‘Çocuklar üzerine film yapacağım yine’

fjwk4
Kırık Midyeler Kumkapı’da geçen, umuda tutunmaya çalışan insanların öyküsünü anlatıyor. Başrolde çocukların olduğu filmin yaz sezonunda vizyona girmesinin sebebi ekonomik. Midyeleri metafor olarak da kullanan filmin yönetmeni Seyfettin Tokmak, oyuncuları Engin Benli, Seydo Çelik ve Uğur Barış Mehmetoğlu ile görüştük…

Banu Bozdemir

Türkiye’yi bir umut mu yoksa umursuzluk ülkesi olarak mı algılamalıyız filmde?
Seyfettin Tokmak:
Bizim kritik noktamız, Kumkapı’da böyle hayatlar olduğunu gördük, biliyoruz. Çocuk bakışıyla bir hayal dünyası katmaya çalıştık. Filmin sonundaki durum bizi tekrar duvara çarpmaya değil, üzerinden atlamaya sevk ediyor. Türkiye evet umutsuzluklarla dolu, karanlık sokakları olan bir yer ama biz bunu iki çocuğun gözünden sunmaya çalıştık.

Yumuşatmak mı?
Yok sertlikten ödün verdiğimizi düşünmüyorum. Onlar da bir cenderenin içinde ama tabii bir nokradan sonra umutlar da tükenebilir.

Filmin ana noktası çocuklar. Ama bir yandan da şöyle bir durum var. İstanbul’a doğuda gelen çocuklar genelde kaçarak gelmiştir ama filmde aileleriyle devamlı irtibat halindeler. Yani ailenin umudu bu çocuklarda bir nevi. Bu doğru mu?
Ben o konuda tam tersini düşünüyorum. Başka bir belgesel projemiz vardı, yine aynı bölgede çektik, bekar odalarıyla ilgiliydi. O bölgede doğudan gelmiş, aynı odalarda 30 – 40 kişi yaşayan insanları bildiğim için ve diğer ülkelerden gelenler de var. Orada tamamen call shop diye bir şey oluşmuş. O da tamamen aileyi aramak için var. Oradaki midyecilerle çok vakit geçirdik biz. Çocukları onların bir prototipi olarak görüyorum. Aileyle kurdukları ilişki, sürekli bir kontör heveslisi olmaları. Ama aileye yardımcı olmak için İstanbul’un ve sonrasında Almanya’nın yolunu tutmak isteyen iki çocuk var. Geride bırakılanlara bir katkı, kendilerine yönelik de bir hayal.

seyfettintokmak

Bunu son dönem filmlerde karşılaştığım için soruyorum. Sizin filme özel değil. Egemen ırkın kötü gösterilmesi ve onun etrafına çevrelenmiş azınlıkların masum olması sıkça karşılaştığımız bir durum artık. Sizin filmdeki yerleşim nasıl?
Kumkapı dediğimiz yeri baz alırsak orada bir tane Türk bulmazsınız. Orada ırk olarak bulunmayan tek varlık Türkler. Polisler ya da patronlar var elbette. Benim düşüncem bir yere başka bir yerden geliyorsan mağduriyet durumu oluşuyor. Oraya ait olanlar da Ermeni ve Rumlarmış. Onlarda yok, orada bir değişim yaşanıyor sanki sürekli. Ama bir şekilde azınlıkların eline hiç geçmiyor.  Bir yandan da egemen üzerinden gidersek en demokratik davrandığı yerlerden birisi de orası. Bu kadar renkli ırkların, farklı dillerin bir arada olduğu, buna rağmen bu kadar saygı ve hoşgörü gösteren bir yer ben görmedim bugüne kadar. Belki Mardin’in merkezini sayabiliriz.

Kurtarılmış bölge diyorsun…
Kesinlikle öyle. Oradaki hiç kimsenin birbiriyle ilgili olumsuz bir düşünce ve lafı yok. Çok dostlar. Orayı herkesin görmesi gerekiyor. Orası nasıl o hale gelmiş o da ilginç. Ütopik bir demokrasi durumu var orada.

Karakterlerin gerçekliği, gerçek hayatta karşılığı var o zaman?
Birebir karşılıkları var bence. Boşnak olmaz Makedon olur. Rus olmaz Kafkas olur. Orada egemenin bir tolerans gösterdiğini bununda hiç Türk olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Oradaki o kapalı ama bir yandan da herkesi bir araya toplayan yaşamın farkına kim vardı?
Bizim filmi üretebilmemiz için bütün renklere sahip Kumkapı. Daha küçük bir hikaye yapacaktık ama mekanın kendisi sürekli sizi içine alıyor. Bir midye kabuğu gibi aslında. En kayalık yerde en iyi midye olur. Onlarda öyle zorluklar içindeler ki, bir inci gibi, zorluklar insanların arasında ilginç bir ilişki yaratmış.

