Gaz, göz arpacık…

yazılık


Bu yazıyı yine bizi bu şehirde sıkıştıran yaşam halleri üzerine yazıyorum. Malum son günlerde bir hayli gazlı günler geçirdik. Artık gaz o kadar içime işlemiş ki, bunu kişisel gaz esprisi haline bile getirmeyi başardım. Kişisel gaz, fıss! Sana ters bir şey diyen mi var, ters gözle bakan mı var. Ağzından bir fıs çıkarıp sıkıyorsun sanal gazını o kişinin üstüne!

Banu Bozdemir

Artık sıcak çatışma denen şey tarihi karıştı. Eskiden polislerin copla giriştikleri, eylemcilerin arasına daldıkları kütük gibi coplar artık pek işlevsiz. Çünkü onların da darbe alma ihtimali vardı sıcak çatışmada. Şimdi daya suyu, sık gazı, etraf sütliman. Oh ne ala memleket.

1 Mayıs’ta Taksim’i hedef seçen bünyem polis barikatlarını aşamadı. Her yeri kapayan ve bundan zerrece gocunmayan devlet milleti mahallesinin dışına salmadı. Gazlı mahallelerimizde işçi bayramını kutlamak için her yolu denedik ama her defasında püskürtüldük. Sonra devletin mahzeninden bir açıklama geldi. Biz istedik ki halkımız 1 Mayıs’ta piknik yapsın! Gaz pikniği mi? Elbette dalga geçiliyor bizimle, Emek sinemasını gözümüzün içine baka baka, büyük bir nefretle yıktılar. Ben anlamakta zorlanıyorum bu saçma inadın kaynağını. Ve yine gözümüzün içine baka baka üçüncü köprü, üçüncü havaalanı yapıyorlar. Sonra da basını oraya gönderip haber yaptırıyorlar. Köprü geçecek sizin buradan, topraklarınız değerlenmiş, hadi hayırlı olsun tarzında. Yurdum insanı da ‘iyi ki bunca yıl sabrettik satmadık üç dönüm arazimizi, değerlendik biz’ diye seviniyor.  Ağaçlar patır patır kesilecek ama kimin umrunda, yoksulluğun bellerini büktüğü insanlar biraz daha fazla para geçerse elime rahat ederim derdimde.  Kızamıyor insan, aslında şimdi kızamıyor ama ileride pek fena kızacağız. Üçüncü İstanbul için bütün şehri kesiyoruz demezlerse şanslıyız yani!

Etrafımızda kat be kat artan otoyollarda trafikten dolayı yol alamazken, bize bir bisiklet yolu yapsanız da rahat rahat yol alsak diyoruz ama kimsenin umrunda değil. İşleri güçleri herkesin tek tek bindiği arabalara daha fazla yol yapmak. Biraz daha harmanlıyoruz şehri ey halkım, araba almaya devam mantığı bakalım nereye kadar. Bisiklet dibine kadar özgürlük vaat eden bir araç ama bu şehirde ezik bir alet oldu çıktı. Arabaların arasından geçerken pardon kelimeleri sarf ederek, bir arabanın yolunu işgal ettiğini düşünerek yol alıyorsun çünkü her şeyiyle eziyor bu şehir doğal yaşamaya çalışan insanı!

Var olan yerleri biz korumaya çalıştıkça elimizden kayıp gidiyor her şey. Bu kadar yoğun değişim süreci yaşadığımızı hatırlamıyorum ben. Her şey değişmeli, her şey yok edilmeli kafası bakalım bir yerde patlar mı? Patlarsa da bizim kafamızda patlayacak yine sanırım. O yüzden gaz, gör arpacık diyorum ve bu şehre olacakları yakinen takip ediyorum. Tabii bir de üzülerek!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.