‘Hiçbir müze oyuncak müzesi kadar tarihi doğru anlatamaz’

Sunay Akın’la bir araya gelince her zaman laf alafı açar, keyifli, bilgi dolu masalsı bir yolculuk başlar. Bu kez de öyle oldu. Sunay Akın’la Ataşehir’de açılan oyun müzesinden yola çıkarak inanılmaz bir sohbet gezisi yaptık. Sunay Akın’ın sürprizleri bitmiyor elbet, sırada masal müzesi varmış. Oyun, oyuncak ve masalların çocukların dünyasında hep kalmasını sağlayan Akın müzelerin koruma’ kültürünü geliştirdiğini de sözlerine ekledi.

Banu Bozdemir

Oyuncak Müzesi 2005’ten beri var ama bir de oyun müzesi açıldı, açtınız. İkisinin arasındaki fark nedir ve böyle bir müze açma fikri nasıl oluştu?

1990’lı yılların başlarında yurt dışına çeşitli edebiyat  ve kültür etkinliklerine davetli olarak gitmeye başladım ve gördüğüm onca şehir arasında en mutlu olduğum yerler hep müzeler oldu. Daha önce kitaplarda okuduğum bilgiyle ilk defa yüz yüze gelişimde Nunberg Oyuncak Müzesi’ni ziyaret etmiştim. Çok etkilendim. Sonra gezdiğim gördüğüm ülkeler arasında çocuk tarihiyle ilgili müzeleri hep tarihime almaya başladım. Diyebilirim ki gezip görmediğim oyuncak, oyun ve masal müzesi kalmadı. Ve derken Kırdığımız Oyuncaklar adlı kitabı yazdım. Ama tüm o müzeleri gezerken neden bundan Türkiye’nn haberi yok diye de hayıflandım. Ve karar verdim oyuncak müzesini bir gün ben kuracağım. Bir sanatçı ve yazar olarak kitaplarımdan ve sahne oyunlarımdan kazandıım teliflerle İstanbul Oyuncak Müzesi’ni kurdum 2005 yılında. Göztepe semtinde, beş katlı tarihi bir konak’ta.

Evet diğer yüksek binaların arasında tek başına kalmış…

Bu köşklerden binlerce vardı. Rant uğruba tarihimiz, kültürümüz yok edilirken  tarihini koruyan, korumakla da kalmayıp bunu müzeye dönüştüren benim. Beni marifetmiş gibi değil üzülerek söylüyorum. Oyuncak tarihini ele alan müzelerde şöyle bir sacayağı var. Oyuncak, oyun ve masal. Çocuk müzesi adı altında bunlar bir araya gelip kurulabiliyor, ya da okul müzeleri de var. Ben ayrı ayrı ele almayı düşündüm. Oyuncak müzesini burada kurduk. İçimde hep bir ukde vardı. İstanbul’a bir de oyun müzesi kazandırmak. Ben bu düşüncemi bir toplantı esnasında Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’ye anlattım. Çok lgilendi ve Ataşehir Belediye’sine ait Mimar Sinan Parkı’nda bulunan iki tane tek katlı binayı bu iş için ayırabileceğini ve bu müzeyi kurmaktan mutlu olacağını söyledi. Bu konuda çok duyarlı davrandı. Oyun müzesinin bir park alanı içinde olması lazım. Binaların birinde dünya oyun tarihinin anlatıldığı müze kısmı var, öteki tarafya ise atölye kısmı var. Tiyatro sahnesinin olduğu, çalışmaların yapılabileceği atölye. Ama asıl oyun müzesi park alanıdır. Öyle tasarlandı zaten.

Çocuk ve müze fikri pratikte nasıl anlam kazanıyor, dokunmayı sevdikleri için…

Evet güzel. Her yer çocuğun eğitildiği alandır aslında. Çocuk sinemada yüksek sesle konuşmamayı öğrenir. Çocuk müzede sanat eserlerine dokunmamasının eğitimini alır. Çocuğa bunu kendi dünyasının diliyle anlatmak doğru olan. Çocuğun burada aldığı hayallerinin önemi. Oyun  oynadığı anın zenginliği, güzelliği. Oyun oynamanın çok güzel ve özel olduğu. Bunu çocuktan önce anne baba almalı, onları da eğitiyoruz. Oyun çocuğun boş zamanlarında oynayacağı bir şey değildir sadece. Çocuğun özü, kendisi oyundur.

Peki bilgisayarların, sosyal medyanın çocukları oyun alanlarını ve araçlarını etkilediği aşikar. Siz neler söylersiniz?

