Film izliyorum ama nasıl?

Basın gösterimlerinde sessiz sedasız, telefonun ışığını bir kere bile yakmadan, steril ve tam konsantre film izlemeye alışkınız… Zaten bunu bilmeden gelenleri (yani telefonuyla pek bir haşır neşir olanları ve sıkça konuşanları ikaz ederek sindiriyoruz. 🙂

Banu Bozdemir

Hayatımın neredeyse 15 yılını basın gösterimleri ve festivallerde film izleyerek geçiriyorum.  Basın gösterimlerini izlemeye başladığımda Özen Film’in içindeki taş çatlasın on kişilik özel gösterim salonunu da hatırlıyorum, Warner Bros’un Digitürk’ün karşısındaki 30 kişilik minik ama sevimli salonunu da… Hatta geçen haftalarda aylardan sonra ilk defa orada bir gösterim yapıldı. Zar zor sığdık o ayrı ama ben için nostaljik bir tat oldu yine…

Basın gösterimlerinde sessiz sedasız, telefonun ışığını bir kere bile yakmadan, steril ve tam konsantre film izlemeye alışkınız… Zaten bunu bilmeden gelenleri (yani telefonuyla pek bir haşır neşir olanları ve sıkça konuşanları ikaz ederek sindiriyoruzJ  Özellikle de Ali Ulvi Uyanık!

Geçen gün Gmall’de oturmuş (neredeyse her gün basın gösterimi var) sabah sohbetlerimizi eylerken Ali Ulvi Uyanık Japonya’da film izleme deneyimlerini aktardı bize… Hepimiz Japonya’ya gitmek istedik! Film izlerken o kalabalık güruhun bir kez bile telefonuna bakmadığına, konuşmadığına hatta mısır yerken ses çıkartmadığına değindi… Biz de ise telefonların ışıkları ateşböceği gibi ortalığı aydınlatır, insan fısıltıları eksik olmaz. En önemlisi de mısır sesleri tüm ilgi ve alakanızı yerle bir eder.  Es kaza bir filmi basın gösteriminde izlemeyi kaçırdım diyelim. Sinemanın yolunu tutmak nasıl büyük bir eziyet ve stres kaynağı anlatamam. Bazılarınız bu tavrı ukala bulabilir ama öyle değil… Sinema bir eğlence eyvallah ama lunapark eğlencesi değil ki!

Telefonundan bu kadar ayrılamıyorsan filme girme, arkadaşınla sohbet etmek istiyorsan cafeleri tercih et be arkadaşım… Bir de benim gibi ekstra takıntılı bir insansanız vay halinize! Film yalan olabilir, çünkü yanınızda yörenizde daha güzel ama gerilimli bir film dönüyor. Bir kere Fitaş’ta bize 20 dakika reklam izlettirdiler. Yani filmin başlayacağım saatte reklamlar başladı. Salonda olay çıkarttım ama telefonlarına, arkadaşlarına ve mısıra sığınmış insanlar tarafından alçaltıcı bakışlarla kınandım… Ben reklam değil film izlemeye geldim diye bağırırken apar topar film başladı ve bende diğer konulara takacak kıvama geldim bu sayede.

Başka bir konuda alakasız bir filme çocuklarını getiren ebeveynler. Ya konuyu okumadan giriyorlar ya da çocuklarının çok zeki olduklarını düşünüyorlar. Çocuk bir süre sinema salonunun gizemine kendini kaptırıp sesini çıkartmıyor ama altyazıları okuyamadığı ya da takip edemediği için bir süre sonra mızmızlanmaya başlıyor. Ben arka sıralardan çocuğun sesin duyarken anne babasının duymayıp, filme olan konsantrasyonlarını bozmamalarını da takdirle karşılıyor aynı zamanda esefle kınıyorum. 🙂

Başka bir salon siniri de film biter bitmez ayağa kalkan ve amaçsızca önünüzde dikilen insanlar… Jenerik izleme zevkiniz (jeneriğin de zevki mi olurmuş demeyin) yerle bir oluyor. İzlemesem bile önüme dikilen insanla izleme isteği oluşuyor. Etki – tepki meselesi sanırım.

Yani diyeceğim şu ki, basın gösterimlerinden memnunum…:)   Çünkü çok alıştım.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.