“Dünyayı Değiştirmek İsteyen Bir Adam Var”

Poster_

Bu inanılmaz derecede büyük olan teknoloji şirketinin, modern ve teknolojik hayatlarımızın oluşmasına yardımcı olan CEO’sunun hikâyesi ve emekliliği dünyayı dizlerinin üstüne çöktürdü. Mark Hulme en başından beri bunun hem çalışanlar hem de dünya genelinde ki basın tarafından düzgün, dürüst ve tam bir şekilde tüm dünyada ki izleyici için anlatılması gereken bir hikâye ve ilham veren bir girişim olduğunu biliyordu.

Daha sonra Hulme kaynaklarından faydalandı ve kendi yaratıcı pazarlama ekibi üyesi Matt Whiteley’den Steve Jobs’un hayatını anlatan bir senaryo yazmasını istedi.

Çok bilgili ve titiz bir ekiple desteklenen Whiteley hemen bu büyüleyici Amerikan hikâyesi üstünde çalışmaya başladı. Steve Jobs 2011’in Ekim ayında hayatını kaybettiğinde Whiteley senaryo yazımında oldukça ilerlemişti ve yılın sonuna geldiklerinde JOBS’un kapsamlı ve geniş çaplı hikâyesi 250 sayfayı aşmıştı. Whiteley bu uzun hikâyede Steve’in olduğu kişi haline gelmesine yardımcı olan, hayatındaki önemli anlara, insanlara ve olaylara odaklanmayı başardı. Bu film, ABD tarihindeki en ikonik ve unutulmaz girişimin hikâyesi.

ASHTON KUTCHER TAKIMA KATILIR

Ashton Kutcher takıma katıldığında yapımı süreci daha hızlı ilerleyen bir sürece girdi. Hulme “Anladığım kadarıyla senaryoyu bir günde okudu.” diye anlatıyor. Kutcher filmin yönetmeni Stern ile iki gün sonra tanıştı ve bundan bir gün sonrada film yapımcıları ile rolü kabul etmek üzere buluştu. Hulme “Gerçekten her şey bu kadar hızlı gerçekleşti- ki bu çok önemliydi çünkü Steve Jobs karakteri yüzde kırkın üstünde diyaloğa sahip.” diye anlatıyor.

Hulme, Kutcher’ın bu role çok uygun olmasının sadece göz ardı edilmeyecek benzerliklerinden olmadığını belirtiyor. “O Steve Jobs ile çok derin bir bağa sahip. Ashton’da teknolojiye karşı sevgi  ve anlayıştan ibaret ve 10 yıldır Apple stok sahibi olduğu gerçeği var. Bence her zaman Jobs ile bağlılardı, her zaman sempati duydu ve inanılmaz derecede akıllı biri.” Stern’de benim kadar Kutcher’ın role bu kadar uygun olmasına şaşırdı. Stern “Ashton ile ilk buluşmamda zaten bir bakıma Steve’in karakterine bürünerek gelmişti. O  görüşmeden kalktığımda rolü onun alacağını biliyordum. İnanılmaz başarılı. Duygusal olarak en sonuna kadar kendini adamış. Sadece pozlardan ve mimiklerden oluşmuyor.” diyor.

Rolü için, kendisi de hevesli bir elektronik tüketicisi olan Kutcher, Jobs ile bağının zamanla çoğaldığını söylüyor. Aktör “Steve Jobs hayatını kaybettiğinde garip, duygusal bir tepki verdim ve ne olduğunu bilmiyordum.”  diyor. “Kendime ‘Hımm, niye bu kadar etkilendim acaba?’ diye sordum. Ve bu adamın hayatımı nasıl etkilediğini düşündüm ve onun hakkında bulabildiğim her yerden öğrenebildiğim kadar şey öğrenmeye çalıştım.” diye açıklıyor. Kutcher’ın menajeri ona Whiteley’nin senaryosunu uzattığında aktör Jobs rolünü almanın Thomas Edison gibi, Henry Ford gibi form ve kullanışı bir araya getiren hem güzel hem de kullanışlı ürünler yaratan dâhiyi onurlandırmak gibi olduğunu düşündüğünü söylemiş. Kutcher “Bu ikisini bir arada yapabilen çok az insan bulabilirsiniz. Onlar Leonardo Da Vinci gibi Mona Lisa’yı resmedebilir ve uçan bir makine inşa edebilir.” diyor.

