İlk Kez Düzenlenen 54. Ulusal Yarışma Yola Çıkıyor!

İlk kez düzenlenen 54. Ulusal Yarışma, Türkiye sinemasının geleceğinden endişe duyan sinemacıların, sinema kurumlarının ve izleyicilerin desteğiyle yola çıkıyor.

Uluslararası Antalya Film Festivali Ulusal Yarışması’nın iptal edilmesi kararına itiraz etme niyetiyle düzenlenen 54. Ulusal Yarışma, hem Türkiye sinemasının tarihini korumayı ve kutlamayı, hem de sinemacı ve izleyicilerin kaygılarını gözeten bir festival kültürü oluşturmanın yollarını aramayı amaçlıyor. Bir süredir sansür ve boykotla anılan film festivallerinin, aslında çok sesli sanat etkinlikleri olabileceğine inanan 54. Ulusal Yarışma, sinemanın tüm dallarından filmlerin, uluslararası beklentileri karşılamaksızın değerlendirilebileceği bir platform oluşturmayı hedefliyor.

  1. Ulusal Yarışma, Behlül Dal’ın dizelerini slogan olarak kullanıyor: “Bir Gün Yine Döneceğim O Şehre”

Uluslararası Antalya Film Festivali’yle eş zamanlı olarak 20-27 Ekim tarihlerinde düzenlenecek olan 54. Ulusal Yarışma’nın jüri üyeliğini Hülya Uçansu, Kadir İnanır, Nihal Yalçın, Sarkis, Sevin Okyay ve Tayfun Pirselimoğlu üstlenecek. Ayrıca Tül Akbal Süalp, Okan Arpaç ve Ali Deniz Şensöz’den oluşan Sinema Yazarları Derneği SİYAD jürisi de bir ödül takdim edecek.

Hakkımızda

 Bizler, Uluslararası Antalya Film Festivali Ulusal Yarışma kategorisinin kaldırılmasından memnun olmayıp, Ulusal Yarışma’yı kendi imkanlarıyla gerçekleştirmeye çalışan insanlarız. Bunu neden yaptığımıza dair daha detaylı bilgiye manifestomuzdan ulaşabilirsiniz.

İlk kez düzenlediğimiz 54. Ulusal Yarışma’yla birlikte, yarışmanın sinemacılara ve izleyicilere sunduğu imkanları yeniden sağlamayı amaçlıyoruz. Ulusal Yarışma’nın tarihine sahip çıkarak, Türkiye’de sinemanın yolculuğunu kutlamak istiyoruz. Ulusal Yarışma’nın Antalya’da gerçekleşmesini istiyoruz ancak o gün gelene kadar, imkan bulduğumuz her yerde Ulusal Yarışma’yı düzenleyeceğiz.

Tam da bu yüzden sloganımız, Behlül Dal’ın mısralarından geliyor: Bir Gün Yine Döneceğiz O Şehre.

Bu yıl Ulusal Yarışma, İstanbul’da gerçekleşecek. Yarışmaya katılmak isteyen sinemacılar, 15 Ekim 2017 tarihine kadar internet üzerinden başvurularını yapabilir. Seçilen filmler, 17 Ekim tarihinde açıklanacak.

  1. Ulusal Yarışma, Antalya Film Festivali ile aynı tarihlerde, 20-27 Ekim 2017’de Beyoğlu Sineması’nda gerçekleşecek. Ön elemeyi geçen filmler, daha önce pek çok festivalde jüri görevi üstlenmiş sinema profesyonelleri, sanatçılar, yazarlar tarafından değerlendirilecek. 54. Ulusal Yarışma’nın ödülleri, 26 Ekim 2017 tarihinde gerçekleşecek bir ödül töreniyle sahiplerini bulacak.

Sinemayı seven insanlar olarak bizlerin festivaller, bütçeler, ödüller üzerinde bir söz hakkımız olmayabilir. Anlatmak ve dinlemek istediklerimiz sansür ve baskıyla engellenmiş de olabilir. Ama filmlerimiz, zevklerimiz, hayallerimiz, tarihimiz her zaman bizlere aittir. Bunu göstermek isteyen herkesi 54. Ulusal Yarışma’ya katılmaya çağırıyoruz.

