Rutubetli Duvar Dipleri…

Biz rutubetli duvar diplerinde otururken meğer birçok yerde sirkler kurulurmuş. Sirklerin içindeyse yüzleri boyalı pek çok insan dolaşırmış. Sirkler toplanıp başka şehirlere doğru yollanırken boyalı yüzlü insanlar rutubetli duvar diplerinden ayrılıp, gözlerine ulaşamayan yağmur ıslaklığında yüzlerini yıkarken meğer ne çok insan gülermiş.

Banu Bozdemir 

Konuşmak istedikçe açtıkları ama eskitmeyi bilemedikleri tükenmiş ilişkilerinin ağızlarına dolanıveren alışkanlıkları gibi susmayı yeğledikleri pencere kenarlarında dışarıyı seyretmekle avunan meğer ne çok insan yalnızmış. Pencere kenarlarının rutubetli duvar diplerinde oturan boyalı yüzlü insanların yağmur ıslaklığı ulaşmayan gözleriyle pencere kenarlarındaki suskun insanların hüzünlü gözleri birbirine değiverince meğer ne çok insan ağlarmış.

Kırmızı boyalı yüzlü insan birazdan boyasız yüzüyle uyanacak, boyalı yüzüyle işine gidecekti. Giderken pencerelerden uzanmış hüzünlü bakışları görmemek için koşmaya çalışacak, onlara bakmadan da geçemeyecekti. İş çıkışında ise rutubetli duvar diplerinde oturarak birbirinden hiç de farklı geçmeyen günlerini düşünecekti.

Bir gün yine rutubetli duvar dibinde otururken yanına yeşil boyalı yüzlü bir insanın oturduğunun farkına varmadı. Yeşil boyalı yüzlü insanın farkına varan mahalleliler ilk defa başlarını pencerelerden uzatarak uzun zamandan sonra birbirlerini yeniden gördüler. Hüzünlü gözlerindeki birikmiş yaşları silerek birbirlerine gülümsemeye çalıştılar. İçlerinden biri rutubetli duvar dibine ‘geldi’ diye bağırdı. Kırmızı boyalı yüzlü insan önce kendine seslenen pencere kenarı insanına sonra da yanına baktı ve oturmasını sürdürdü. Yeşil boyalı yüzlü insan ise kırmızı boyalı yüzlü insana daha da yaklaşarak elini omzuna koydu. O anda kırmızı boyalı yüzlü insan rutubetli duvar dibinden kalkarak pencere kenarı insanlarının bakışları arasında koşmaya başladı.

032-1272061836

Yeşil boyalı yüzlü insan ise ne yapacağını bilmeksizin kırmızı boyalı yüzlü insanın arkasından ağır ağır yürüdü. Pencere kenarı insanları başlarını kaybolup giden kırmızı boyalı yüzlü insandan yeşil boyalı yüzlü insana çevirerek kaybolana kadar arkasından baktılar. Sonra uzun bir süre başları pencerelerden uzatılmış bir halde birbirlerine bakarak sohbet etmeye başladılar. Yeşil boyalı yüzlü insan kırmızı yüzlü insanı dar sokaklardan birinde bulduğunda hava çoktan kararmıştı. Kırmızı boyalı yüzlü insan oturduğu rutubetli duvar dibinde mendille yüzünü siliyordu. Yeşil boyalı yüzlü insan yanına oturduğunda boyasız yüzüyle ona baktı. Onu görmeyeli neredeyse iki yıl olmuştu. Yeşil boyalı yüzlü insan bir sabah boyasız yüzüyle hiçbir şey söylemeden gitmişti. Onu sabah boyasız gören pencere kenarı insanları uzun bir sessizliğe bürünmüşlerdi.

  • Neden geldin?

Diye sert bir şekilde sordu kırmızı boyalı yüzlü insan.

