Evden çıkar ve karşısına 22 çıkar!


Bu yazı Emre Şahin imzalı 40 filminden sonra, sayılara anlam yükleyen bir yazıya giriş olması sebebiyle yayınlandı. Yazar 22 sayısından yeni bir işaret aldığında tekrar yollara düşecek ve sayısının gizemini araştıracak! (Yazının içindeki film ve kitap isimleri yazının yazıldığı dönemde popülerdi

Banu Bozdemir

Kış geldi de evlere mi tıkıldık sanki? Yooo… Oysa ben kışın eve tıkılmayı istiyorum… Ben kışın istiyorum ki lapa lapa kar yağsın. Ben pencerenin ardında karın yağışını izleyeyim. Soba çıtırdasın, sıcaklık odaya yayılsın… Ben o sıcaklıkta yazımı yazayım… Sonra evin biraz ilerisindeki odunluktan kömür almaya gideyim karda izler bırakarak… Tabii biraz da yuvarlanarak…

Etraf bembeyaz, hava tertemiz olsun… Ama İstanbul’da kış kötü bir kabus gibi çöküyor üstümüze… Buna rağmen sokaklardayız… Madem pencereden zevkle izlenecek bir kış manzarası yok sokaklara düşme vakti o zaman…

Elimde şemsiyem, sırtımda deri pardösüm, geniş paçalı pantolonum ve ucu kalkık palyaço botlarımla kalabalıktan biraz farklı mı duruyorum ne? Sanki önümden Adını Sen Koy’daki Melis Birkan geçse iyi olur diye düşünüyorum… Onun o filmdeki enerjisine ihtiyacım var. ‘Bakın ben ne güzel oynuyorum’ enerjisine… O Eskişehir sokaklarında koşarken ben Maçka parkından, Akaretler Yokuşu’nu kat ederek Beşiktaş’a iniyorum… Akaretler Yokuşundaki o değişimin en yakın tanıklarındanım… Gerçi o salaş halini daha çok seviyordum ama neyse…

Sonra Michael Moore olmak istiyorum aniden… Onun kadar muhalif, hesap soran ve esprili aynı zamanda… Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi’nin içine dalıp onunla birlikte yapılanların hesabını sormak çok rahatlatıcı olurdu gerçekten de… Ve yine Melis Birkan önümde… Bana bir satranç tahtası uzatıyor kayboluyor… Alıyorum ama şimdi vaktim yok satranç oynamaya…

Yoldan geçen kağıt helvacıdan bir helva alıyorum. Tam ısıracakken helva bir anda kitaba dönüşüyor. Elif Şafak’ın yeni kitabı Kağıt Helva elimde… Lezzetli bir kitaba benziyor ama şimdi vaktim yok oturup kitap okumaya…

Ayakkabılarımın kalkık burunları ileriyi işaret ediyor bana… İleri de ne kadar ileri be ayakkabıcıklar? Sonra eskirsen karışmam bak… Önümde kestaneciler… Kestane içime işleyen bir koku salıyor… Diğer taraftan patlayan mısırların kokusu sesine karışıyor… Mısır denince aklıma artık GDO geliyor… GDO’lu ürünleri böcekler yemiyormuş artık… Biz yiyoruz, genetiğimiz değişecek ve bir sabah hepimiz Gregor Samsa gibi kalkacağız…Kıvıl kıvıl… Ama Gregor Samsa’lığa da mısır yemeye de vaktim yok…

Yavaş çekim duraklara doğru yol alıyorum. Kafamı yerden yavaş çekim kaldırıyorum… Ve onlarla karşılaşıyorum… Yıllarca takip ettiğim o ana kızla!

Anne ufacık, kız kocaman… Aralarındaki tezatlık beni onlara yönlendirmişti… Sanki bu dünyadan değil gibilerdi… Ya da bu zaman diliminden… Annesi yönlendiriyordu kızı ve kendisini hayata karşı…

Onları her gördüğümde takıldığım gibi yine takıldım peşlerine… Onları takip etmek çok hoşuma gidiyor ne yapayım? Önce eski bir fırına uğradılar. Ben dışarıda bekledim. Ekmek, galeta falan adılar. Anne eski filelerden kullandığı için her aldıkları görünüyordu…

Sonra aktara girdiler… Bitki karışımları hazırlattılar. Onlarda fileye. Çiçekçiden kocaman bir buket çiçek aldılar. Kız çiçekleri koklamaktan bir hal oldu. Bir an onları yer diye bekledim ama yemedi…

Bu kez onları evlerine kadar takip etmeye karar verdim. Bugüne kadar hiç o aşamaya gelememiştim. Çünkü çok fazla dolaştıkları için benim vaktim ve enerjim onları sonuna kadar takip etmeye yetmemişti. Baktım kalkık burunlu ayakkabıma… O da ‘varım’ dedi bu takip oyununa… Yavaşça yol aldık evlerine doğru… Kız uçarı bir vaziyette ilerledi, koca vücudunu havalara uçurup uçurup indirdi… Anne filesiyle baş etmeye çalışıyordu. Ben de beni onların peşinden sürükleyen merak duygumla… Yürüdük epeyce bir. Sonra tek katlı bir evin önünde durduk… Bahçenin kapısı açıldı, kız uçarak içeri girdi, anne kendinden önce fileyi soktu bahçeye…

Sonra ben kaldırdım kafamı yine ağır çekim…Ve kapının üstünde o rakamla karşılaştım… Uğurlu rakamımla… 22… Bu bir işaretti ve ben doğru iz üzerinde olduğuma karar verdim…

Bu macera devam edebilir de etmeyebilir de sayın okuyucu… Bunu zaman gösterecek ve de 22…

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.