kirik-midyeler_7894804

Çocuklar çok başarılı, onlarla nasıl çalıştınız, yoksa doğalına mı bıraktınız? Daha önce sinemada film izlemişler mi?
Onları ilk defa biz sinemaya götürdük İstanbul’a geldiklerinde. Ben filme tamamen amatörlerle devam etmek istiyordum. Gerçekliği en anlamlı şekilde ifade edebilmek için. Onlarla yola çıkmak çok değerli. Önceki deneyimlerimden de biliyorum ki Türkiye’deki oyuncu profili bana çok zengin gelmiyor.  Mardinli çocuk çok fazla Kumkapı’da. Fakat oradaki çocukların gözleriyle Mardin’deki çocukların gözleri aynı değil. Hayalleri yok buradaki çocukların. Kolay olan buradaki çocuklarla çalışmaktı ama onların hayalleri kalmamıştı ve İstanbullu olmuşlardı. Uğur’u Nusaybin’de bir atın üstünde bulduk, Seydo’yu da bir yatılı okulda. Önce bunlara denemelik çekim ortamları oluşturduk. Altı yedi aylık, prova git gel sürecinden sonra çıkarttık. Uğur (Barış Mehmetoğlu) filmdeki Hakim zaten.  Seydo (Çelik) de aynı filmdeki Faysal. O yüzden pek zorlanmadık.

Antalya ve Adana var önümüzde, vizyondan sonra başvurmayı düşünüyor musunuz?
İstanbul Film Festivali’ne katıldığımız için oralara başvuramıyoruz.

Aslında festival filmi çekiyorsunuz ama sonra dışında kalıyorsunuz neler düşünüyorsunuz?
Yok, hayır biz aslında direkt festival filmi yapmak istemedik. Hem seyirciyle empati kursun, hem de festivalleri dolaşsın istedik. Başından beri fikrimiz buydu. Ben filmin her yerde gösterilmesini isterim ama bugünkü endüstriyel şartlarda nereye kadar uzatabiliriz bilmiyorum.  Yapraklı film diye bir şey var seyircide. Gitmiyor izlemiyor o filmleri. Ama ben izlensin istiyorum filmimiz.

Siz ne düşünüyorsunuz peki bu konuda?
Çok kompleks bir durum o. Bir anlamda festivaller filmleri finanse eden yerler. Gişeye uygun film yapmak herkesin ruhuna uygun değil. Onların varlığı değerli, olsunlar tabii mutlaka. Mesela İngilizler politik-memleket meselesine duyarlı filmlere on yıldır özel destek veriyor. Buradakinin tam tersi, halk istiyor değil, halkın isteğini yönlendiriyor. Biz ritmi olan bir film yapmaya çalıştık. Seyirciyle empati kurabilir ama seyirciye ulaştırabilecek miyiz emin değilim.

Yazın girmenizin nedeni?
Tamamen parasızlıktan. Ekonomik olarak sıkıntın varsa ona yol açamıyorsun bir şekilde. Bir de bu yaz sıcağında oturabilecek tek yer sinema salonu. Üç hafta boyunca vizyonda olacağız bu da bir avantaj. İyi tarafından bakıyoruz.

Filminizde bir tane ünlü oyuncu var, gerisi amatörler…
Evet. Engin Benli ama bizimle oynarken ünlü değildi o kadar. (Gülüşmeler)  Polis’te küçük bir rolü vardı, Arka Sokak’larda bir iki bölüm oynamıştı.

Bir yandan iyi, bir yandan kötü, çocuklara duyarlı… Değişik bir rol onunki…
Evet ince bir yerde duruyor, grinin peşinden gittik açıkçası. Tipolojik olarak bu iyidir, bu kötüdür demedik. Sevdiği kadın için bu kadar hassasiyet göstermesi bile bizim için önemliydi.

Bundan sonraki projeler.
Çocuklar üzerine çalışacağım yine.  Çok zengin ve evrensel bir şey çocuk üzerine çalışmak. Dünyanın her yerinden bir çocuğun duygularına ulaşabilirsin. Büyüklerin mimikleri çok katılaşıyor zamanla. Duygu durumları, ses tonları… Macidi’nin Cennetin Çocukları’nı, Bisiklet Hırsızları’nı, Tanrıkent ve Ken Loach’un Kes’ini  çok severim. Çocuk seyiriciyle doğrudan ilişki kurabilen ve çalışırken de en fazla zenginliği sunabilen biri. Gerçekten hayalleri var. Doktora projem de ‘Sinemada Çocuk’. Aklınıza gelebilecek her şeyi çocuk üzerinden anlatabilirsiniz. İyi bir kanal.

 kirik-midyeler-2012-dvdrip-xvid-zeus

Engin Benli…
Bir filmi tercih etme nedeniniz?
Ciddi ve güzel bir sinema filmi olduğu için daha çok tercih ediyorum. Komedi de isterim ama çok fazla sulu zırtlak işlerde çalışmam. Kırık Midyeler’i 2009’da çektik. Çok fazla tiyatro yaptığım için biraz da sinema yapmak istemiştim. Seyfettin’le (Tokmak) tanıştık, denk geldi güzel bir biçimde. Kumkapı’da çektik, orada kaldık, oranın havasını soluduk. Orada yaşadık, o insanlardan biri olduk.