Manifesto

 Bu yıl ilk kez düzenlediğimiz 54. Ulusal Yarışma, Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel’in Uluslararası Antalya Film Festivali Ulusal Yarışması’nın iptal edilmesi kararının ardından, sinemanın geleceğine dair duyduğumuz endişe, itiraz etmeye dair acil ihtiyacımız ve pek çok sinemacının ve sinema kuruluşunun tepkisinin verdiği umutla yola çıktı.

Bir süredir film festivallerinde sansürün artmasıyla başlayan tedirginliğimiz, Türkiye’nin en köklü sinema organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Uluslararası Antalya Film Festivali hakkındaki hayati kararların, sinemacı ve izleyicilerin kaygıları gözetilmeksizin alınmasıyla birlikte artıyor. Film festivallerinin merkezine sinemanın, sektörün, izleyicinin yerine  “prestij”, “kalite”, “marka değeri” gibi kavramların oturtulmasının, ne uluslararası ne de ulusal alanda sinemanın gelişimine katkı koyacağını düşünmüyoruz. Film festivallerinin sinemacılar ve izleyiciler için ve onlar sayesinde düzenlendiğine; sinemacının kaderine, izleyicinin hayata bakışına etki ettiğine inanıyoruz. Ulusal sinema sektörü, özellikle de yeni sinemacılar için gittikçe daha adaletsiz, baskıcı ve cesaret kırıcı bir ortamda biçimleniyor. Bu durum karşısında üzgün ve öfkeli olmaktan başka şeyler de yapabileceğimize inanıyoruz.

Bizlere, Antalya Film Festivali’nin “tıpkı Cannes gibi bir festival” olması gerektiği, Ulusal Yarışma’nın iptal edildiği ancak Uluslararası Yarışma’nın devam edeceği ve yerli filmlerin şayet “uluslararası yarışmada boy gösterebileceklerse” yine ödül şansına sahip olacağı söyleniyor. Oysa, tüm sinemacıların eşit imkanlara sahip olduğunu söylemek de, tüm filmlerin eşit bir değerlendirmeyle karşılaştığını iddia etmek de gerçekçi değil. Ulusal Yarışma, on yıllardır sadece Türkiye’deki sinemacıların önünü açmıyor; aynı zamanda başka ülkelerden izleyici ve sinemacıların beklentilerini karşılama baskısı hissetmeksizin, yerli bir sinema dili oluşturmamıza ve özgün bir sanatsal üslup geliştirmemize yardımcı oluyordu. Ulusal yarışma, deneyimli ve deneyimsiz sinemacıları, sinemanın tüm dallarından ve alanlarından insanları, büyük festivallerin elverdiği ölçüde demokratik ve eşitlikçi bir platformda bir araya getiriyordu. Ulusal Yarışma filmlere, sinema profesyonellerinin değerlendirmesinden geçme fırsatı tanıyor ve onların yazgısını değiştiriyordu. Uluslararası alanda başarı gösteren yerli sinemacıların çoğunun gururla havaya kaldırdıkları ilk ödül Altın Portakal’dı; izleyiciye seslendikleri ilk tören Altın Portakal Ödül Töreni’ydi. Ulusal Yarışma sayesinde izleyiciler, sanatı kutlamayı tanıdı, eleştirel gözlerle izlemeyi öğrendi, piyasa şartlarının görünmez kıldığı filmleri keşfetti. Ulusal Yarışma sayesinde sinemacılar, yeni filmleri için destek ve cesaret buldu.

Dünyanın bir tane daha Cannes’a ihtiyacı yok ama bizlerin Antalya Film Festivali Ulusal Yarışma’sına ihtiyacımız var.

