‘Mutlu Son’ların yazarı…


Bu röportajı Bülent Oran yaşamını yitirmeden (sene 2004) birkaç ay evvel Nokta dergisi için yapmıştım… İbrahim Türk’ün ‘Senaryo Bülent Oran’ kitabı vesilesiyle… Eski sayfaları karıştırırken karşıma çıktı, onu dergi sayfalarından taa buralara taşıyayım istedim… İyi de ettim…

Banu BOZDEMİR

Türk sinemasının gelmiş geçmiş en ünlü senaryo yazarı Bülent Oran. İbrahim Türk’ün ele aldığı ‘Senaryo Bülent Oran’ kitabı, yaşamının tüm sırlarını sayfalara taşıdı. Bu kitapla Oran’ın aynı zamanda ünlü bir mizah yazarı, o dönemlerin aranılan jönü, ressam ve fabrika işçisi olduğu aktarılıyor. Şapkayla doğduğuna dair rivayetler kulaktan kulağa dolaşıyor ve Polyanna kadar iyimser bir bakış sunuyor yaşama. 81 yaşındaki Oran, hayata hala sonu mutlu biten bir film gibi bakıyor.

Sizin artık bir kitabınız var. Neler düşünüyorsunuz?
Elimden bırakamıyorum. İbrahim, korkunç bir emekle yaptı. Bir daha hiçbir kitaba bu emeğin sarfedileceğini zannetmiyorum. Çok beğendim.

Hayatınızı kaleme almayı düşündünüz mü hiç?

Hayat hikayemi başka türlü düşündüm. Biraz sağlığıma kavuşayım, onu kaleme almayı düşünüyorum. ‘Ben nasıl oldum’ tarzında yazacağım. Tanıştığım herkesten kişiliğime bir şeyler katıldı. Çünkü ben ne sinemacı olmak istiyordum ne senaryocu ne de mizahçı…

Ne olmak istiyordunuz?

Küçükkken iki şeye meraklıydım. Biri itfaiyeci olmak. O zaman şapkaları falan farklıydı itfayecilerin. Bir de pilot. Uçakları da öyle bez uçaklar. Birinin mahallede sevgilisi var, alçak uçar el sallar filan. Onları istiyordum ama sonradan her şey kendiliğinden oldu.

Bütün bunlar olurken çalıştığınız fabrikayı da bırakmamışsınız bir türlü…
Fabrikada çalıştım. O arada öğretmenlik yapmaya başladım, film çevirdim ama ben korkak yapıda olduğum için, ‘devlet devlettir’ diye işi de tutuyorum. 60 ihtilali’nde vaziyet kötü, kovulduk. Ondan sonra işlerim çok açıldı. Fabrika ne de olsa zamanımı çalıyordu.

Mizahi yönünüz senaryoya nasıl yansıdı peki?
Konu sırf melodram olursa seyirci sıkılabilir. Yaptığımız komedi halkı gevşetiyordu. Sonra çok daha kolay ağlıyordu. Bir gün bir kız arkadaşım ‘Bakalım ne saçmalıklar yazıyorsun, götür beni bir filme’ dedi. Antrakta kadar film komedi gibi gidiyor. Gülmekten yaş gelmiş gözünden sürmeleri akmış. ‘Neresi bunun dram?’ dedi. Dur bakalım dedim, ikinci bölümde ağlamaktan canı çıktı.

Senaryo yazarlığında sürekli kendinizle diyalog halinde olmak nasıl bir duygu?

Kafa yormaktan çok yaşayarak yazdım. Günde iki tane ayrı iş yapıyordum. Birinde takıldığımda diğerine geçiyordum. Vücudumu az yorarak yazıyordum.

Hala elde mi yazıyorsunuz?
Evet, iki şey daktiloyla yazılmaz. Biri diyaloğ, biri şiir. Çünkü bir diyaloğu yedi sekiz kez yazman gerekiyor, çarpıcı olması için. Yazdığım her senaryoda onu yaşamış gibi oluyorum. Aşk yazarken aşk yaşamış gibi oluyorum. Bıkmadan, yorulmadan yazdım. Yoksa çekilecek iş değil.

Yeşilçam’ın klasik repliklerinin oluşmasında katkınız oldu mu?

Var tabii. O saçmalıkların çoğu benim. ‘Size baba diyebilir miyim’ mesela. Ama severek, inanarak yaptım. Şimdi onlar efsane oldu.


