Bana mesleki ve insani olarak kendime bir şey katabileceğim bir alan açıp açmadığı.

TANSU BICER

Filmde neredeyse tek tipleşen bağımsız yapımlara nasıl bir gönderme var sizce? Yani Tarkovski olmaya devam mı edilmeli, yoksa terk mi edilmeli?

Filmin bir göndermede bulunma gibi bir derdi yok aslında. Daha doğrusu Murat Düzgünoğlu’nun böyle bir derdi yoktu. O kendisinden bir hikayeyi dile getirmek istedi sadece. Bahadır’a da bu söyleniyor da filmin bir yerinde..

Sizin canlandırdığınız yönetmen tiplemesi çok tanıdık. Kafası çalışan, bu ülkenin entelektüeli diyebileceğimiz bir adamın maddi olarak çöküşü ya da duruşu gayet gerçekçi. Ülkede bağımsız kalmaya, istediğini yapmaya çalışmanın ahvali bu. Sizin bakış açınız nedir bu tipleme için?

Yani evet bağımsızlık güç ve direnç isteyen bir şey katılıyorum ama biz filmde biraz Bahadır’ın da bütün başına gelenlerde sorumluluğunun olduğunu söylemek, çuvaldızı ona batırmak istedik. Neticede evet şartlar zor ama bunların karşısında ne kadar güçlü, ne kadar dik olduğu da tartışmalı biraz.  Arabesk klipler çeken yapımcının biri dedi diye yeni senaryo için fon bulmak için bir takım listeler yapıyor ki bağımsız kalmak ya da istediğini yapmak adına zayıf bir davranış bu.

Film çok komik başlıyor, set durumu bayağı komik ve absürd. Film sonra başka bir gerçekliğin içine saplanıyor gibi ve Bahadır’ın herkesle olan ilişkisi masaya yatırılıyor gibi. Sizce Bahadır’ın en acımasız olduğu kişi kim? Sevgilisi olabilir mi? 

Evet komik durumlar var set ortamında ama bunlar da gerçek durumlar. Setlerde başımıza gelen olaylar aslında. Onlar her ne kadar absürd görünse de çok büyük oranda gerçek. Zaten bu set şartları da Bahadır’ın film çekme arzusunu tetikleyenler arasında. Ne anlama geldiği anlaşılmadığı halde can hıraş böyle bir sette sürünmek yerine film çekmek istiyor. Acımasızlık kısmı içinse bir şey diyemem. Birçok durumda hepimiz bir sürü kişiye acımasızlık yapıyoruz ve acımasızlıkla karşılaşıyoruz.. Kime ne kadar acımasız olduğundan ziyade kendine ne kadar acımasız davranabildiğiyle daha ilgilenmeli Bahadır;. aslında çıkışı da biraz orada.

Adana Altın Koza’da bu yıl En iyi Erkek oyuncu ödülü aldınız ama yarıştığınız diğer filmdeki rolünüzle? Toz ruhu. Bu size ne hissettirdi. Tabii ödül almak önemli ama hangi performansla aldığınız da önemli olmalı sanırım? 

Festival benim için oldukça doluydu bu sene… Mutluluk verici bir durumdu yaşadığım.  İki filme katıldım ikisi de ödüller aldı ve ben de en iyi erkeğe uygun görüldüm. Bunların üstüne bir de ayrım yaparsam şımarıklık olur gibime geliyor.  Bu festival özelinde her şey o kadar güzeldi ki bir de bu ayrıma girmeyeyim ben.

nedentarkovskiolamiyorum

Festivaller için film çekme durumuna bir oyuncu olarak bakış açınız?
Film film için çekilir, kendini anlatmak için çekilir. Daha fazla bir amaç barındırmaz bence

Popüler yapımlarda oynar mısınız, ya da sizin için popüler film ne demektir?
Senaryosuna ve anlatmak istediği şeye bağlı. Popüler ya da değil yapımcısını ilgilendiren bir konu. Beni sadece meselesi ilgilendirir.

Neden Tarkovski Olamıyorum umutsuz bir film mi?
 Bence değil. Gerçeğin acıtıcı olması onun içinde umut olmadığı anlamına gelmez bence . Kimi şartta da böyle durumlar çıkışa yönlendirebilir insanı. Ayrıca bir insana kendine ait olan hikayeyi anlatması söyleniyorsa o film nasıl umutsuz olabilir ki?

Son olarak neler söylersiniz?
 Teşekkürler.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.