Gökhan ve Nuh için adalet!

İnsanın aklına arkadaşlarını kaybedeceği hele ki akla hayale sığmaz yollarla kaybedeceği gelmiyor. Yaklaşık altı ay içinde iki yakın arkadaşımı feci şekilde kaybettim.

 

Banu Bozdemir

Biri okuldan arkadaşım, fotoğrafçı, Araf Bar’ın ortağı, basılsaydı bir kitabı olacak olan Gökhan Keptığ’dı… Hayatımda tanıdığım en kafası karışık ve naif insanlardan birisiydi. Okul yıllarımız çoğunlukla beraber geçti, Fransız Kültür’de film izlemelerimiz, Haydar’da, Jitan’da içmelerimiz… Okula ilk başladığımızda Öğrenci Kültür Merkezi’ndeki (ÖKM) her kulübe üye olmuştum, o da gelip hem gazeteci, hem tiyatrocu, hem fotoğrafçı Banu şakasını yapmıştı, hep beraber gülmüştük ve yıllar sonra ‘hepsini yaptın gerçekten’ diyerek bir kere de daha gülmüştük.

26038112

Kitap yazmıştı, ben Leylalı Haller’e yayıncı ararken o da Kukumav adlı kitabına yayıncı arıyordu. Birbirimize bir sürü yayınevi önerip güzel hayaller kuruyorduk, bir de film hayali vardı, deneysel. O çekecek ben de tanıtımını yapacaktım. Güzel hayaller bir motosiklet kazasıyla takla attı, ters döndü. Benim güzel arkadaşım o yeşil motosikletiyle bir maç dönüşü Feriköy Yokuşu’nu çıkarken kendisine çarpan alkollü sürücü sonucu hayatını kaybetti. İnanmak zor geliyor, ölüm bu ülkede ya da her yerde çok yakında ama arkadaşlarına konduramıyor insan. Hele de beraber planlar yapıp, onları gerçekleştirmeyi beklediğin arkadaşlarınla… Gökhan hayalleriyle karşılardı hepimizi, hayatında düzeltmek istediği, hatta İstanbul’dan gitmek yönünde düşünceleri vardı. Güler yüzlüydü, içinde hep ince bir hüzün olsa da! O hüznü alırdım sohbetle eritmeye çalışırdık. Benim güzel hayalleri olan arkadaşımın davası hala sürüyor, onun için adalet bekliyoruz, adalet istiyoruz…

c2670eee-fa23-420e-a857-0cbc05cf04c8

Nuh Köklü… Üniversite öğrencisiyken Nokta’da staj yaptığım sırada tanışmıştım kendisiyle. Şafak Altun, Serkan Seymen ve Nuh Köklü gibi üç güçlü kalemin yanında olmak benim için çok iyiydi, onlarla konuşmaktan, habere gitmekten ve ortak dosya yapmaktan çok keyif alıyordum. Ablamın arkadaşı olan Şafak Altun’la ablam arasında geçen ‘eti de kemiği de sizin’ lafı hala kulaklarımdadır. Nuh pop kültüre olan tutkusu ve o tutkuyu yazılarına taşımasıyla benim ekolüm olmuştur diyebilirim staj yaptığım yıllarda ve sonrasında! Ajda Pekkan sevgisi olan pop kültür tarihi kitabı bile yaptırmıştı. Bir kış akşamı, kar o kadar yoğun yağmıştı ki dergide mahsur kalmıştık birkaç arkadaş. Daha doğrusu gitmeye çalışıp gidememiş ve dergiye geri dönmüştük. Tabii kartopu oynamayı da ihmal etmemiştik o akşam. Kartopu yüzünden öldüğü haberini alınca içim nasıl sızladı anlatamam. Hiç akla hayale gelmeyecek, evet Nuh’a deseniz gülecek, hatta hepimizin güleceği bir sebep gelip Nuh’un kalbinden vurmuştu. Nuh’un ağzından dökülen ‘bu bir rüya olmalı’ sözlerini o kadar iyi duyuyorum ki, yani nasıl söylediğini… Hem gerçekçi hem inanmaz, hem acı hem şaka. Kartopu oynarken bıçaklanacağına, öleceğine kim inanır, kim aklına getirir ki?

Nuh’la iyi bir arkadaşlığımız oldu ne zaman karşılaşsak iki lafın belini kırardık. Onun da hayalleri vardı, yurt dışına gitmişti ve hep gitme isteğinde gibiydi. NTV’de güzel belgesel programlara imza attı, farkını orada da ortaya koyduğunu düşünüyorum çünkü iyi bir kalemdi. Ama o da kıymeti bilinmeyen iyi kalemlerden işte. Piyasanın istediği yazmak yerine gönlünden geçeni yazan, son dönem medyanın çizgisi dışında kalan, muhalif, devrimci bir adamdı işte Nuh! Ben o esnaf tarafından muhalif kişiliğiyle onun ve diğerlerinin mimlendiğini düşünüyorum. Evet bu bir nefret cinayetiydi, kartopunu kana bulayacak kadar derin bir nefret! Nuh içinde adalet bekliyoruz, adalet istiyoruz. Güzel insanlara adalet gelmiyor, ne yazık! İkisinin de acısı yüreğimde sanırım hiç geçmeyecek, hep bir yerlerde sızlayacak bir acı olarak da kalacak! Güle güle arkadaşlarım… Bir şeyler karalamak istedim ardınızdan…

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.