Liva ve atmaca

Elçin Elgür’ün belgesel / kurmaca tadında çektiği Paçi: Av sanatı Karadeniz’in muhteşem görüntüleri eşliğinde bir köyde dedesiyle birlikte yaşayan 13 yaşındaki Liva’nın bir atmacayla kurduğu dostluğu anlatıyor. Dedesinin bu eski geleneği tatlı dilli bir üslupla torununa aktardığı filmde göç mevsimi, atmacaların avcılık yetenekleri ve insanlarla dolan ilişkilerine dair detaylar görüyoruz.

Babasının şehre götürmeyip köyde dedesinin yanında bıraktığı Liva etrafındaki uçsuz bucaksız güzelliğe alışkanlıkla sırtını dönmüş, cep telefonunda oyunlar oynayan babasına kızgın bir çocuk…  Dedesi ise bir atmaca yakalayıp onun av gücünden yararlanma derdinde. Filmi izlerken aklıma yakın zamanda izlediğimiz Kartal Avcısı Kız belgeseli geldi. Kazak bir kızın bir aile geleneğini bir kadın olarak sahiplenme hikayesini anlatan film daha profesyonel koşullarda ve bakış açısıyla çekilmiş bir belgeseldi. Paçi Av Sanatı daha naif bir çizgide ilerliyor. Yönetmen adeta kamerayı bu dede ve kızın yanına bırakıp gitmiş gibi. Özellikle ilk bölümde. Uzun bekleyiş sürecini biz de hissediyor ve yaşıyoruz. Atmaca yakaladıktan sonra filmin akışı biraz daha hızlanıyor. Köy hayatına, oradaki yaşama, Liva’nın atmacayla kurduğu duygusal ilişkiye odaklanıyoruz. Köyde başka çocukların da atmacaları var ve sürekli bir hayvanla dost olmak ve anlaşmak üzerinden konuşuyorlar, bu da tatlı bir arkadaşlık öyküsü olarak yansıyor bize!

Filmin başlarında küçük bir kuşu av ederek atmaca yakalama hali içimizi burksa da köylülerin av mevsimi bittikten sonra atmacaları tekrar doğaya salmaları, göç mevsimlerinin geldiğini söylemeleri biraz da olsa rahatlatıyor bizi… Atmaca güzel bir duyguyla doğaya, özgürlüğe ve göç yoluna doğru salınıyor.

Burada dede ve torun ilişkisi, kızın gelenekle, doğayla, vahşi de olsa bir kuşla kurduğu iletişimin bir süre sonra tek eğlencesi olan telefonu unuttuğuna tanıklık ediyoruz, bu da doğru yönlendirme ile çocukların yüzlerinin zaten doğaya dönük olduğunu gösteriyor. Atmaca yakalama, onu eğitmek, güvenini kazanmak aşamalarını gördüğümüz filmde muhteşem doğanın içinde kaybolup gidiyoruz.. Paçi Av Sanatı günümüze dair de çok şey söylüyor. Terk edilen, yaşlılara bırakılan köyler ve geleneklerle, bir çocuğun bir hayvanla hatta vahşi diyebileceğimiz bir kuşla kurduğu güven ilişkisine dair… Kuşu saldıktan Liva tekrar cep telefonunun sanal dünyasına dönmüş müdür acaba?

Dediğim gibi naif, uzun planların, doğada gerçekleşen az ve yavaş hamlelerin kameranın süzgecinden geçerek bize ulaştığı bir öğrenme hikayesi Paçi Av Sanatı… Doğanın av ve avcı dengesi gerçekliğiyle yansıyor, Liva’nın değişimi de…

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.