Nergis Hanım ve unutulan hayatlar!

33. İstanbul Film Festivali’nde izleyip daral geçirdiğimiz (duygusu itibariyle) filmlerden biri oldu Nergis Hanım. Zaten festivallerde yoğun minimal bombardımanına uğrayan zihnimiz bir de tek bir sahnesinde tebessümün olmadığı, karamsar bir film izleyince iyice inişe geçmişti.

Banu Bozdemir 

Görkem Şarkan’ın bu ilk yönetmenlik denemesi İstanbul Film Festivali’nde Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü kazandı. Filmin en beğendiğim tarafı oyuncuları oldu. Zerrin Sümer ve Settar Tanrıöğen’in performansları muhtaçlık, tahammülsüzlük ama buna rağmen vicdana bağlanan ilişkinin tarafları olarak gayet başarılılardı.

Filmin Haneke’nin Aşk’ıyla, Yeşim Ustaoğlu’nu Pandora’nın Kutusu arasında bir yere oturduğunu söylemek mümkün ama duygu olarak. Yoksa bahsettiğim iki film de çok önemlidir benim için. Özellikle de Pandora’nın Kutusu yakın hissettiğim, o suçluluk halininin vicdanını çok yakınlarımda hissettiğim bir film olmuştur. Aşk’ın da sonu itibariyle Nergis Hanım’la yakınlık kurduğunu söylemek mümkün.

iff-2014---MRSS

Filmin sonuçta sona doğru dramatik bir biçimde ilerleyen bir akışı var ama tekrarlayan senaryosuyla yine bir kısa film arası yaratıyor. Alzheimer hastası annesiyle yaşayan Ekrem’in çilesi diyebiliriz kısaca. İkili arasındaki dram da gayet iyi ve samimi yansıyor perdeye ama tekrarlı ruh hali ve ikili arasında atışma bir süre sonra sıkıyor. Tek mekanda çekerek ikilinin sıkışmışlık hissini iyi yakaladığını düşündüğüm yönetmen, Ekrem’in kardeşinin çocuklarıyla kuramadığı ilişki üzerinden de yalnız ve ikili bir dünya yaratmış, bu da muhtaçlık ve beraberinde bundan kurtulma duygusunu yaratıyor. Yani filmin nasıl bir sona sürüklendiğini anlıyoruz, sürpriz olmuyor. (Hatta torun kızın ninesine anlatmaya çalıştığı durumu bile filmin akışına etki etmiyor, aynı anlaşılmazlık çemberinde dönüyor, belli ki yönetmen kırmak istediği bir duyguyu kıramamış!)

nergis-hanim-fragman_7773820-1160_1280x720

Filmde Alzheimer üzerine bir bilgilendirici yapı da mevcut, yani hastalığın nasıl zorlu bir süreci olduğu, özellikle de buna maruz kalan karşı tarafın nasıl zorlandığı gibi. Ama bir yandan  filmin bütün duygusu ikili arasındaki zorluğu gösterme derdinde, yani bizi hazırladığı sona alıştırma derinde gibi! Çünkü dozu yükselen bir suç ve ceza akışına mahkum ediyor yönetmen bizi. O yüzdendir ki oyunculuklarıyla öne çıkan bir film oldu Nergis Hanım benim için. Ama yine de çekerse yönetmenin ikinci filminde daha başarılı olacağına dair bir his de bırakmıyor değil!

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.