Leyla’ya bi haller oldu ya size?

 Gazeteci, sinema yazarı ve çocuk kitapları yazarı Banu Bozdemir’in romanı  Fam Yayınları’ndan çıktı…  ‘Leylalı Haller’ sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisini ve çifte kimlikler yaratma gücünü irdeliyor.

Nefes nefese sarıldı Kamil’e. Kulağına fısıldadı. Sakince olsun istedi ayrılıkları. ‘Ne olur ayrılalım, yapamıyorum işte’ dedi…
Kamil’in aniden yanmaya başlayan kulaklarının ısısını hissetti. İncecik bir ‘tamam’ çıktı Kamil’in ağzından. Ne duyulsun ne de duyulmasın tarzında. Bir boyun eğiş, bir yıkılış, ufacık bir isyan. Her şey vardı bu tamam deyişte…
Leyla gözlerini kırpıştırarak baktı Kamil’e. ‘Kendine iyi bak’ diyerek okula doğru yürümeye başladı. Arkasını dönemedi, arkasında bıraktığı enkaza bakamadı.
’- Leylalı Haller

Gazeteci, sinema yazarı ve çocuk kitapları yazarı Banu Bozdemir’in romanı  Fam Yayınları’ndan çıktı…  ‘Leylalı Haller’ sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisini ve çifte kimlikler yaratma gücünü irdeliyor. Taşradan gelen Leyla’nın İstanbul’un sihirli aynı zamanda gizemli bir şehir olduğuna dair düşünceleri vardır. Öyleyse bu şehir keşfe açıktır . Ya gezerek tozarak gizemlere ulaşırsınız, ya da sosyal medyada farklı kimliklerle!


Leylalı Haller’in Leyla’sı bir yandan İstanbul’da öğrenci olmanın farklı ve uç yanlarını keşfederken bir yandan da kendisini geliştirip değiştirecek bir yol arayışında. Ev arkadaşıyla yaşadığı sorunlar ve ayrışma da onu başka arayışlara itiyor. Okulda özendiği ve adlarını ‘kurtarıcı grup’ koyduğu insanlarla istediği yaşama sürükleneceğini düşünür ama oradan elinden bir aşkla çıkar. Bir yere koyamadığı bu aşk duygusu onu sosyal medyaya ve sosyal medyada farklı bir kimlikle var olmaya çalışan, kendisini gizleyen insanların dünyasına kadar götürür.

Leyla’nın İstanbul’da ilk senesinde bir tutunma hikayesi sunarken, aynı zamanda herkesi etkisi altına alan sosyal medya üzerine de bir gözlem geliştirmeye çalışıyor. Bir genç kızın kendisi olmakla, başkası olmak arasındaki farkı keşfedişi… Twitter, friendfeed, facebook  gibi sosyal paylaşımlarda kendini bir ‘nick’in ardına gizleyen ve rahatlayan, bunu bir var olma amacı olarak kullanan insanların, gençlerin dünyasını Leyla’nın hayatı üzerinden görmeye ve algılamaya çalışıyoruz… Gençlerin sınırsız bakış açıları, cinsellikle bezenen yaşam detayları da kitabın sayfaları arasında keşfedilmeyi bekliyor.

Kitap gençlerin dünyasını anlatırken yer yer mizahi ve rahat bir anlatım üstleniyor. Gençlerin duygu ve düşünceleri adeta bir buz pistinde kayıyor!

9 yorum

  1. Leylalı Haller 16 çocuk kitabından sonra çıkan romanım, gençlik romanım. İlhamı Murat Tolga’dan. 🙂 Etrafımızda dönüp duran bir dünyanın eleştirisi önce uzun konuşmalarla sonra da benim uzun geceler boyunca yazmalarımla ete kemiğe büründü. Ortaya iyi bir kitap çıktığını düşünüyorum. Kapak sevgili arkadaşım Damla Kukul’dan. O da kitabın genel fikrine çok uydu. Kitap kişisel bir şey olsa da etrafında onu saran birçok destek kuvvet var. Emeği geçen herkese sonsuz sevgiler.. 🙂 Yayıncım Devrim ve Serkan’ı unutmadan tabii… İyi okumalar…

  2. Banuşum bi solukta okudum kitabını.ellerine, yüreğine,diline,emeğine sağlık.istanbula gelen ,yaşam mücadelesi veren her öğrencinin kendinden birşeyler bulacağı güzel bir kitap. ,hayata tutunanlar,savrulanlar hepimizden ve yaşamın çok içinden. Bu arada Leylanın iç sesine bayıldım.güldüm.Devamını bekliyoruz.

