Kötü Kraliçe…

Masum ilişkilerin arasına giren kara kedi, sarışın ve kötü kadındı o. Filmlerde hem aşkı hem gücü istedi. BU yüzden iyileri yüceltirken kötülüğün tohumlarından da bir sevgi seli yaratmayı başardı seyircinin gönlünde. Türk sinemasının sarışın ve ‘kötü’ kadını Suzan Avcı 7. Uçan Süpürge Uluslar arası Kadın Filmleri Festivali tarafından ‘Uçan Süpürge Onur Ödülü’ne değer bulundu. Suzan Avcı kendisini anlattı…

images‘Aşk’la yaşadık biz…
‘Bugüne kadar çok fazla ödül aldım tabii. Ama bu onur ödülü ve kadın festivali. Çok mutluyum, bayılabilirdim sahnede. İçimde denizler kabardı. Dalgaların üstündeyim gibi hissettim ödül gecesi. Ayaklarım titredi, halkın sevgisi, alkışlar, herkese nasip olsun. Çok sağolsun seyircimiz. Yaptığımız her şey çok iyiyimiş onu fark ediyorum artık. Şimdi bu imkanlar içinde sinema yapılmıyor ya ona çok üzülüyorum. O kadar imkansızlıklar içinde bir ‘aşk’la yaşadık biz.

Yadigar kırılganlığı…
Yadigar’da eski arkadaşlarımla olduğum için mutluydum. Güzel bir iş yapacağımıza inandık. Ama Atv paramızı kesti. Reyting sıralaması dokuzmuş. Hep maçların olduğu saatlere verdiler bizi. Bütün erkekler maç seyrediyor, hanımların sizi geçmiyor. Çok üzüldüm böyle bir kadroyu kimse toplayamaz artık. Biz de bu uygulamadan çok büyük yara aldık.
11SKötü Kadın imajı…
Kötü kadınlık benim elbisem oldu giyiyorum her gün. İlk geldiğimde sinemaya beş tane ‘iyi kız’ oynadım siyah saçlı halimle. Siyah beyaz dönemler. Bu roller sarmadı beni. Çünkü hiçbir fonksiyonumuz yok. Neriman Köksal’ın yerini almayı düşündüm ama nasıl yapacağımı da bilmiyordum. O sırada tiyatrodaki Alev Sururi, ilk defa metresi oynayacağım, ‘gel senin saçlarını sarı yapalım’ dedi. Ben korkunç bir değişime uğradım, büyük alkışlar aldım. Çok da yakıştı yani. Gençlik de var. Ama sonra bir arkadaşımdan tiyatrodaki işime son verileceğini duydum. Çok kırıldım eşyalarımı topladım. O sarı saçla Beyoğlu’nda dolaşırken, o sırada yine fotoğraflar çekiliyor, röportajlara gidiyorum. Birden kendimi Yeşilçam’da buldum. Yani bir taraftan da iyi oldu. Sarışın olunca bir teşvik geldi. Ve ‘kötü kadın’ başlamış oldu.

400’ün üstünde film…
Valla ben 400’ün üstünde film çevirdiğimi biliyorum. Geçen gün televizyonu açtım, siyah saçlı elinde tüfek olan bir kadın. Hiç hatırlamadığım bir film. ‘Eceline Susamışlar’ filmi. Sinemaya 57 yılında geldim, kaç sene olmuş. Sadece altı sene bıraktım, oğlumu kaybettiğim için. Her şeye küsmüştüm. Türker İnanoğlu geçen yıl ‘gel artık Suzan yapma’ dedi. ‘Dadı oynatacağım, kötü oynatmayacağım seni’ dedi. Ömerçip’te oynadım.

Bu yazı Nokta Dergisi’nin 17-23 Mayıs 2004 tarihli 1089 nolu sayısında yayımlanmıştır…

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.