Dumansız günler dileriz…

Duman Çetesi’ni yazarken yine etrafımda kokladığım kötü kokulardan ilham aldım diyebilirim. Egzoz dumanı, sigara, baca ve fabrika dumanı derken bir duman altı ortama sıkışıp kaldığımızı anladım. Tabii bu kötü kokular çoğalıp güçlerinin farkına varınca güzel kokuları hapsediyor ve onları yok etmek istiyor. Duman Çetesi’nde dünyanın üzerini kötü kokuların gri, siyah dokusu kaplıyor. Aydınlık bir gökyüzü, güzellik ve güzel kokular tamamen hapsediliyor.

Banu Bozdemir

Ama annesiyle yaşayan Emre’nin  kitabının arasında kalan kurutulmuş bir çiçek (evet çocukken çokça yaptığım şeydi) bir umudun yeşermesi için önayak oluyor. Bir damlacık esans, bir kurutulmuş çiçek ve yüreği daha güzel bir dünya isteğiyle atan bir çocuğun azmi… Kötü kokuların yaydığı genizleri yakan kokuya karşı güzel kokuların, rengarek çiçeklerin ve esansların yaydığı güzel koku. Kötü kokuları tamamen yok etmek mümkün olmasa da en azından hepsinin daha önce oldukları yere dönmesini sağlıyor küçük Emre ve büyük ekibi…

Güzel kokular, çiçekler, böcekler, çimenler, ağaçlar yok olmasın, hep o güzel kokular bir yerlerden burnumuza ulaşsın diye yazdım Duman Çetesi’ni… Havada güzel bir koku olursa, yaşamaya dair güzel umutlarımız olur diye… Kısaca böyle… Devamı kitapta.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.