Oyuncaklarla oynayan çocuklar o oyunlarda kendilerine başrolü verirler. Oyunların senaristi de yönetmeni de kendisidir. Bilgisayarla oynayan çocuk ise labirentin ortasındaki peyniri bulmaya çalışan fareden farksızdır. O fare o peyniri bulmadı, oraya giden bir tek yol var onu da oraya ben koydum.  Çocuk o fareden farksızdır. Son derece tehlikeli ve yanlıştır. Oyuncaklarla oynayan çocuk bilgisayarla oynayan çocuktan daha faydalıdır kendisine ve çevresine. Hele doğada oynayan çocuk. Çocuk bir taşı kaldırır altındaki böcekleri görür. Orayı oyun alanı yapar. Deniz kenarında deniz kabukları, çakıl taşları hele de kumdan kale yapabiliyorsa ne ala… Teknoloji onu tanımıyor, onu esir alıyor yoksa teknolojiyle haşır neşir olacak ama esir almasine izin vermemek lazım.

Peki müzelere belirli aralıklarla oyuncaklar geliyor mu yani güncelleme yapılıyor mu?

Bunlar bütçeyle, müzenin maddi olanaklarıyla ilgili. Bir müze kendisine her yıl yeni eserler kazandırmalı, ben bunu oyuncak müzesinde yapıyorum. Ama oyun müzesi daha yeni açıldı umarım yapılır.

Siz yaptınız ve devrettiniz sanırım oyun müzesini…

Evet ben orayı Ataşehir Belediyesi için kurdum. Oranın başına da çok değerli yazarı Orhan Bahtiyar’ı getirdik. Çok da iyi oldu. Fakat yeni oyunların alınıp oraya konulması gerekir, doğru. Daha çok yeni umarım ileride olur. Biz aslında çocuk tarihini doktorlara borçluyuz. Ne zaman ki 1800’lerin ortalarına doğru hekimler koruyucu aşıları buldu, ondan sonra bütün bakışlar çocuklara yöneldi. Aşılar bulunmadan evvel çocuk ortada yoktu,yaşayacağı belli olmadığı için yatırım yapılmıyordu. Aşıdan sonra çocuk kıyafetleri, çocuk aşıları, çocuk odası, çocuk oyun ve oyuncakları ondan sonra altın çağını yaşadı. Oyuncaklar burada, oyunlar ise Ataşehir’de sergileniyor.

071437_sunay-akin

Ne tür oyunlar var?

Hepimizin bildiği resimli küp oyunları. Puzzle gibi aynı yüzde birleşiyor resimler Çok ilginç inşaat oyunları var. 1860’lı yıllara ait Almanya’da üretilen bahçe peyzajı oyunu var. Kağıttan oyunlardan tutun da Viktorya dönemine ait misket oyunlarına kadar… El yapımı bebek oyunları var. 1895 yılında çizgi roman ortaya çıkınca The New York gazetesinin Pazar ekinde ilk çizgi roman yayınlandıktan sonra oyun kültürüne çizgi romanın hakim olduğunu görüyoruz. Walt Disney, Temel Reis, Asterix, Red Kit. Hele ikinci dünya savaşından sonra Süperman ve Batman. Bir yerinde de sadece masal kahramanlarından türeyen oyunlar var. Pinokyo, Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ve Gretel gibi. Aslında optik oyunlar da çok etkili. Laterna Magica oyunları ve kuklalar. Kuklalar da oyun kültürünün en önemli eserleridir.

Peki Türk külütürnden yansıyan bir şey var mı? Hacivat ve Karagöz, Keloğlan, Nasreddin Hoca gibi…

Biz de çok oyuncağa girememiş, oyuncaklaşamamış bu karakterler. Bunu biz sadece işin hayalinin ustalığına vermişiz. Şimdi bu konuda üretim yapanlar var ama destek bulamıyorlar. Hacivat ve Karagöz yerel karakterlemiz. Mesela İbiş özgün değildir. Aslında şuna geliyor. Hayal kahramanları çizgi romanla oraya çıkar. Biz de ne yazık çizgi romanın değeri anlaşılamadı. Dünyada oyuncak sektörü sırtını çizgi romana yaslayıp büyüdü. Çizgi romanlarla sinema doğdu, güçlendi, sinemada aynı şekilde. Bizim ülkede oyuncak endüstrisinin güçlenmesi için çizgi romanın güçlenmesi lazım. Biz bu aradaki köprüyü göremedik, hala da anlayabilmiş değiliz. Oyun müzesinde bütün bunların örnekleri var.

