Koralin’in gözleri düğme gözleri…


Ona sakın Karolin demeyin, çünkü çok kızıyor… Onun adı herkesin bildiği o isme çok yakın ama onun adı Koralin. Ve bu farklılık da ona epey bir değişiklik katıyor…Koralin, herkes için farklı bir dünyanın kapısını aralıyor…

Koralin aslında çok ünlü bir çocuk romanı… Ve bugünlere ulaşması yani hem filme çekilip, hem de üç boyutlu olması çeşitli aşamaları kapsıyor. Yani sırasıyla ‘babadan kızına’, ‘kalemden kağıda’, ‘kitaptan filme’ ve ‘stüdyo setinden 3 boyutlu ekrana’ şeklinde…

Bu hikayenin kökenleri 1990’ların başı. Neil Gaiman kızı Holly için anlattığı hikayeleri kaleme almaya karar verir Koralin de böyle doğar. Holly çok şanslı bir çocuk. Çünkü kendisi için yazılan, hem ürküten hem de esin kaynağı olan bir öyküsü vardı…
Koralin klasik bir çocuk kitabı formlarında ilerliyor. Anne-babasının ilgisiz ve işkolik olmaları Koralin’in hafızasında kendine ait keyifli bir dünya yaratmasıyla başlıyor. Film biraz da korku filmlerinden ilham alıyor gibi… Yalnızlığın ortasında kocaman bir ev, siyah bir kedi, eksantrik komşular ve hapsedilmiş ruhlar… Neil Gaiman, kızına anlattığı ve onun tepkilerini birebir gözlemleyebildiği için romanı bu korku dolu ortamlarla ve kişilerle beraber ele almak da bir sakınca görmemiş.

Tabii evde başka bir dünyaya açılan o gizemli ve küçük kapıyı da unutmamak lazım. O kapı Koralin için güzel bir dünyaya açılır. Güzel yemekler yapan ilgili bir anne, piyano çalan, bahçeyle ilgili bir baba… Karolin hep orada yani diğer anne ve babasının yanında kalmak istiyor… Ama diğer anne ve babasının bir özelliği var. Düğme gözlüler. Koralin bu mutlu dünya içinde düğme gözlere pek takılmaz ama siyah düğme kendi içinde çok sayıda metafor da barındırıyor. Gözlerin ruha açılan pencereler olduğu bir gerçektir. Romalılar’ın ölülerin gözlerine bozuk para koyduğunu unutmayalım. Yani o siyah düğmeler Koralin’in önünde hem macera dolu anlar açıyor hem de kurtulması gereken bir durum yaratıyor. Anneler arası benzerlikler ufak bir sihir eşliğinde anında değişiyor ve Koralin bu yapmacık anneden kaçmak için elinden geleni yapıyor. Çocuklara elindekinin kıymetini anlatmak için ideal bir yol. Naif bir konuya gayet mistik ve korkutucu yaklaşıyor. Çocuklarla beraber herkes bu düğme gözlü korkunç ve şahane dünyanın izleyicisi oluyor!

Koralin ve Gizli Dünya bir çocuğu başrole taşımanın rahatlığıyla tüm fantastik etkenleri filmin içine yığıyor. Aslında konu çocukları aşıp bir yerde onları kapıya sıkıştırıyor ama çocuklarda gözlemlediğim şey de karanlık, anlaşılmaz, korkutucu ne kadar animasyon ve film varsa cani gönülden sevmeleri! Düğme göz olayı can acıtıcı ve gerçek dışı bir öğe olarak sunulması açısından çok başarılı… Alis Harikalar Diyarında  tadında bir algı yaratıyor kafalarda ve yönetmeni Henry Selickin Noel Gecesi Kabusu gibi bir korku yaratıyor. Mesajı çok yerli yerinde ama salt çocuklar için çekildiğini söyleyemeyiz. Korku animasyonu türünde hatırı sayılır bir yeri var, uyarlama olarak da başarılı…


Büyüklerin animasyonla ilişkisi pek öyle sevgi dolu değil. Genelde çocukların haşır neşir olması gereken bir seyirlik olarak algılanır. Ama bugüne kadar deneyimlerle sabitlenmiştir ki animasyonlar çocukların olduğu kadar büyüklerin de markajında olması gereken bir alan. Hala başlamamış büyükler için Koralin’i öneririm… Ayrıca film stop – motion tekniğiyle yapıldı, yani bilgisayar animasyonu yerine büyük bir sabır gerektiren, kare kare fotoğraflama tekniğiyle… Bir de üç boyut tekniği eklenince Koralin bu anlamada bir ilke imza atmış oldu.

 

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.