Girişimci Whiteley “Steve’de birçoğumuzda eksik olan büyük resmi görebilme gibi bir yetenek var.” açıklamasında bulunuyor. “Çoğumuz şu anı görür ve düşünürken Steve uzun vadede, 10- 15 yıl sonra hepsinin nasıl birbirine bağlı olduğuna dair çok daha geniş bir perspektifi var. Nasıl gelecekte yaşamayı ve çalışmayı başardığına aklım ermiyor ama dehasının muhteşem kökleri  mutlaka buna dayanıyor.”

Kutcher Jobs’u tanımlayan özelliğin yeteneğe sahip olmasıyla birlikte hedefe odaklı olması  olduğunu söylüyor, “Birçok insanın hayır diyeceği çoğu şeye evet diyor.” Odağının en büyük bölümü harika bir kullanıcı deneyimi yaratmak. Her bir fiberiyle parçasıyla herkesten daha kaliteli  kullanıcı deneyimi yarattı. Tüm hayatını dünyadaki en harika kişisel bilgisayarı yaratmaya adadı ve bence bu güne kadarda yaptı.”

ROLÜ OYNAMAK

Hulme Jobs’un hatırlanmasını sağlayanın sabır ve kararlılık olduğunu belirtiyor. Yönetmen Stern ise ekliyor “Film genç bir adamın daha var olmayan bir vizyon için tüm olasılıklara karşı ayakta kalışını anlatıyor. 20 yıl boyunca gerçekleşene kadar da düşünmekten hiç vaz geçmiyor.” Ama Jobs’un hiçbir betimlemesi onun karanlık tarafını dışarda bıraksaydık doğru olmazdı. Whiteley, edinilen önem her zaman fedakârlık ile gelir ve bu olay için ise Jobs’un özel hayatı acı çekti.

Kişisel ilişkileri feda etmeye razı olması Jobs’un ilk ilişkilerinde bile gözüküyor. Örneğin kız arkadaşından olan ilk kız çocuğu… “Onu yıllarca yok saydı ve testler yüzde 95 onun kızı olduğunu onaylasa da babası olduğunu reddetti.”Jobs’un kimseyle iyi ilişkiler kuramadığını söyleyen Hulme bunun altındaki asıl sorunun biyolojik anne ve babasının onu terk etmiş olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Kutcher ise Jobs’un yaratıcı ve güvenebileceği bir ortak arayışının hiç bitmediğini gözlemliyor- dahi mühendis Steve  Wozniak (Josh Gad), yatırımcı Mike Markkula (Mulroney) ya da pazarlama ustası John Sculley (Matthew Modine).

Kutcher “Üçü de arayışının farklı yönlerini vurguluyor ve yollarının belli kesimlerinde hepsiyle de bir noktada anlaşamadı ve nezaketle bıraktı. Bu filmin omurgası, herkesin hayatını birlikte güzel şeyler yaratacabileceği partnerler arayarak geçirdiği. Bir şeyler yaratmak isteyen bir adam var,  dünyayı değiştirmek isteyen, değişiklik yaratmak isteyen ve bunu birlikte yapabileceği bir partner arıyor.” olarak açıklıyor.

Bazen Jobs’un hızlı ilerleyişi diğerlerini arkada bırakabiliyordu. Örneğin Sculley, Apple’ın 1984’te ki çığır açan reklamının arkasında ki kişi.

MEKÂN OLARAK

Jobs çoğunlukla Hollywood tepelerinin kuzey eteklerinde San Fernando Vadisinde çekildi. Silikon vadisine benzer küçük bir yerleşke ama filmin ilk çekimleri original bölgede Jobs’u evlatlık edinen ailesinin garajında yapıldı.

“Hikâyeyi gerçeğine uygun olarak çekmek bizim için çok önemliydi. Woz ve Jobs’un zor kararlar aldıkları yerlerde çekim yapmak hem bizim için hem de izleyici için hayatta bir kez olacak bir deneyim.” diyor Whiteley.  Jobs yaşarken de tanındı ve değer gördü. Bu başkalarıyla önemli bir farkını ortaya koyuyor. Kutcher “Steve’in yaptığı her şeyin hep bir nedeni var. Bazıları yapma nedenlerine katılmıyor ama o insanlarda Jobs’u upuzun bir zaman boyunca kutlayacaklar.” diyor.