Oraya nasıl bir ilgi oldu, çocuklar mutlaka seviyordur..

Çok ilgi görüyor. Oyun, oyuncak ve masal üçlemesinden yola çıkar çocuklar…

O zaman masal müzesi de mi yolda?

Evet Kartal Belediye Başkanı  Altınok Öz’le bir sohbetimde masal müzesi kurmak istediğimi söyledim. Kendisi Kartal’da bahçe içinde bir yeri bu işe ayırdı. Onun girişimi ve desteğiyle İstanbul yakında bir de masal müzesi kazanacak.

Onun içeriği nasıl olacak?

Ben masal müzesini nasıl kurmalıyım diye çok düşündüm. Farklı bir şey yapmak istedim. Masallar önce sözlü oarak anlatıldı, sonra yazı icat edildi. Laterna Magica sayesinde oyunlar duvara yansıdı. Kuklalarla anlatıldı, çizgi romanları ortaya çıktı. Ve masallar sinemaya aktarıldı. Masallar radyoya anlatıldı, masal plakları çıktı. İşte masalların nasıl anlatıldığının öyküsünde masalları sunacağım ziyaretçilere. Örneğin masal kahramanlarını sözümü ettiğim plaklarda görecekler. Masal kahramanlarının oyuncaklarını ve kuklalarını görecekler. Masalların anlatılma yöntemlerinin içinde masalları sunacağım. Oyuncakları seven bir çocuk o ülkenin doğasını, ağacını, her şeyini de sever ve onları koruma altına alır. En önemli eğitim de budur.

Çocuk müzesinin çocuk parkında olması aynı zamanda parkların, çocuklarla bütünleşen oyun alanlarının önemine de dikkat çekiyor diyebilir miyiz?

1930’lu yıllarda Proust’un ünlü planı vardır gezi alanı olarak. Taksim bölgesinin tasarlandığı ve İstabul’a parkların kazandırıldığı yıllar. Cumhuriyet’ten önce dört park vardı İstanbul’da. Abasağa Parkı denilen yer aslında Abbasağa Parkı değildir. Oranın ası Abbasağa Çocuk bahçesidir. Birçok yere park değil çocuk bahçesi adını vermişiz. Bir defa bunu unutan bir millet parklarını koruyamaz.  Çocuk bahçesi dediğmiz zaman her şeyin merkezine çocuğu koyuyoruz. Bir defa çocukların oynayacağı, arkadaşlık kuracağı alanlara ihtiyaçları var. Çocukları oynasın diye getiren aileler de birbiriyle iletişim kuruyor. Ama günümüzde otoban kenarına yapılan yeşillendirmeyle parklar bir tutuluyor. Bu konuda yöneticilerle fikirlerimi paylaşmaktan mutlu olurum.

Büyüklerin ilgisi nasıl peki bu müzeye?

Büyükler çocuklarını getirdiklerini sanıyorlar ama buradan çıkarken kendi çocukluklarıyla buluşup çıkıyorlar. Çıkarken bir eliyle çocuğunun elini, diğer eliyle de kendi çocukluğunu tutup çıkıyor. Büyükler de çok derin burası.

Bir yandan da sosyal, siyasi kültürel yanıyla bir tarih akışı sunmuş oluyorsunuz…

Hiçbir müze oyuncak müzesi kadar tarihi doğru anlatamaz. Sanayi, keşif, mimari, moda, uzay teknolojisi ve taşıtların tarihine kadar her şey var burada. Başka hiçbir müze iki saatlik ziyarette ziyaretçisine bu kadar fazla bilgi sunamaz.

Başka çocuklarla ilgili projeler var mı kafanızda?

Ben bir de İstanbul’da çocuk olmanın tarihini anlatan bir müze düşünüyorum. Çocuk İstanbul. Anadolu’daki çocuklar daha çok severler İstanbul’daki çocuklardan burayı. Çünkü İstanbul bizim için sinemadaki İstanbul’dur. Büyülü insanların olduğu yerdir. Ben İstanbul’da olmayı hayal ettim çocukken. Bütün bu müzeleri niye ben kuruyorum biliyor musun? İstanbul’a ilk defa altı yaşında geldim. Babam bizi ilk arkeoloji müzesine götürdü. Babamın o mutluluğunu asla unutamam. Sonra Trabzona dönünce müzecilik oyununu keşfettim ve oynamaya başladım. Sanırım bunun etkisi çok oldu… Bu yüzden her kente bir oyuncak müzesi kurulmalı, aileler çocuklarıyla beraber AVM’de gezmek yerine oralarda gezmeli ve eğlenmeli…

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.