Bir senarist yazmadan ne kadar dayanabilir, en son senaryonuzu ne zaman yazdınız?
En senaryomu diziler için yazdım. Üç yıldır yazmıyorm ama sinemada neyi yazdığımı inanan ki hatırlamıyorum. Bir sürü yazdığım için isimler kalmıyor aklımda. Ülkenin gündeminin değişmesiyle birlikte senaryoların yapısı ve içeriği de değişti artık.

Peki talep yapım şirketinden mi geliyor?
Hayatımda hiç önermedim. Hep ısmarlama senaryo yazdım.

O yüzden senaryo yazarlığına geçişiniz biraz zor olmuş galiba?
Zor tabi. Benim kuşağımın yönetmenleri farklıydı. Şimdi değişik bir kuşak başladı. Eskiden bir senaryo işi olduğu zaman bana geliyorlardı. Artık yönetmenler kendileri yazıp çekmeye başladı. Sinemayı pek istemiyorm. Dizinin parası daha iyi. Eşdeğerde kafa yoruyorsun, uzun soluklu ve arka arkaya olduğu için daha kazançlı.

Yılların senaristi olarak şu günlerde yazılan senaryoları nasıl buluyorsunuz?
Çok iyi senaryo yazan bir sürü arkadaş çıktı. Hayret ediyorum bazı dizilerin senaryolarını bu kadar güzel, bu kadar ustaca nasıl yazıyorlar diye. Bir ‘Alacakanlık’ın, ‘Bir İstanbul Masalı’nın senaryosu, aylarca devam eden ‘Zerda’… Hepsi çok güzel senaryolar.

Kadınlar daha mı başarılı sizce?

Evet, daha başarılı. Dizilerde daha ustaca yazıyorlar. Yoksa sinemada erkek senaryoyu yazıyor, yönetiyor. İstediğini yapıyor, çok da başarılı. Sinemanın çok daha iyi gittiğine inanıyorum her alanda.

Buna rağmen daha az film çekiliyor ama…

Biz ana kitleyi kaçırdık çünkü. Bunun nedenleri televizyon, ekonomik durum, sinemaya gitmenin daha masraflı olması, salonların kötüleşmesi ve sokaklarda anarşik olayların olması. Böylelikle alışkanlığı kaybettik. Aslında yapılsa seyircimiz kendi filmlerini daha çok seviyor. O kadar yabancı diziler alıyorlar. Fakat bizim dizlerimiz daha iyi tutuyor.

Bir kısmı da yabancı dizilerden uyarlama…
Evet, ‘Bir İstanbul Masalı’ ‘Sabrina’ filminden uyarlama. Biz de zamanında bir sürü yabancı filmden adaptasyon yaptık. Ama düşünün bir buçuk saatlik filmden şimdi 30 bölüme ulaşan öykü çıkıyor. Son derece güzel geliştirdiler. Halk çok sevdi. Adaptasyon çok güzel bir şey. Özgün yazmaktan daha zor inanın. Bıgün iyi şeyler oluyorsa bunda Yeşilçam’ın etkileri yok değil. Ben Türk sineması ve geleceği hakkında çok umutluyum.

Genelde iyimser bir insansınız galiba…
Genelde doğru tarafına bakarım. Türkiye hakkında da. Sıkıntılar çekiyoruz ama eskileri bildiğim için hiç kötüye gideceğimize inanmıyorum. Nereden geldik buraya? Dünyanın en genç ülkesiyiz, işsizler üniversite mezunu. Bunlar az şey değil.

Şimdi bir senaryo yazmak isteseniz, Türkiye’nin hangi yönünü ele alırsınız?
Gene kadınların tutacağı bir melodram yazarım. Eski filmlere çok yakın ‘Bir İstanbul Masalı’. Eskiden polisiye filmlerde, birini bacağından vurursun, 40 tane polis gelirdi. Şimdi Türkiye’nin yarısı vuruluyor. Silahlar patlıyor ama hiç polis falan görünmüyor, o hale geldi. Ben şiddetten hoşlanmıyorum. Sonları mutlu bitsin. 35 yaşında açlıktan ölmüş olabilirdim. İstanbul’da doğmuşum dünyanın en güzel şehri. Daha ne isteyeyim ya hayattan?…

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.