cinedergi 33 yayında!


Sanal dünnyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 33. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine bu ay öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!

İşte bu ayın öne çıkan başlıkları… serap Aksoy, Necip Memili, Mehmet Tanrısever, Mürşit Ağa Bağ ve Muzaffer Hiçdurmaz, Yeşilçam’ın süperleri, doğayla itişen filmler ve müzisyen oyuncular…

Serap Aksoy, İnsanlığın sorunlarına katkı verirken olabildiğince şiddet de var. Bütün iktidarlarda var,  ancak demokrasinin gelişmiş olduğu bazı toplumlarda böyle değil. Ona ulaşmak için de çok büyük bir yol gerekiyor. Şiddetin azaldığı yerde büyük bir duygu ve kültür olması gerekiyor’ diyor…

Mehmet Tansrısever Said Nursi sürecine şöyle başlıyor: ‘Biz Said Nursi’nin hayatını yapmayı 90’larda düşünmüştük. Aslında o zamanlar da bunu öneren talebeler olmuştu. O zaman manevi yönden bazı engeller oldu, yapılmasın dendi. “Üstadı tanımıyorsunuz” dendi. Yirmi yıl sonra tekrardan biz bunu yapalım dedik, karar verdik.

Mürşid Ağa Bağ ise Said Nursi olmasıyla ilgili şunları söylüyor. ‘Bence oynamak çok büyük bir cesaret işi değil bir profesyonel oyuncu için. Çünkü bir oyuncuya bir görev verilir eğer onun o rolü kaldırabileceği ya da fiziken uygun olduğunu, manen ya da duyguyla ilintili yeterli malzemesinin olduğunu düşünür ve rol verirler. Ben bu işi kabul ederken korkmadım yani bu bir kısmettir.’

Necip Memili; Kukuriku: Kadın Krallığı için; ‘Kadınların erkek gibi davrandığı, iktidarı ele aldığı, sopanın kadınlarda olduğu bir durum. Ama şöyle bir süreç var. Benim gibi genç arkadaşların oynadığı roller sopa ele geçirildikten sonra olduğu için daha kadınsı oynuyoruz. Biraz daha komedi, biraz daha karikatürize ediyoruz o yüzden’ diyor…

Bu sayının önemli dosyaları… Yeşilçam’ın Süperleri. Yeşilçam sürprizlerle doludur. Kendi imkânlarının çok ötesinde bir deli cesaretine sahip bu sektör, seyircinin “Türk Filmi”ne olan hoşgörüsünü sonuna kadar sömürmüş ve ortaya bir sürü hilkat garibesi çıkarmıştır. Bunların en tuhafları ve belki de bu yüzden de en eğlencelileri “Süper kahraman” filmleridir.

Doğayla itişen filmler ise şöyle; ‘bu filmlere doğanın intikamı da diyebiliriz, her geçen gün biraz daha bozulan dengesiyle… Onun da tutunma noktaları, sınırları var, kendince kurduğu dengeleri… Bu yazının konusu insanoğluyla doğa arasındaki itişme kakışma, yakınlaşma hali… Ya da öyle gözüken, doğanın insanoğluyla pek bir içli dışlı olduğu halleri, filmleri…’

Sinema sektöründe sinema ve müzik diyenler ise bu dosyada: ‘Sinema sektöründe çoktan kendilerini kanıtlamış isimlerden bazıları var ki, film setlerinde olmadıkları zamanlar müzik için sahnedeler. En büyük zevkleri, kendilerini zaten filmlerinden tanıyan ve hatta hayran olan insanlara müzik yapmak. Kimisi gitar çalıyor, kimisi klarnet ya da armonika. Hepsinin ortak noktası ise en büyük hobileri, arzuyla bağlandıkları müzik. Malum, yerimiz dar. Elimizden geldiğince birkaç isim anımsatalım.

Oyuncu  Jeff Bridges  ve Tilda Swinton bu sayının portre konukları… Görsele dayanan ‘işte o an’, Türk sinemasının nabzını tutan Sindrella, oyuncuları rolleriyle yorumlayan Rolleriyle Yaşayanlar, DVD’ye adanmış ayrıntılı bir  DVD köşesi ve kült filmlere bakan Sinema KÜLTürü….

Eleştiri, vizyon, pek yakında, albümler, kitaplar, festivaller… Hepsi ücretsiz sinema dergisi Cinedergi’nin yeni sayısında.

www.cinedergi.com

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.