Korsanlar!


Korsanların açık denizlerde yarattıkları ölümcül dalgalara hayranlık duymamak imkansız. Gerçi bazen gerçek hayatta duyduğumuz korku, filmlerde inanılmaz bir sempatiye dönüşüyor. Bkz: Karayip Korsanları.

Banu Bozdemir 

Gidion Defoe’nun The Pirates! adlı serisinin ilk iki kitabından uyarlanan Korsanlar çok fazla çatışma içermeyen aksine ‘Yılın Korsanı’ olmak için yumuşadıkça yumuşayan bir korsanlar dünyası çıkarıyor karşımıza. Tavuklar Firarda’yı izleyenler hatırlar, dört tavuğun kümesten kaçma girişimleri ve onlara bunun tek yönteminin uçmak olduğunu öğreten Rocky’le giriştikleri macera konu olarak Korsanlar’dan daha akıcıydı! İkisi de aynı elden Aardman stüdyolarından çıktığı için söylüyorum, böyle bir karşılaştırma yapmak kaçınılmaz oluyor bazen. Tabii Korsanlar sadece yıllardır yılın korsanı olamayan ama yılmayan Kaptan Korsan’a odaklanmıyor. Öyle ki Charles Darwin ve Kraliçe Victoria gibi gerçek karakterler bile öyküye eşlik ediyor. Başta Darwin ve maymunu arasında yaratılmak istenen benzerlikten, Darwin’i kafayı yemiş ve aklını kadınlarla bozmuş bir adam gibi gösterme çabasından ufak eleştirel bir tat almadım değil. Ama sonrasında Victoria’nın da pek deli halleri perdeye yansıyınca bunların tamamen hikayeye uydurulmuş komedi unsurları olduğunu anladım!

 Kaptan ve mürettebatının yıkık dökük gemileriyle yol aldıkları, ‘yılın korsanı’ olmak için oradan oraya sürüklendikleri sırada yıllarca papağanları olan kuş Polly’nin soyu tükenmiş bir Dodo kuşu olduklarını anladıklarında bütün planları değişiyor. Ve filmin asıl rotası Dodo’ya doğru dümen kırıyor…

Viktorya dönemi İngiltere’sinde geçtiği için karanlık ve sisli sokakları korsanlar ve aşkı arayan kurnaz Darwin’le beraber arşınlıyoruz. Korsanların aynı zamanda birer kılık değiştirme ustası olmaları filme değişik bir illüzyon katıyor, Kraliçe Viktorya’nın korsanlara olan nefreti olayı korsanlık boyutundan çok başka boyutlara taşıyor. Aardman şirketinin 3D stop motion yaptık diye övünmelerinin arkasında filmin başarılı bir şekilde perdeye yansıyan ayrıntıları yatıyor. Stop motion’un değişik cazibesi gerçekliğe bir parça daha yakın olmasında yatıyor. Öyle ki kaptan köşkünün ayrıntısı, jambon gecesinin eğlencesi ve tiplemelerin orijinalliği daha keyifli, akıcı ve esprili yansıyor perdeye!

Filmin hemen hemen aynı atmosfer ve dönemlere denk gelmesi dolayısıyla Fil Adam’ı kullanması ve maymun – Darwin benzerliğinden buraya uzanması da ilginç bir detay. Aynı zamanda bir hayvan yiyici olarak nam salan Victoria’ya karşılık Kung fu panda figürünü kullanması da son derece manidar!

Korsanlar üç boyutun büyüsüne kapılan, daha doğrusu seyirciyi kaptırmak isteyen bir yapım. Kendi adıma üç boyut zevkini çoktan yitirdiğimi ve filmi birçok yerinde gözlüksüz izlediğimi itiraf etmeliyim. Çünkü üç boyutun yansımaları artık çok düz ve bir etki yaratmıyor ne yazık ki!


Korsanlar hayvanlar dünyasıyla fazlaca haşır neşir olan, insanların zevkleri ve çıkarları için hemencecik gözden çıkardıkları ya da etkileri altına aldıkları bir tarafa da evriliyor. Keyifle izlenecek, mesajlarının ve göndermelerinin farkına varıldıkça tadı daha da çıkacak bir yapım. Deniz ve hava yolculuklarını esprili ve hareketli bir haritanın üzerinde yaptıran, tiplemeleriyle dikkat çeken Korsanlar her yaşın animasyonu! Bir de dublajlı vizyona gireceğini belirtelim!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.