Godard ve herkes!

Godard’ın sinema tarihindeki önemi ve ciddiyeti tartışılmaz. Sinemanın en devrimci, yeni dalgacı, en yenilikçi yönetmenlerinden biri olunca hayatının filme çekilmesi de kaçınılmaz oluyor adeta. Yönetmenin politize zamanlarında çektiği La Chinoise / Çinli Kız filminin setinde ve 68’in dönem atmosferinde geçen Godard ve Ben Michel Hazanavicius’un mizahı yanıyla Godard’a değişik ve yakın bir saygı duruşuna dönüşüyor.

Banu Bpzdemir

Çinli Kız’ın çekimleri sırasında filmin başrolünde oynayan ve 20’li yaşlarda olan Anne Wiazemsky ile aşk yaşayan ve hatta evlenen Godard’ın filmin gösteriminden sonra aldığı tepkilerle yaşadığı sorgulama sürecini anlatan film 68 olaylarını ve bunun yönetmen üzerindeki etkilerini sorguluyor bir yandan.

Anne Wiazemsky’nin anılarından (ikilinin evlilik ve ayrılma sürecine kadar geçen on yıl) beyazperdeye uyarlanan film, Wiazemsky’nin geçtiğimiz aylarda yaşamını yitirmesiyle değişik bir anlam bile kazanmış olabilir. Çinli Kız her biri ayrı siyasi görüşü olan, olaylara duyarsız kalamayan gençleri ve onların yöntemlerini anlatıyordu. Daha çok teorik bir anlatıyla fikirlerini aktaran gençlerin söylemlerinin ana eleştiri noktası Amerika’nın dünyanın geneline uyguladığı baskıcı politikalar. Filmin kimi zaman absürtleşen anlatımı Godard ve Ben’e de ilham kaynağı olmuş gibi. Ama The Artist’in yönetmeni Hazanavicius’un ellerinde muzipçe şekillenen film sıra dışı Godard’ı farklı ama ona olan saygıyı da elden bırakmadan karşımıza çıkıyor.

Önemli toplumsal olayların insanların hele de yaşamını farklı doktrinlerin üzerine inşa etmiş bir yönetmenin etkileşimiyle anlatmak mükemmel bir fikir. Çünkü 68, Godard’ın hayat felsefesini neredeyse tamamen farklılaştıran hatta darmaduman eden bir süreç. Tabii film Godard’ı bir abide olarak resimlemekten uzaklaşıp onun sıradan, çelişkili ve hezeyanlı ve hatta bunalımlı hallerine yaslanıyor ve Hazanavicius bunu zaman zaman Godard kareleri ve mizansenleriyle inşa ediyor, yani filmini ona yakınlaştırıyor, hatta seyirciyi de Godard’a yakınlaştırdığını bile söyleyebiliriz.

Çünkü çoğu zaman ünlü kişilikleri önlerine çektikleri setle tanırız ve oradan bakarız. Ama arka planda yaratım süreçlerinin  detaylarını çoğu zaman elde edemeyiz. Ancak bir anı kitabı, bir film bu detaylı arka planı bir anda karşımıza çıkarıverir. Bu filmde yapılan da bu! Çelişkiler yumağına dönen bir yönetmenin aşk hayatıyla, suçluluk duygusuyla ve sataşma haliyle ortaya çıkan keyifli bir seyirlik. Birçok insanın Godard’ın zorluğuna ilişkin düşüncesini değiştirecek, onu normal kalıplara çekecek kadar anlamlı bir çalışma olmuş.

Yorum gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İçinden sinema geçen yazılar…

Banu Bozdemir Kitapları

Yorumlar

öteki sinema

Arşiv

© 2012 Banu Bozdemir
Powered by WordPress, Endless & Sneek