Karakteriniz kötü ama kırılmalar yaşayan biri… Siz nasıl yorumladınız?
Evet çok konuştuk karakterim üzerinde. Mafya kendisi. İyilik de kötülük de onda. Etraftaki her şey ondan soruluyor. Bir sürü insanı barındırıyor odalarında ve hepsinin bir derdi var. O adamın derdi de para. Duygusal bir tarafı da var, aşık bir kadına. Rus bir kadına aşık, ne diyalog ne konuşma var, sadece seviyor. O tarz yerlerde çok fazla sağlam ilişki kuramazsın ya. Her şey bıçak sırtına bağlıdır.

İlk filmini çeken bir yönetmenin filminde rol almak…
Ben İzmirliyim. O kadar heyecanlı konuştuk senarist ve yönetmenle. Hayaller kurduk filme ilişkin. Bir de İzmir’in midyesi çok meşhurdur. Küçük küçük çerez gibidir. Bir oturuşta bir tepsiyi yersin. Bir de kırık olması enteresan oldu. İzmir’deki midyecilerin hepsi Mardinlidir evet. Benim için çok denk düştü, cezp etti. Başka bir film, ilginç bir hikayesi var Yazılan düz bir şey ama güzel işlenmiş.

Filmin tek profesyonel oyuncusu sizsiniz. Çocuklara yardımcı oldunuz mu?
Türkiye’den benim, Bir de Bosnalı ve Rus bayan oyuncu arkadaşlar vardı. Evet kesinlikle olduk. Bir ekip işi zaten. Karşılıklı konuşuyorduk. Tonlamalar ve yorumlamalar konusunda desteklerimiz oldu tabii.

Yıllardır tiyatro yapıyorsunuz ama sonra televizyonda oynayan bir diziyle ünleniyorsunuz neler düşünüyorsunuz?
Ben hepsini yapıyorum şu anda. Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nda oynuyorum. En son Kafesten Bir Kuş Uçtu oyununu sahneledik. Çok güzel oyunlarda oynadım, o anlamda mutluyum. Tiyatro idealist br şey benim için. Herkese hitap eden bir şey yapıyorum diyordum ama sadece Kocaeli’ye hitap ediyormuş. (gülüşmeler) Televizyonun etki alanı çok fazla.  15 yıldır tiyatro yapıyorum ama kapı komşum bire beni Kanıt’tan tanıyor. (Gülüşmeler) Ben oyuncuyum, bir oyuncu iyiyse her şeyi yapar.

Şehir Tiyatroları’nın yaşayacağı değişim sizi nasıl etkileyecek peki?
O çok üzücü bir şey. Bir ülkenin aynası tiyatrodur. Zaten çok az sanatçı ve oyuncu çıkıyor. Sanata ve oyuncuya dokunulmasa süper olacak. Zaten ne kadarız ki? Belli bir maaşımız var ama inanın yetmiyor. Biz işimizi severek yapıyoruz, gece gündüz demiyor çalışıyoruz.

Bundan sonra sinema olacak mı var mı projeler?
Olacak elbette. Kanıt devam edecek yeni sezonda da. Fanları oluştu dizinin, kalıp seyircisi oturdu. Düzene girmiş bir iş. Onun haricinde güzel bir reklam ve sinema filmi olursa  sevinirim…

kirik-midyeler_1712290

Seydo Çelik ve Uğur Barış Mehmetoğlu

Faysal nasıl biriydi sana göre…
Seydo Çelik:
 Faysal duygusal biri. Hakim sürekli onu yönlendiriyor. Denize sokuyor, Almanya’ya götürmeye çalışıyor. Geceleri midye yapıyorlar. Faysal tam bana uydu, tam benim rolüm. Yedi kardeşiz. Bazılarımız okuyor.

Sana göre Hakim nasıl biri?
Uğur Barış Mehmetoğlu
:  Faysal’ı kandıran, ona istediklerini yaptırmaya çalışan biri, ama yine de onu seviyor. Kafama göre davranmayı seviyorum. Lisede okuyorum şimdi. Oyuncu olmak istiyorum. Hayalim bu.

Sizi nasıl buldular?
U.B.M:
Nusaybin’de at arabasının üstündeydim. Bizi durdurdular, film de oynamak ister misiniz dediler. Abimin telefon  numarasını aldılar. Bir ay sonrada çekimlere başladık. Daha önce bir sinema filminde oynamamıştım. Çok heyecanlıydım. Bu benim için bir şans oldu.

S.Ç: Meslek Lisesi’nde okuyordum, beni oradan buldular. Bana sorular sordular, filmde oynar mısın dediler. Ben şaka yaptıklarını düşündüm önce. Babama telefon ettiler, sonra beni bir kez daha aradılar. Gerçek olduğuna inandım. Bu benim için kolay ele geçmeyecek bir fırsat. Güzel şeyler öğrendim, bir filmde ne yapmam gerektiğini gördüm. Oyunculuğa devam etmek isterim.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.