Minik Ceylan yorgan ülkesinde…

Çocuklar için küçük bir hediye öykü…

Banu Bozdemir

Ali korkuyla uyandı yatağından. Çünkü kötü bir rüya görmüştü. Karanlık bir şey kocaman bir sesle konuşmuştu kendisiyle. O da korkmuştu. Bağırarak uyandı. Terlemişti. Ama yatağındaydı. Anne diye seslendi. Ama kimse gelmedi. Annesi uyuyordu. O yüzden Ali’nin korktuğu için az çıkan sesini duymamıştı. Ali etrafına baktı. Dışarıdan bir ağacın dalı tam da karşı duvara vuruyordu. Gölgesi farklı bir şekil yapmıştı duvarda. Hemen gözlerini kapattı. Yorganın altına girdi. Etrafı dinledi. Ses yoktu. Yavaşça kafasını yorganın altından çıkardı.

O sırada dışarıda bir rüzgar çıktı. Dallar sallanmaya başladı. Gölge de sallanıyordu. Ali tekrar yorganın altına girdi. Yorganın altından hızlıca çıkıp, annesinin yanına gitmeyi düşündü. Ama sonra vazgeçti. Ya duvardaki dallar kendisini yakalarsa? Yorganı sıktı, iyice üstüne çekti. Tam o sırada yorgandan ‘off’ diye bir ses geldi. ‘Canımı yakıyorsun’ dedi tekrar bir ses. Ali şaşkınlıkla yorganı üzerinden attı. Çünkü ses korkutucu değil, komikti. Bir anda korkusu geçti. Etrafına baktı ama kimseyi göremedi. Tam o sırada yorganın nevresiminden bir ses geldi.

‘Burdayım, şaşkın şey’ dedi.

Ali sonunda gördü onu. Nevresim deseni olan ceylan değil miydi o? Nasıl olmuştu da canlanmıştı?

‘Seni korkutmadım umarım.’

Ali hala şaşkınlıkla ceylana bakıyordu. ‘Ama sen nasıl canlandın’ deyiverdi. Bütün korkusu bir anda geçmişti.

‘Sen korktun diye canlandım. Sen şimdi uyuyamayacaksın. O yüzden ben sana bir masal anlatacağım.’

Ali sevinçle ellerini çırptı. ‘Gerçekten mi?’ dedi.

Ceylan koca gözleriyle baktı Ali’ye. Sonra kafasını salladı.

‘Sen hep burda mıydın. Geçen gece de korkarak uyandım ama sen gelmedin?

‘Annen geldi ya’ dedi ceylan gözlerini odada gezdirerek…

Duvara yansıyan  dalları gördü.  Zıplayarak duvara gitti. Ali yatağının içine rahatça yerleşti. Ceylan’ı izlemeye başladı. Ceylan sallanan dalların önüne geçti. Dallar onun üstüne yansıdı. Ceylan onlara dokunmaya çalıştı ama olmadı.

‘Gördün mü bak. Dallar hiçbir şey yapmıyorlar. Hem bunlar bir gölge dedi…

Ali de kalktı yatağından. Koşarak duvarın önüne gitti. Dalların gölgeleri üzerinde oynuyordu. Rüzgar bir o yana bir bu yana esiyordu. Sanki dallar Ali’nin üstünde dans ediyordu. Ali korkacak bir şey olmadığını anladı. Tekrar yatağına döndü. Ceylan da arkasından yorganın üstüne zıpladı. Ali ceylana dikkatle baktı. Sırtı küçük beneklerle doluydu. Gözleri de kocamandı. O yüzden ona koca benek ismini takmaya karar verdi.

‘Senin ismin koca benek olsun mu’ diye sordu ceylana.

O da zıplayarak kafasını salladı. ‘Benim adım koca benek, benim adım koca benek’ diye odada dolaşmaya başladı.

‘Ama benim artık uyumam lazım. Yarın okula gideceğim’ dedi Ali.

Ceylan koşarak yorganın üzerine atladı. ‘Tamam sana masal anlatayım o zaman’ dedi..

