Canavarlar dünyasına giriş!

Harry Potter evrenine gireli neredeyse yirmi yıl oldu, sekiz filmle neredeyse kapitalist fantastik devrim yaratan sektöre J.K. Rowling’in sihirli düşünceleriyle bir kez daha dalmış bulunuyoruz. Fantastic Beasts and Where to Find Them / Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar adlı önce üç sonra beş olarak lanse edilen serinin ilk halkası bu hafta vizyonda.

Banu Bozdemir 

Ama bu kez hikayemiz bir hayli eskilere 1920’lere doğru geriliyor. Harry Potter’ın yıllar sonra okuyacağı, ölümsüz yazar büyüzoolog (büyülü yaratıkların doğalarının araştıran bilim adamı) Newt Scamander’in yıllarca yaptığı araştırma ve yolculuklarının bir hikayesi, yani onun başyapıt değerindeki kitabı!  Neredeyse her seride gönderme yapılan ders kitaplarının hikayesi Rowling’e imza günlerinde gelen yoğun istek ve mektuplardan oluşturularak yazılmıştı. Takma isimlerle yazılan bu kitaplar David Yates yönetmenliğinde önümüzde tek tek açılacak. Yani serinin tamamında da Yates imzası olacağı söyleniyor.

Tabii bu seride Harry Potter’ın zamanının çoğunu geçirdiği adanın dışına çıkıyoruz. Maceranın ilk ayağı New York.  Burada Potter gibi bir seçilmişin hikayesi yerine Scamander’in hikayesinin peşine düşmek daha gerçekçi ve keyifli. Tabii yine onu tek başına resimlemekten uzak bir bakış açısıyla, yan karakterlerle desteklenmiş hikayesiyle öne çıkıyor. Biraz karakterin içine girdikçe Potter’dan çok Hermione’yle benzer özellikleri bulunduğunu söyleyebiliriz.

fantastic-beasts

Scamander’in hikayesine biraz daha girecek olursak gezgin bir fantastik yaratık uzmanı. Filmimiz onun en çok bilinen kitabının ismini taşıyor. İleride Hogwarts Okulu’nun müdürlüğünü de yapacak ama biz şimdlik ilk yıllarına tanıklık ediyoruz. Eddie Redmayne Scamander karakterine başarıyla hayat vermiş. Rowling ana karakterlerini çok da göze batmayan tiplemelerden seçiyor algısı ön planda oldu bu seçimden sonra. Tabii Scamander’in ikonik eşyası da bir tür eski bavul diyebiliriz. Bütün fantastik yaratıklarını sakladığı ve kendi fantastik dünyalarına rahatça girip çıkabildiği o muhteşem çantası.

Şimdi böyle anlatınca, hatta fantastik dünyanın görseline yaslanıp filme oradan bakınca her şey kusursuz duruyor ama hikayenin biraz daha dolu dolu olmasını bekliyorsunuz. Çünkü çıkıp geldiği, eşlik ettiği uzantısı olduğu evren o kadar yoğun ki… Hikaye biraz bu yoğunluk karşısında eziliyor ama yine de keyifle izleniyor tabii serinin diğer filmlerinin performansları da önemli bu açıdan, bir bütünlük oluşturması bakımından…

151480-jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx

Filmin geçtiği zaman diliminde Amerika’da büyücüler ve cadılar av konumunda. Halkın büyük kısmı bu konuda tepkisiz kalırken küçük bir grup cadılara ve büyücülere duydukları nefreti her fırsatta dile getiriyorlar. Yani film küçük politik imgelerle cadı karşıtlarına, onlara karşı duyulan nefretlere, yargılamalara karşı kendi tavrını da az çok koymuş  durumda diyebiliriz.  Normal insanlar olarak adlandırılan No-Maj’a örnek teşkil eden Jacob Kowalski misali biz de hayali dünyaların içinde iki saatten fazla takıldık, etrafa dağılan fantastik yaratıkların tekrar toparlanıp çantaya girmesi ve kendi dünyalarındaki huzura kavuşmaları için bekledik. Tabii Kowalski bir baş karakter ve büyü yapamıyor, ama filmde ona da sevimli bir formül bulunmuş.

Filmi Harry Potter serisiyle kıyaslarsak zayıf bir hikayeye çarpıyoruz hatta canavarların tanımı üzerinden oluşan ilk filmin bu anlamda uzadığını da itiraf edebiliriz ama filmi yerden yere vurmaya gönlüm razı gelmiyor yine de! Tabii bir Hogwarst atmosferi yok ama, bu kıyaslamalar filmi daha da fazla çürütmekten başka bir işe yaramaz. O yüzden filme girerken olumluluk pelerinini giymenizi tavsiye ederim!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.