  • Gelmek zorundaydım. Neler yaşadığımı bilmiyorsun.
  • Giderken de ne yaşadığını bilmiyordum.
  • Ben gidiyordum, gittim. Arıyordum, aradım. Bulduğum yerler rutubetli duvar dipleri değildi ama rutubetli duvar dibi insanları buldum. Kışın cekete, yazın birbirimize sarılıp oturduk birlikte bulduğumuz duvar diplerinde. Sonra sabahları birbirimizin yüzünü boyadığımız bir boyalı yüzlüyü sevdim. (Kesik kesik öksürür.) Ama onu saramadım, o öldü. Oralarda kalamadım. (Öksürür) Bu kez de rutubetli duvar dipleri buldum ama insanları bulamadım. Bekledim ama kimse gelmedi. Yaz kış cekete sarınarak oturdum. Hep üşüdüm, galiba hastalandım.
  • Hastalandığın için mi geldin?
  • Sana sarılabilirdim, biliyordum. Sevdiğim boyalı yüzlü insanı kaybettim ama seni kaybetmek istemiyorum.
  • Giderken beni hiç düşünmedin mi?
  • O günlerde düşünemezdim. Burada her insan, her mekan canımı sıkıyordu. Rutubetli duvar diplerinin benim için anlamını kaybetmesiyle birlikte pencere kenarı insanlarının karşısına boyasız yüzle çıkmaya başladım, düşünebiliyor musun? Senin de akşamları boyasız yüzünü görmeye tahammülüm kalmamıştı. Ne yapmamı bekliyordun? Burada kalıp tüm bunların geçeceğini mi beklemeliydim. Senden iğrenmeli, pencere kenarı insanlarını her gün biraz daha mı kahretmeliydim…
  • Senin gitmenle herkes yeterince kahroldu zaten. O gün sonra pencere kenarı insanları ne benimle ne de birbirleriyle konuştular. Ama ben her gün yüzümü boyayarak, pencere kenarı insanlarının hüzünlü gözlerinin önünden geçtim.
  • images (1)

Kırmızı boyalı yüzlü insan konuşmayı keserek yeşil boyalı yüzlü insanın yüzüne baktı. Bunları konuşmak anlamsızdı ve yeşil boyalı yüzlü insana sarıldı. Bir süre sonra yeşil boyalı yüzlü insanın sıcaklığını hissetti.

  • Sarılmak böyle bir şey işte. Rutubetli duvar dipleri çok soğuktu, diye fısıldadı kırmızı boyalı yüzlü insan. Kırmızı boyalı yüzlü insan, yeşil boyalı yüzlü insanın soğuk parmak uçlarını sıcak nefersinde boğarak ellerini tuttu. Buğulanan gözleriyle gözlerine baktı. Yeşil boyalı yüzlü insanın ellerini bırakarak tekrar boynuna sarıldı. Titrek titrek sallanmaya başlayan yeşil boyalı yüzlü insanın ağladığını sanan kırmızı boyalı yüzlü insanın da gözleri doldu. Titremeler şiddetlenerek hıçkırığa dönüşen ağlamalar gibi yavaşça kesildi. Kırmızı boyalı yüzlü insanın kolları arasında artan bir ağırlıkla kalan yeşil boyalı yüzlü insan yere doğru kaymaya başladı. Kırmızı boyalı yüzlü insan dengesini kaybederek öne doğru sendeledi. Kollarının arasından kurtulan yeşil boyalı yüzlü insan boylu boyunca yere serildi.

Kırmızı boyalı yüzlü insan yeşil boyalı yüzlü insanı eve götürdü, yatağına yatırdı. Sabaha kadar birçok kez yeşil boyalı yüzlü insanın yüzünü boyadı, sildi ve ona sarıldı. Ertesi sabah kırmızı boyalı yüzlü insanın yüzünde bir gram dahi boya yoktu. Onu o halde gören pencere kenarı insanları evlerinden hızla çıkarak arkasından bakakaldılar. O günden sonra onu bir daha gören olmadı…

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.