Kukuriku, kadınlar horoz oldu!


Diziler bitti, film çekilme mevsimi gelip çattı… Yine bir set ziyareti için Bolu’nun Göynük ilçesinin yolunu tuttuk.

Banu Bozdemir

Çubuk Gölü kenarında kurulan, yıllar önce Rüzgarlı Bahçe dizisi için inşa edilen yeldeğirmenlerinin bir kısmı yeniden elden geçirilerek, bir kısmı da yeniden yapılarak masalsı bir set ortamı yaratılmış. Kukuriku: Kadın Krallığı adını taşıyan film Adem ile Havva’dan bu yana uğruna kavgalar edilen, destanlara, edebiyatın unutulmaz yapıtlarına konu olan, sinemada her türlüsü işlenen kadın-erkek ve aralarındaki iktidar savaşına odaklanıyor. Bu savaş bazen komik, bazen traji-komik, bazen de trajik sonuçlar doğuruyor,  Kukuriku: Kadın Krallığı bunların hepsini içeriyor. Filmin yönetmeni ilk filmini çeken Serkan Ok. Filmde Levent Ülgen, Didem Erol, Ali Düşenkalkar, Serap Aksoy, Necip Memili, Ceren Soylu, Hüseyin Akşen, Çağıl Taşbaşı gibi oyuncular rol alıyor. Bu erkek – kadın didişmesinde komedi yanı ağır basacak olan iktidar söyleminin el değiştirmiş ve aynı kalmış halinden dolayı trajik bir yanda mevcut. Oyuncular bu filmde yer almaktan dolayı çok mutlu olduklarını söylediler. Çekimleri Ağustos’ta bitecek filmin gösterim tarihi ocak 2011 olarak belirlenmiş. Maliyeti de 2 milyon 225 bin TL. Yapımcı, yönetmen ve oyuncuların filmle ilgili görüşleri ise şöyle;

Bahattin Doğan (Yapımcı ve oyuncu) : Güzel bir filme başladık. Bu filmi çekmeye bir yıl önce karar verdik aslında. Çıkış noktası Bulgaristan’daki bir Pers tiyatro oyunu. Senaryoyu Hasan Özsoy yazdı. Mesele iktidar ve sopa meselesi, iktidarın kadını erkeği yok. Sopa kimin elindeyse aynı vahşet yapılıyor. Filmin adı kadın argosunda olan cümleler. Filmde bunun yanında bir aşk hikayemizde var. Üçlü bir aşk hikayesi, filmin tek masum yanı bu belki de…

Serkan Ok (Yönetmen): Çok zevkli bir filmin içindeyiz. Önce tipler ve karakterler konusunda zorlanırız diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. Mükemmel gidiyor. İnsan nefret ettiği şeye dönüşür. Bu filmde de kadınlar nefret ettikleri şeye dönüşüyor. Sopanın kimde olduğunun önemi yok. Hayatımızda var olan bir şey o. Egolarımız var ve o sopayı kenara koyamıyoruz. Ademoğlu’na kadında gördüğün şey senin aslındır diyoruz, kadına asla öyle olma…

LeventÜlgen (Kaldıray): Dünyada ve bizde erkekler kadını sadece meta olarak görür. Bizim filmimizde kadınlar öyle. Cinsel meta kısmı benim bu filmde. Yani benim filmdeki ismimden de anlaşıldığı gibi durum. Cinsiyet değil önemli olan, onun nasıl işletildiği yani iktidar kimin elinde çok önemli değil, önemli olan onun kullanılması… Komik ve trajik bir film.

Serap Aksoy (Zambak): Öncelikle bu masalın içinde yer alamktan çok mutluyum. Filmde acımasız ve sevgisiz bir anneyi oynuyorum. Eli sopalı ve dedğim dedik bir karakter. İlk defa böyle bir karakteri oynuyorum. Zor bir karakter. Burası büyülü, çok güzel bir yer. Bir masal dünyasının içindeyiz. Şiddet ve iktidar meselesinin filmin özü. Eğlenceli ama son derecede yorucu. Sinematografime keyifli bir film hediye ettim.

Ali Düşenkalkar (Dübürük): İnsanın içindeki yaratma duygusunu senaristimiz kendisinde buldu ve böyle bit film yazdı. Kara mizahle beraber filmde gülümsetecek çok yer car. Ben yapım açısından bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Mesela burada üç dört günümüz hava koşullarına kurban gitti. Ama bir set inşa edebilseydik bu sounlar yaşanmazdı. Sanayileşmemesi sektörün bu tarz sorunları yaratıyor. Sinema zor zenaat, bunu bir kez daha anladım ama ben iyi para aldım. (gülüşmeler)

Didem Erol(Kodurgalı): Bir taraftan güldürürken bir taraftan da sorgulayacağız. Politikada yaşanan olayları mikro olarak aileye indirgiyoruz. Bugüne kadar oynadığım en zor rol. Önce altından kalkıp kalkamayacağımı bilemedim. Rolüme konsantre oldum. Kodurgalı isminin anlamına ilşkin aynı tarzda bir karşılık vermek istiyorum: ‘Kodum mu oturturum’ diyerek karakterimle benzer bir cevap verebilirim.

Hüseyin Akşen (Göbelek): Güleriz ağlanacak halimize. Güleriz ve bedellerini de öderiz. Film biraz da bunu anlatıyor. Ağlayan biraz da ben oluyorum. Zambak’ın kocasıyım, Zambak’ı Zambak yapan kişi. Aklı başına gelmeyen ama sonunda yaşanan finalle aklı başına gelen bir adamım. Sopalar yerine insan haklarını ve demokrasiyi getirebilsek keşke..

Necip Memili (İmdat): Bu filmde ben Külkedisinin üç kardeşinden biriyim. Masumane ve annesini çok seven bir adamı oynuyorum. İlk sinema filmim. Ama dolu dolu bir şeyler yapabileceğim ilk sinema filmim…

Ceren Soylu (Ambar): Sözel şiddetlerin de can yakabildiğini görüyorum. İnsanın kaçtığı şeyle yüzleşmesi gerekiyor. Kocasını sevmeyen, aldatan, döven bir kadın karakteri, beni çok zorlayan bir rol yani…

Çağıl Taşbaşı (Kadife): İlk sinema filmi deneyimim. Onurlu ve mutluyum. Kadife karakteri teklif edildiğinde tereddüt etmiştim, düşündüm, yönetmenimiz beni çok destekledi. Dübürük ve Ambar’ın kızıyım. Köyün en mert ve delikanlı kızı. Abış’la temiz ve saf bir ilişki yaşıyolar. İmdat Karakteri de Abış’ı seviyor. Filmdeki en saf duygular bunlar aslında. İktidar sopayla yönetildiği sürece duyguların nasıl taşındığını görecek seyrci.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.