Şimdiki Zaman az önce bitti!


Şimdiki Zaman kahramanımız Mina’nın geçmişini çok da umursamadan, o anda şimdiki zaman diliminde karşımıza çıkarıyor. Oysa ben Şimdiki Zaman’ın hep az önce geçmişte kaldığı hissiyle ilgili çelişki yaşarım o yüzden şimdiki zaman yoktur bana göre.

Banu Bozdemir 

Aslında Belmin Söylemez de biraz öyle yapıyor, Şimdiki Zaman’ı Mina’nın geçmişinde bırakıp hep geleceği yakalama derdine düşürüyor Mina’yı… (Belki İngilizce zaman kalıbında Present Tense olarak daha fazla anlamı vardır Şimdiki Zaman’ın, İngilizce öğrenmek ve kapağı Amerika’ya atmak anlamında)

Belmin Söylemez uzun yıllar kısa filmleri ve belgeselleriyle hayatımızdaydı, o yüzden ondan bahsederken ‘evet kısa filmciydi kendisi’ diyoruz. Aslında kısa film biraz Şimdiki Zaman. Yani kısa, anlık olana yapılan öykünmesiyle, derdini bir çırpıda anlatma duygusuyla kısa filmin zamanının şimdiye uygun düştüğünü söylemek doğu olabilir. O yüzden uzun metrajında geçmişi atlayıp, şimdiki zamanda soluklanıp aslında geleceğin derdine düşüyor Söylemez. Uzun metrajın kısa filmcinin kafasında hep bir gelecek hayalinde durması gibi… Ve tabii kısa film ve belgesellerinde zaman sıçramaları ve hayal imgeleri de belirgindir Söylemez’in…

Şimdiki Zaman bir kadın filmi… Mina’nın umutsuzluk zamanlarıyla başlıyor. Eşinden boşanan, işsiz kalan bir şehir kadınının tepkilerine sahip gibi duruyor Mina önce ama pek de öyle değil aslında. Hayali Amerika’ya gidip yeni bir başlangıç yapmak. Amerika hayali bizim için yeni sinema için eski bir tarif! Amerika hayali hem çok sıradan hem sıra dışı… Mina gibi kurtuluşu Beyoğlu’nun arka sokaklarında arayan biri için biraz uzak bir hayal Amerika. Filmin iki üç yıl öncesine dayanan bir süreci olduğunu varsayarsak ekonomik kriz sürecine denk geldiğini ve ilk fikrin ülke değiştirmek olduğu gerçeğini savunabiliriz. Ama Mina’nın başka bir ülke hayali kurmak için donelerinin yeterli olduğunu düşünmüyorum. Şöyle ki ekonomik krizin daha çok Mina gibi değil de daha alt sosyo- ekonomik sınıftan birisini böyle düşünmeye sevk etmesi daha inandırıcı. Yani Mina her şeyiyle bir kaybeden olarak çıkmıyor karşımıza. O yüzden gidebilmek için para kazanmaya çalışması ve hayata karışması daha gerçekçi duruyor. Orada yönetmen bir es veriyor Mina’ya, hatta Amerika’ya gitmesinin önünü kesecek bir keşif yaptırıyor. Yani karakterine verdiği kaçma fikrini, daha yerel koşullarda yaşamasına olanak tanıyor…

simdiki zaman film 3

Mina çaresizlikten Beyoğlu’nda falcı arayan bir cafeye başvuruyor ve fal bakmayı bildiğini söylediği için işe alınıyor. Ama fal dünyasından bi haber. Burada filmin ana fikri de şekilleniyor aslında. Mina fal bakmayı bilmediği için ilk başlarda çok zorlanıyor ama sonra herkesin genel dertlerinden beslenen bir yöntem keşfediyor. Kahve fincanlarının içinde kendini buluyor, acılarını, umutlarını, hayallerini, başından geçenleri bir bir döküyor müşterilerine. Tabii dertler üç aşağı beş yukarı aynı olunca Mina fal baktırmaya gelen, kahvenin telvesinde umut arayan kadınların gözdesi oluyor: herkes onun ağzından dinlemek istiyor kendi hayat hikayesini, aslında yıllara yayılan kadınların hikayesini…

Film gerçekçi olmaya çalışan hikayesine rağmen bazı yerlerde pürüzler barındırıyor elbette. Mesela Mina’nin hiçbir yere sığmayan, evrilmeyen ruhunun hala Amerika hayali kurması ve bu hayali büyük heyecanlarla yaşaması en başından beri inandırıcı durmuyor. Zaten kimsenin hayatına girmesini istemeyen bir yapısı var Mina’nın ve kendisi de kimsenin hayatında kalıcı olmak istemiyor. Öyle de çok altı doldurulamayan bir suskunluk ve boşluğu var! Okumuş etmiş, ayaklarını sağlam basmaya çalışan ve yeni bir hayat kurma derdinde olan bir kadının hayalini Amerika olarak kurmak bana nedense çok gerçekçi, bunun yanında çok da sağlam hatta uçuk gelmedi! Kimsenin de hayatında olmak istemiyor. Hayatına işle beraber giren Fazi ve Tayfun onu hiç kesmiyor, o hep kendi zamanını yakalamak istiyor. Belki de Şimdiki Zaman’ın anlamı filmin buralarında ortaya çıkıyor, Mina kimseye ait olmayan bir zamanı kendi zamanını yaşamak istiyor. Fal bakarken bir muhabbet insanına dönüşen Mina’nın falın dışına çıkınca tekrar kaçma kafasına dönüşmesi kimi zaman hikayeyi de kesen bir şey haline dönüşüyor. Onun için Amerika hayalinden çok taşra ıssızlığının daha iyi geleceğini düşünüyoruz.

415720_130229476443105958793_Original

Filmin şehrin kalabalığında kaybolan, hatta kahvenin telvesinde dibe çöken Mina için bir çözümü yok aslında. Daha çok etrafımızda, şehre dair olan biteni sorgulamamıza olanak tanıyor. Tabii bir de Mina’nın ruh halinde batıp çıkmamıza. Her şeye rağmen güçlü bir karakter karşımızdaki, yalnız kalma isteği de buna denk düşen bir şey zaten… Bir de filmin karakterin yaşadıklarına ilişkin bir duygu katma hali var ki o da değerli bir şey haline dönüşüyor. Çünkü her filmde bunu yakalamak mümkün değil, karakterin uzayıp giden iniş çıkışlarına eşlik eden filmin duygusu karakterin direnmesine rağmen filmi daha samimi bir yere taşıyor. Buna senaryoda kurulmuş basit ve sade anlatımdan kaynaklanıyor.

Tabii film ister yollara vurulmuş ister yaşadığın şehirde bir iş kurmaya kadar uzanmış hayaller olsun hepsini aynı potada eritiyor: Boşluk. İstanbul da kimileri için umut kapısı, kimileri Amerika hayali gibi buraya gelmeye çalışıyor. Bu anlamda bir binanın terasında dile gelen Mina ve Fazi’nin düşleri arasında pek de bir fark olmadığını anlatıyor Söylemez bize. İnsan nereye giderse gitsin bazen içinde taşır o kocaman boşluk duygusunu ve kendisine ait Şimdiki Zamanı’nı…

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.