Düşlerimin beyazperdedeki görüntüsü

 

 Taa çocukluğumda başladı beyazperdenin düşlerime düşmesi. Beyazperdeyle düşler kurdum mavili yeşilli, masallar öyküler dinledim ondan. Sonra düşlerimin kendi beyazperdemde canlanmasını izledim. Bir oyuna dönüştü her şey zamanla. Düşlerimin renklenmesi, canlanmasıydı sinema… 

Renan Özdemir 

Şimdilerde sinema bana kış günlerini anımsatıyor. Devasa boyutlu, ışıklı alışveriş merkezlerinin geniş salonları… Starların tavana yakın yerlere asılmış romantik bakışlı,  kocaman resimleri,  patlamış mısır kokulu fuayeler… Sıcak, güvenli sinema salonları… Çıkışta ise lacivert bir akşam karşılamalı beni. Hani alacakaranlık da deriz ya tastamam öyle. Veee mutlaka ama mutlaka lapa lapa yağan kar karşılamalı. Kar soğuğu vurmalı filmin heyecanından ısınmış yanaklarıma. Sinema salonundan çıkanlar, “Aa kar başlamış,” demeli birbirlerine sokulurken. Şehrin ışıkları gözlerini kamaştırmalı, arabaların kızıl farları kar suyundan ıslanmış asfalta vurmalı ve sen filmin etkisinde, filmi düşünerek evini özlemelisin. Bir an önce eve gidip seyrettiğin filmi evdekilere anlatmalısın.

Belki de yazlık sinemaların o şaşaalı zamanlarına yetişemediğimdendir bu kış günleri sineması isteğim. Sanırım son zamanlarında bir kez gitmişliğim vardı ama o zaman da yağmur yağmıştı, filmi yarıda kesmişlerdi de ağlaşmıştık komşu çocuklarıyla.

Banu Bozdemir’in Küçük Sinemacılar kitabı anımsattı bunları bana bir bir… Çocuklar için hazırlanmış, onları sinema sanatı hakkında bilgilendirmeye yönelik, titiz bir çalışma. Ülkemizde pek de olmayan ama büyük gereksinim duyulan türde bir kitap. İşte bu, dedim kendi kendime. Çocukluğumda olmalıydı bu kitap. Kim bilir, belki de sırf izleyici olmazdım sinemayı bu denli sevmişken.

Sinemayla ilgili ne varsa kısa kısa anlatıvermiş Banu Bozdemir bize; tatlı tatlı, sıkmadan. Bozdemir, yalın ama eğlenceli bir dil kullanırken, sinemaya ait meraklarımızı gideriveriyor bir çırpıda.  Sinemanın doğuşundan başlamış, afiş nasıl yapılıra kadar ne varsa… Bir sinema filminin baştan sona nasıl hazırlandığı, hangi aşamalardan geçtiği, o seyrettiğimiz ünlü filmlerin ilginç özellikleri kısa, ama doyurucu bir şekilde anlatılmış. Sanırım bu kitabı okuyan her çocuğun sinemaya gidişi, filmi izleyişi bambaşka olacaktır; sinemadan daha bir keyif alacaktır.

Çocuklarımızın sanattan keyif almalarını, onların sanattan anlamalarını sağlamak bir bakıma biz büyüklerin de görevi… Boylarıyla birlikte onların estetik anlayışlarının da gelişmesi gerekir bence. Bu da öyle kolay bir iş değil. Çocukların iyi yapıtlarla bolca karşılaşması gerek. İşte bu kitap onu yapıyor; çocuğun estetik algısını geliştiren bilgilerle ona yeni bakış açıları, yeni alanlar sunuyor ve onu destekliyor.  Çocuğu sinema denilen o büyülü dünyanın seyircisi olmaktan alıp taaa içine çekiyor. Zaten kapak resminde film izleyen çocukların değil, film çeken çocukların olması, çocukları aktif olmaya taa baştan özendiriyor gibi.

Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, adından da anlaşıldığı gibi, küçükleri sinemacı olmaları için yüreklendirmesi. Ya da, pasif bir izleyici olmaktan öte, aktif olmaya çağırması. Ne hoş değil mi? Kitabı okuyunca, “Gerçekten,” dedim, “biz, aklımız erdiğince gücümüz yettiğince çocuklarımızın sanatla bir şekilde karşılaşmalarını sağlıyoruz. Yani çocuklar minik elleriyle kilden heykeller yapıyorlar. Piyano, mandolin çalıp şarkı söylüyorlar. İncecik sesleriyle tiyatro yapıyorlar ama sinema? Sadece izlemekle kalıyorlar. Oysa Küçük Sinemacılar kitabı çocukları sinemanın içine çekiyor.”  Eminim ki, yıllar sonra ülkemizin ünlü sinemacılarının, senaristlerinin, yönetmenlerinin, teknik ekibinin temelinde Banu Bozdemir’in Küçük Sinemacılar kitabının katkısı da olacaktır.

Mesaj çok açık. Haydi çocuklar, arkadaşlarınızla birlik olun, alın ellerinize kameraları, başlayın kendi filminizi çekmeye. Kiminiz senaryo yazın, kiminiz oynayın, kiminiz çekin.14 Kasım Dünya Sinema Günü’nde bir de kendi çektiğiniz filmi seyredin. Belki ödül olarak Altın Portakal alamazsınız ama biz büyüklerden bol bol alkış gelir sizlere. Tabii şunu da düşleyebilirsiniz: Yirmi sene sonra alacağınız Altın Portakal’ı! Neden olmasın! Ben ayrıca, tüm çocuklara şimdiden Bol Altın Portakal’lar diyorum.

Bu yazı yazar arkadaşım Renan Özdemir tarafından yazılmış Radikal Kitap Eki TÜYAP Fuarı özel sayısında yayınlanmıştır… 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.