KAST HAKKINDA

ASHTON KUTCHER (Steve Jobs) bir oyuncu, teknoloji yatırımcısı ve yapımcı. 2010’da Time Dergisi’nin en etkili 100 isminden biri olarak açıklandı. Aynı yıl şirketi Katalyst Ad Age tarafından en çok ilham veren 50 yenilik listesinde açıklandı. Şu an Kutcher CBS’in komedi dizisi “Two and a Half Men”de rol almakta. Haftada ortalama 14 milyon izleyiciye sahip dizi haftanın ikinci en çok izleneni olarak yerini alıyor. Kutcher ilk olarak Fox’un 8 sezon oynayan dizisi “That 70’s Show” ile ün kazandı. Box office’te iyi gişeler elde eden birçok filmde yer aldı. “The Butterfly Effect”, Cameron Diaz ile “What Happens in Las Vegas”, Kevin Costner ile “The Guardian”, Natalie Portman ile “Valentine’s Day” and “No Strings Attached”, ve kült hitlerden “Dude, Wher’s My Car”. Kutcher teknolojiye olan yatırımları ve Twitter ile başlayan sosyal medyadaki cesareti ile tanınıyor. 2009’da CNN’i halka açık bir yarışta yenerek 1 milyon takipçiye ulaşan ilk Twitter kullanıcısı oldu. Şu an ise Kutcher 13.5 milyon takipçiye ve Facebook’ta 13 milyon beğeniye sahip.

DERMOT MULRONEY (Mike Markkula) şu ana kadar 65 filmde rol aldı. Ashton Kutcher karşısında Apple’ın ilk finansörünü canlandırıyor. Bazı yer aldığı filmler ise; Julia Roberts ile “My Best Friend’s Wedding”, Jack Nicholson ile “About Schimidt”, Debra Messing ile “The Wedding Date”, Diane Keaton ve Sarrah Jessica Parker ile “The Family Stone”, Liam Neeson ile “The Grey”, Nicole Kidman ile “Stoker”.

JOSH GAD (Woz) NBC dizisi “1600 Penn”de Skip Gilchrist rolünü canlandırmakta, yardımcı yapımcılığını ve yaratıcılarından biri olarak görev almakta. Gad televizyon ekranına, sinema perdesine ve tiyatroya komediyi ve derinliği getiriyor. Carnegie Mellon School of Drama’dan ayrıldıktan sonra “The Lost Nomads Comedy Troupe” adı altında kendi komedi topluluğunu kurdu. Televizyon kredileri ABC’nin “Modern Family” ve FOX’un “New Girl” serilerini içermekte. Bill daha sonra Gwyneth Paltrow, Mark Ruffalo ve Tim Robbins ile “Thanks for Sharing” filminde rol alacak.

Daha önceki filmleri; “21”, “The Rocker”, ve “Love and Other Drugs”. Ayrıca “Ice Age: Continental Drift” animasyonunda Louis karakterine ses verdi ve Tony ödüllü müzikal “Book of Mormon” rol aldı.Gad şu an Arnold Schwarzenegger, Danny DeVito, ve Eddie Murphy’nin rol alacağı Universal Pictures projesi “Twins”in senaryosunu yazmakta.

FİLM YAPIMCILARI HAKKINDA

JOSHUA MICHAEL STERN (Yönetmen) “Swing Vote”tan sonra yazar ve yönetmen olarak ikinci büyük filmi. Kevin Costner’ın hem başrolü hem de yapımcılığı üstlenmesi Stern’in vizyonuna ve yeteneğine ne kadar güvendiğini göstermekte. Stern oyunculuğa ve yönetmenliğe olan tutkusu yanında yapımcılıkta yapmakta. Şu an birçok projeyi beraber yürütmekte. Bunlara Anthony Hopkins, Keira Knightley, Gwyneth Paltrow ve Naomi Watts’ın başrollerini üstlendikleri yenilikçi beyazperde uygulaması “King Lear”da dahil.

MATT WHITELEY (Senaryo) ilk senaryo yazarlık denemesi olan Witheley The Five Star Institue’un pazarlama içeriği başkanı. Pazarlama ve yaratıcı yazarlık konusunda deneyimi olan Matt TCU’da Pazarlama ve Gazetecilik okudu. The Five Star Institute’ta çalışmaya başladıktan 3 yıl sonra Ağustos 2011’de Jobs’u yazmaya başladı.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.