Doğanın peşine düşmeli…

Bu yıl dördüncüsü yapılan Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’ne bu ikinci gidişim. Ada’nın güzelliği, sakinliği bir yana dünyadan ve ülkemizden toparladığı güzel belgesellerle de dünyada ve ülkemizde ekolojik tahribatın ve buna karşı yapılanların izini sürmek için ideal bir yol bu festival. Ve her geçen gün de izleyicisi, takipçisi artıyor. Ülkemizdeki ekolojik tahribat o kadar dağınık ve yoğun ki… Ortaya çıkan işlerde bu dağınıklığın izini görmek mümkün. Genelde kamerasıyla yollara çıkmış bir gezginin objektifine yansıyan bir tahribat gibi karşımıza çıkıyor belgeseller. Yani yanlış da değil ama eksik oluyor.

Banu Bozdemir 

Festivalin bakış açısı da daha çok yabancı belgeseller yani daha çok onların yer aldığı bir yarışma ve gösterim programına dönüşüyor. Bu da bizim ülkemizde ekolojik belgesellerin az ya da yetersiz olduğuna işaret ediyor. O yüzden bu tahribatı sadece Hes’lerin izini sürerek değil, şehirlerde verilen tahribatı da göstererek devam etmek gerekiyor. İstanbul bu anlamda en büyük kıyımı yaşayanlardan. Buraların da gösterilmesi gerek diye düşünüyorum. İstiklal Caddesi, Kuzey ormanları, şehrin etrafını çit gibi kuşatan siteler, betona karışan her toprak parçası, tokiye teslim olmuş şehirler vs…

O yüzden biraz daha kafa yorarak, uzun uzun çalışarak, araştırarak çok da insanları konuşturmadan belgeseller çekmek ve bunu insanlara ulaştırmak önem kazanıyor. Bu konuda adım atan, öncü olan ve hayatını bu işlere adayan insanların hayatları da diğer insanlara örmek olsun diye çekilebilir… Yoksa güzel karlı görüntüler altında kaz besleyen teyzenin, tesadüfen rastlanılan doğa felaketinin belgesel açıdan önemi var ama ekolojik dendiği zaman onun altını doldurmak önemli…

Festivalde izlediğim İran’dan gelen Mother of the Earth / Yeryüzünün annesi, İranlı aktivist ve girişimci bir kadının geri dönüşüm için verdiği çabaları ne de güzel anlatmış. İran’da olmaz dediğiniz şey bir anda tokat gibi çarpıyor suratımıza ve bizim ülkemizde böyle girişimci bir ruh arıyoruz. İşte belgesel çeken arkadaşların biraz da bu teşvik edici öykülerin, verilen mücadelelerin peşine düşmeli…

ÖDÜLLER

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali Fethi Kayaalp Büyük Ödülü,Sinema Yönetmeni Onur Ünlü, Belgesel Yönetmeni Johanna Huth, İtalyan Yönetmen Alberto Vendemmiati, Yunanlı gazeteci Fotini Barka’dan oluşan Uluslararası Jüri tarafından belirlendi.

2017 BIFED Fethi Kayaalp Büyük ÖdülüThank You For The Rain // Yağmur İçin Teşekkürler filmine verildi .Jüri, “Yağmur için Teşekkürler” ile Julia Dahr’a ve onun olağanüstü tutkusu ve bağlılığı bize derinden dokunan ve kalplerimizde kalacak olan kahramanı Kenyalı, aydın çiftçi Kisilu’ya verdi.  Kisilu, neredeyse hiçbir şeyi olmayan, yapabileceği her şeyi yaparak sadece sevgili ailesi için değil tüm topluluğu için gerçek bir fark yaratan bir baba. O Kenya’daki küçük çiftliğinden yalnızca kuru bahçesinde diktiği ağaçları değil, büyük resmi de görüyor. İklim değişikliği meselesinin çok ötesine geçen, ve bize tek bir kişinin bile fark yaratabileceğini hatırlatan evrensel mesajı ile Kisilu mitolojik bir kahramanın gücüne sahip.

İkincilik ödülü, bir grup plastik atık geri dönüşümcüsünün mikrokozmosuna odaklanan Jiu-liangWang’ın “Plastik Çin”‘ filmine verildi. Çin, dünyadaki plastik atıkların en önde gelen ithalatçısı. Film akıllı fakat bu enkazda kısılı kalmış on bir yaşındaki kızçocuğu YiJie’yi takip ediyor.  YiJie, zehirli malzemelerden kendi hayal dünyasını yaratıyor. Sinematik perspektif sayesinde yönetmen, plastik çöplerin tepelerinde yaşayan iki aile arasındaki karmaşık ilişkilere tanık olmamızı sağlıyor.

BIFED Üçüncülük ödülünü ise, Anushka Meenakshi ve Iswar Srikumar’ın yapımını birlikte gerçekleştirdiği “Yukarı, Aşağı ve Yanakazandı. Film yapımcıları Hindistan’ın Nagaland tepelerinde pirinç ve müziğin birlikte büyüdüğü bir topluluk sunuyor. Kamera, bu eşsiz sözlü müzik geleneğini, çeltik alanlarında birbirlerine “Parçaları tek başına söyleyemem; sen olmazsan şarkı da olmaz” diyerek şarkı söyleyen erkek ve kadın gruplarından türettiği çarpıcı çağdaş bir performansla sunuyor. Film, etno-müzikal ve çevreci türler arasında dans ederken aynı zamanda unutulmaz ve ilham verici bir topluluğun koreografisini yaratıyor.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali GAIA Öğrenci Ödülü’nün bu sene ki sahibi NikaSaravanja’nınyönetmenliğini yaptığı Alacakaranlık Korosu filmi aldı. Ekolojik dengenin değişimini belki hiç fark etmediğimiz doğa ananın sesi yoluyla ve güçlü bir sinematografiyle didaktik olmadan, şiirsel bir dille anlatıyor.Alacakaranlık Korosu. Kuraklık yüzünden bir ağacın sesinin değiştiğini, türlerin akustik bir dil oluşturduğunu, ekolojik bir senfoninin varolduğunu ve her bir türün bu senfonide hem bağımsız hem senkronize olduğunu ve bu senfoniye insanın verdiği zararı anlatırken kendisini türlerin akustik mirasını kaydetmeye adamış insanların varlığını göstererek umudu çoğaltan bir yapım.

  1. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali Yönetmeni PetraHolzer: “Festivalimize gelen tüm katılımcılara, gönüllülük anlayışıyla destek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. Çok çalıştık, çok yorulduk, ama yorulmadan bir şey olmaz.” Diyerek duygularını dile getirdi.

Bunları da Seversiniz...

Yorum gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

İçinden sinema geçen yazılar…

Banu Bozdemir Kitapları

Yorumlar

  • aytekin çelik: http://www.belgesel.site Ekibi burayı çok beğendi. Kalitenizin devamını dilerim...
  • mustafa uzunyılmaz: BU BİR YORUM DEĞİL. işi ekip yerine yönetmenle yaptığımız sürece ne seyircimiz olacak ned...
  • Banu Bozdemir: Teşekkürler... :)...
  • Cengiz Bozdemir: :D güzel...
  • Mustafa BALAY: Ne acıdır ki savaş çoğunlukla kadın ve çocuklara acı çektiriyor. Erkekler bir şekilde öl...
öteki sinema

Arşiv

© 2012 Banu Bozdemir
Powered by WordPress, Endless & Sneek