  3. Çok teşekkür ederim Sevalcim, büyüğüm… 🙂 Beğenmene, bir solukta okumana sevindim. Evet İstanbul’da okuyan birinin bakış açısını verebilsiysem ne mutlu bana… Sizin bana verdiğiniz desteği unutmam mümkün değil, iyi ki vardınız yanımda. Leyla ikinci macerasına başladı bile, umarım onu da bitiririm bir an önce.. 🙂

  4. Bir konuya daha açıklık getirmek istiyorum. Leylalı Haller’i yazdım diye çocuklar için yazmaktan vazgeçmedim. Eylül ve Ekim’de bir sürü çocuk kitabım çıkacak, elimde olanlarla ilgili görüşmeler de devam ediyor. Yazarlık herkes için olabilir, bir yazarın herkese diyecek bir şeyleri olabilir. O yüzden herkes için yazmaya devam. Zevkle hem de… 🙂

  5. Banucum, kalemine, yüreğine sağlık. Zevkle ve bir solukta okudum, bitmesin istedim. Üniversite yıllarıma döndüm. Facebook ve Twittersız nasıl olduğunu bile hatırlayamadığım okul yıllarıma:-) ‘Leylalı Haller’ senin keyifli dilinle tam da hayatın içinden geçiyor. Hani Leyla cümle seçiyor ya her kitaptan, benim de seçtiğim cümleler var:-) ‘Leylalı Haller’, gençlerin iç sesi olacak, yetişkinleri de anılara götürecek eminim. Tebrikler… Devamını, yeni kitap projelerini bekliyorum sabırsızlıkla….

  6. Çok teşekkürler Hilalcim.. Beğenmene, okul yıllarına dönmene, hatta kitaplardan cümle seçme işinin bizim Leyla gibi sende de olmasına çok sevindim. Zira bende de vardı o güzel, çocuksu takıntılar.. 🙂 Leyla çok hayatın içinden bi karakter, sanırım okuyanlara en samimi gelen tarafı da bu, yanıbaşımızda akıp giden, iç sesiyle çatışan, deneme yanılma dengesinin dengesizliğinde yuvarlanan çok tatlı bir kız bana göre… 🙂 Yiğenin de beğenir umarım, devamı gelecek evet yazmaya başladım. Bakalım Leyla’yı bu sanal alemler dünyasında daha neler bekleyecek. Keşke okuyanlar burada görüşlerini yazsa böyle uzayıp gitse burası… Beğenen beğenmeyen, okuyan okumayan herkese şimdiden teşekkürler… 🙂

  7. Leyla’lardayız…
    Sanırım sadece İstanbul’un büyüsüne kapılıp gelmiş gençlerimizin sorunu değil Leyla’nın var olma, kendini hayatta var etme çabası… Sosyal medya bunun kapılarını açtı gibi gözükse de yanında yalnızlığı, yabancılaşmayı, kendin gibi olamamayı da beraberinde getirdi. Sanırım Leyla’lı Haller romanı gençleri en çok bununla yüzleştiriyor. En çok kendimiz olamamayı yaşatıyor, aynı döngü içinde savrulan hayatları… Ben öğretmenim aynı zamanda on senedir de tiyatroyla uğraşıyorum, seyircilerin karşısına çıktığımda duvar çekip oynadığımda çok rahat hissediyorum kendimi ama aynı şeyi seyirciyle etkileşimli oynadığımız oyunlarda hissedemiyorum. Bir oyunumuzda maskeyle oynuyordum, orada bu yazdıklarımdan çok farklı bir şey yaşadım, o kadar rahattım ki sanki ben değildim o maskenin arkasındaki, o kadar farklı bir duygu deneyimiydi ki kelimelerle anlatamıyorum sanırım. Kitabı okurken maskeli oynadığım oyun geldi aklıma… Sanal ortamın içinde maskenin arkasından konuşmanın verdiği rahatlıkla paylaşımlarda bulunan binlerce, yüzbinlerce kendini saklayan insanlar.
    Evet hepsi sahte, hepsi sahte diye haykırıyor kitap, bir taraftan da günlük rutin içinde gerçek kimlikleriyle tutunmaya çalışan gençlerin nasıl bir sıkışmışlığın içinde döndüğünün de ipuçlarını veriyor. Kalabalıklardaki yalnızlığı, bunun yanında hepimize hediye sunulan bencillik, çıkar ilişkilerini, sevgisizliği gözler önüne seriyor.
    Nasıl boşluklarda kaldığımızda karşı tarafın duygularına büyük bir bencillikle sığındığımızı da okudum kitabın alt metninde ve nasıl umarsızca o hayatlardan çıkılabilindiğini de… Aslında hepimizin bir yerlerde egosu zedeleniyor sanırım, tamir etmeye çalışıyorsun, var olma çabasıyla, değerli olma isteği de buradan geliyor, kendi değerini görüyor, işte o nedenle sosyal medyanın likeları, yorumları sana iyi geliyor, seni değerli hissettiriyor…
    Kitapta kendin olmakla gizli bir kullanıcı adının arkasına saklanmanın arasında gidip gelmelerin yarattığı iç duygu, gençlerin kendini değerli kılma çabası başka bir deyimle var olma gayreti çok ince, güzel bir üslupla verilmiş.
    Çok keyifle okudum kitabı… “Leyla’lı Haller” de bu kitap için bulunabilecek en güzel isim olmuş, pek de güzel olmuş, sanırım toplum olarak Leyla’lardayız, hafızaların silindiği, acıların normalleştirildiği anları tekrar tekrar yaşıyoruz ki korkarım bu döngü böyle devam edecek, ben de öyle görünüyorum ki eyvahlardayım…

  8. Çok teşekkürler Yıldızcım… Ben de senin yazdıklarını keyifle okudum, yazdıklarımdan kendine yakın tatlar çıkarmana çok sevindim… Bir yazar daha ne ister ki, okuruyla yakınlık kurmak, onun kafası ve yüreğindekine ulaşmak ister… sevgiler

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.