İnce buz kara kömür…

İnce Buz Kara Kömür bu yıl Berlin’de En İyi Film ve En İyi Erkek oyuncu ödülü kazanınca ister istemez dikkatlerimizi çekti. İstanbul Film Festivali’nde izlediğim filmin kesinlikle iyi bir açılışı olduğunu söylemek mümkün.

Banu Bozdemir 

Hatta kamyonlarla taşınan kömürlerin içinde ceset parçaları görünce iyi bir ‘çözüm’ hikayesinin içine düştüğümü hissettim. Ondan sonrası dram ve mizah ekseninde bir kara film / polisiye parodisi sunmaya çalışan ama dava gibi uzayan bir film. Sessizce ve etkisizce…

306881.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Oysa şehrin her yanına dağılan ceset parçalarının, dağılan bir polis memurunun hayatına etki edeceğini güzel bir biçimde vurguluyor yönetmen Diao Yinan. Ama o vurgu orada kalıyor.  Dava kapanıyor, film de beş yıl sonrasına atlıyor ve iki polis memurunun dikkatini çeken cinayetler tekrar başlıyor. Aynı tarz cinayetler aslında davanın kapanmadığını işaret ediyor. Buraya kadar tamam. Ama Hong Kong’un varoşlarında kışa yaraşır cinayet argümanlarıyla çözüme ulaşmaya çalışan filmin bir türlü akmayan bir havası var. Zaman zaman Kore filmlerinin o muzip tadı yakalanmaya çalışılmışsa da o tatmin edici yetkinlik ortaya konamıyor, daha çok minimal ve klasik noir tadıyla sınırlı kalıyor. Neyse ki yönetmen seyirciyi tarzına hazırlamak konusunda yetkin davranıp baştan ufak bir alıştırma turu attırıyor, yoksa seyirci için daha kafası karışık bir seyirlik olabilirdi.

Filmin kış iklimlerine yaraşır yavaşlığı, karakterlerin gizemini yavaşlık üzerinden kurması fazlasıyla aşına olduğumuz özellikler. Filmin daha çok öne çıkan etkisi görsellikte elbette. Motosikletin karla kaplı tünelden çıkış sahnesi, mahallenin tamamına yayılan gerilimli hal, buz pistinden ayrılan Wu ve Zhang’ın karanlık ve çözümsüz bir noktaya olan uzun kayışları filme artı katan görüntüler ama çözüme dair etkileri az. Hele en sonundaki havai fişek şovunun bir tepkiden çok güzel bir gösteri olduğunu söyleyebiliriz sadece.

bai-ri-yan-huo-8

Filmde filizlenmesi muhtemel aşk bile seyirciye tetikte olunması gereken bir hal sunuyor, yani romantizm bile cinayete yakın duruyor duygu olarak. Bu durumda beş yıllık mevzuyu deşen yönetmen kendi içinde bir akış sunsa da filmin tek kadını Wu’yu değişik, çaresiz, saplantılı ama bir yandan da tekrarlı bir nesne haline getiriyor. Kadının gizemi kaldığı yerden tekrar tekrar başlıyor Yarının Sınırında filmi gibi… Bu da hikayeyi tutuyor, kasıyor ve ilerlemesine köstek oluyor.

Polis memurunun bunalımlı ruh hali cinayeti çözme işine dört elle sarılmasını sağlasa da öykünün katmanları pek ortaya çıkmıyor. Kuru Temizleme dükkanı cinayeti temizleme dükkanı gibi çalışıyor. Yıllar önce bırakılan bir erkek kabanı cinayetin nesnesi haline gelse de çok mantıklı bir çözümün parçası değil. Film ancak yüzünü Wu ve dedektif Zhang’a dönerek sonuca ulaşıyor. Polisiye algısını kara filmle bütünleştirmeye çalıştığı ve bunu da aksiyondan uzak yaptığı için seyirci kanadında ilgi çekemeyecek bir film ne yazık ki.

20143347_4

Filmin ödül alma meselesine gelince Çinli bir yönetmenin kara film tadında bir konuya el atması ve bunu da yettiğince alevlendirmesi olarak algıladım. Benim bakış açım ise yönetmen kafasında bir cinayet ortamı yaratmış ve bize çaktırmadan çözmeye çalışıyormuş gibi. Tabii bunun cazip tarafı da olabilir kimilerince… Sonuçta karşımızda Büyük Budapeşte Oteli’ni geride bırakan bir film var.

Yıldız: 2

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.