Keyif almak için çocuk olmak şart!


Bazı filmleri izlerken çocuk olmayı diliyorum, Gizemli Ada’ya Yolculuk’ta bu filmlerden birisi. Çünkü çocukluğun o saf algısıyla kurguya kalın bir çizgi çekip, o dünyanın içinde daha sahici dolaşmak mümkün.

Üç serilik bir parçanın ikinci filminde keşke kaybolmasa, yok olmasa dediğimiz güzellikteki bir gizemli adaya düşüyoruz. İlki 2008 yılında çekilen Dünyanın Merkezine Yolculuk filmiydi. Jules Verne’in aynı adlı romanından uyarlanan filmde yine bambaşka bir dünyanın içinde bulmuştuk kendimizi. Yönetmeni aynı zamanda Ayı Yogi’yi tekrar hayatımıza sokan Eric Bervig’di…

Gizemli Ada’ya Yolculuk  Jules Verne hayranı ya da Jules Verne sever olmakla özdeş tutulan bir duygu. Yani kitaplarını sular seller gibi okuyup, onun hangi sayfalarda neyi anlatmak istediği gibi bir bilinç, ilgi ve sevgiye dahil olmak gerekiyor. Ya da film en azından onu hissettiriyor ki bu da faydalı ve pratik bir uğraş haline geliyor filmin içinde.  Tabii filmin içinde sadece Verne gizemi işlemiyor, başka yazarlarda bir iki cümleyle anılıyor.

 Filmin bir tek gizemli ada sahnelerini sevdim diyebilirim. Üvey babasıyla sorun yaşayan Sean, dedesinden şifreler aldığını düşünür, dedesi ise gizemli adadadır. Şifre üvey baba ve Sean işbirliği ile bir çırpıda çözülüyor ve kahramanlarımız soluğu gizemli adada alıyor. Buraları sanki biraz hızlıca geçilmiş ya da çözümlenmiş gibi geldi bana. Yanlarında yerli halktan Gabato ve güzel kızı Kailani’de var.  Dörtlü grubun adayı tanıma, adadaki gizemli canlı ve varlıklarla mücadele etme kısımları filmin büyük bir bölümüne yayılıyor. Tabii adada kendisine güzel bir hayat kuran Shan’ın büyükbabasını da unutmayalım. Michael Caine çılgın yaşlı rolüne pek yakışmış!

Guliver’in Maceraları filmine küçük bir gönderme yapılan filmde serbest esinlenme yöntemiyle filler ele alınıp sevilen küçük sevimli hayvanlar, arılar ise üzerine binilip adayı dolaşmak için ideal büyüklükte olan hayvanlar olarak resmediliyor. Büyük kertenkele yumurtaları, her an patlamaya hazır bir volkan ve etrafa saçılan atın külleriyle gerçekten cennetten bir köşe sunuyor ada. Sular altında kaldığına İnanılan Atlantis şehri, Kaptan Nemo ve Nautilus denizaltısı da gizemli adanın sırrına katılan, gizemli adadan çıkmak için kullanılan şifreler…

Eğer şifre çözmeye hevesliyseniz ve bu şifreler sizi kayıp ve gizemli şeylerin peşine düşüyorsa bu filmi seversiniz. Ama adayı batırıp tekrar şehre dönme olayı bana göre değil diyenler için hemen filmin üçüncü bölümü geliyor kurtarıcı olarak. Bu da bir uzay macerası olacak.

Bir de filmin imax yanından bahsetmek lazım tabi. Çünkü bazı filmler imax’le başka bir anlam ve görsellik kazanıyor, filmin içine daha fazla sızıyorsunuz. Özellikle de fantastik öğelerle dolu filmlerde imax çok önemli! Yönetmen Brad Peyton bir önceki filmi Kediler ve Köpekler Kitty Galore’un İntikamı’nda kediler ve köpekler arasındaki çatışmayı bir kenara bırakıp işbirliği yapmalarını sağlıyordu. Dediğim gibi gizemli olanın peşinde dolanmaktan keyif alanlar için güzel bir macera tadı!

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.