Bizler için 54. Ulusal Yarışma iptal edilecek değil, kutlanacak bir etkinliktir. Bu ülkede yarım asra yakın bir süredir belli bir kültürün biriktiğini, büyüdüğünü görmek hepimizi gururlandırıyor. Bundan 53 yıl önce Halit Refiğ’in sinemaya duyduğu inancın, bugün de birilerinin zihninde filizlenebildiğini görmekten mutluluk duyuyoruz. Ulusal Yarışma bize, tarihin sadece başımıza gelenlerle değil, bizim ürettiklerimizle de şekillendiğini düşündürüyor; Türkiye tarihinin bir parçasının da sinema tarihi olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor. Türkiye’nin tanık olduğu nice çetin dönemde bile, “bir daha olmaz” dediğimiz, der demez de pişman olduğumuz geçmişteki o zor günlerde bile hala sinemacılar yetiştirebildiğini görmek, gelecekle ilgili içimizi ferahlatıyor. Gittikçe daha çeşitli kimliklerden sinemacıların film yapma, ödül alma imkanına sahip olduğunu izledikçe, bir gün hepimizin hikayesinin anlatılacağına dair bir hayal kurmaya başlıyoruz. Bu belki boş bir hayal ama sinemayı seven insanlar olarak, hayalimizden vazgeçmek istemiyoruz.

Hayalimiz elbette ki Ulusal Yarışma’yla sınırlı değil. Başka bir film festivali kültürünün mümkün olduğunu biliyor ve nasıl olacağına hep beraber karar vermek istiyoruz. Sinemacıyı destekleyecek, izleyiciye düşünme kapıları açacak, herkesin kendini ifade alanlarını, yollarını besleyecek bir festival üzerine düşünmek, tartışmak istiyoruz. Sinemanın sadece uzun metrajlı kurgu yapımların çevresinde biçimlenmediği, belgesel ve kısa film türlerinin de eşit kıymette değerlendirilip desteklendiği bir sektörün,  çok daha zenginleştirici olacağına inanıyoruz. Uluslararası sanat etkinliklerinin, yarışmaların, buluşmaların Türkiyeli sanatçılar hakkındaki varsayımlarını, beklentilerini görmezden gelme şansına sahip olduğumuzda, “Türkiye sineması” denerek sıkıştırıldığımız kutunun ötesine çıkabileceğimize ve sanat üzerine daha derin bir bakış geliştirebileceğimize inanıyoruz.

Ama önce yarışmamızı geri istiyoruz. Kendimizi uluslararası alana tanıtma baskısını hissetmeksizin, önce birbirimizi tanımak ve anlamaya çalışmak istiyoruz. Yeni sinemacılarla tanışmak ve onları deneyimli meslektaşlarıyla buluşturmak istiyoruz. Belgesel kategorimizi geri istiyor, daha fazla belgeselin görünür olmasını arzuluyoruz. Kısa filmlerin hak ettiği değeri kazanmasını istiyoruz. Ödüllerimizi, ödül törenlerimizi geri istiyoruz. Dünyaya seslenen, sözünü özgürce söyleyen sinemacılarımızı izlemek istiyoruz. İzleyiciye, sinemayı keşfetme fırsatının verilmesini istiyoruz.

Filmlerimizle ve hayallerimizle; Bir Gün Yine Döneceğiz O Şehre.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bunları da Seversiniz...

Yorum gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

İçinden sinema geçen yazılar…

Banu Bozdemir Kitapları

Yorumlar

  • aytekin çelik: http://www.belgesel.site Ekibi burayı çok beğendi. Kalitenizin devamını dilerim...
  • mustafa uzunyılmaz: BU BİR YORUM DEĞİL. işi ekip yerine yönetmenle yaptığımız sürece ne seyircimiz olacak ned...
  • Banu Bozdemir: Teşekkürler... :)...
  • Cengiz Bozdemir: :D güzel...
  • Mustafa BALAY: Ne acıdır ki savaş çoğunlukla kadın ve çocuklara acı çektiriyor. Erkekler bir şekilde öl...
öteki sinema

Arşiv

© 2012 Banu Bozdemir
Powered by WordPress, Endless & Sneek