Ali ‘tamam’ dedi ve gözlerini kapattı. ‘Dinliyorum’ dedi…

Minik ceylan yorganın üzerine kıvrıldı.

’Buradan çok çok uzaklarda bir ceylan ülkesi varmış’ dedi. Ali gözlerini sevinçle açtı. ‘Yoksa kendi ülkeni mi anlatacaksın? Senin ülken bir masal ülkesi mi yoksa?’

‘Ama sen böyle soru sorarsan anlatamam ki’ dedi koca benek.

Ali tekrar sımsıkı kapattı gözlerini. Ceylan anlatmaya başladı.

‘Ceylan ülkesinde herkesin bir görevi varmış. Ama görevleri başka başka ülkelerdeymiş. En çok da insanlar ülkesine gidiyorlarmış. Bir gün ülkeye insanlar ülkesinden bir istek gelmiş. Hayvanat bahçesi için bir ceylana ihtiyacımız var demiş insanlar. Kimse hayvanat bahçesi için insanlar ülkesine gitmek istemiyormuş. Çünkü orada kapalı kalıyorlarmış.

O yüzden kura çekilmiş. Kurada Uzun Burun’a isabet etmiş pembe kart. O yüzden o hayvanat bahçesine gitmiş.

Ertesi gün başka bir istek daha gelmiş. Çocukların defter kaplarındaki resimler için ceylan gerekiyormuş. Bu sefer çekik gözlü ceylanı göndermişler. Kitap kapları eskiyince tekrar geri dönecek Ceylan ülkesine ama…

Ali o sırada gözlerini açtı. ‘Seni de benim yorganım için mi istediler yoksa’ diye sordu.

Koca benek gülümsedi. Kafasını salladı. Anlatmaya devam etti. ‘Ben de insanlar ülkesine gitmek istiyordum. Ama ne olarak gideceğimi bilmiyordum. Önce çikolatalı pastanın üstündeki süs olarak gitmek istedim. Ama sonra hemen vazgeçtim. Çocuklar beni hemen yiyeceklerdi. Ben de çabucak ceylan ülkesine dönmek zorunda kalacaktım. Bir sonraki görev için bir yıl beklemek zorundaydım. O yüzden insanların yaptıkları bir doğa resmindeki ceylan olmayı istedim. Ama orada kalırsam bir daha ceylan ülkesine asla dönemeyebilirdim.

Bir gün arkadaşım obur ceylanla en yükseğe zıplama oyunu oynarken beni çağırdılar. İnsanlar ülkesinden yeni bir istek gelmişti. Çocuk yorganları için ceylan deseni kullanmaya karar vermişler. Bu iş için beni seçmişlerdi.

Bir yorganda ceylan deseni olmanın nasıl olduğunu düşündüm bütün gece. Ara sırada yıkanacaktım. Bütün gün serbesttim. Sonra minik çocuğun üzerini örtecektim. Fena bir görev değildi. Aslında konuşmamız, canlanmamız yasak ama sen korkunca dayanamadım.’

Ali yine gözlerini açtı.

‘Vayy be. Bu çok heyecanlı bir masal ama’ dedi…

Ama bunu kimseye anlatmaman lazım’ dedi Koca Benek. ‘Birileri duyarsa beni hemen ceylanlar ülkesine geri çağırırlar’ dedi…

Ali bu güzel olayı arkadaşlarıyla paylaşmak için can atıyordu oysa ki… Ama bu koca benekle arasında sır olarak kalmalıydı…

‘Yani sen gidersen yorganım bembeyaz mı olacak’ diye sordu Ali.

Ceylan kafasını salladı.

‘O zaman kimseye anlatmam. Bu ikimizin sırrı olarak kalsın’ dedi Ali…

‘Hadi bakalım şimdi uyuma vakti’ dedi koca benek.

‘Sen de uyuyacak mısın’ diye sordu Ali.

Koca benek ‘evet’ dedi. İkisi beraber gözlerini kapattılar. Duvara vuran gölgeler dans etmeye devam ediyordu.

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.