Sümela’nın Şifresi:Temel


Bu yıl izleyeceğimiz Türk filmlerine şöyle hızlıca bir göz attım. Aslında son yıllarda vizyon şansı bulan ve sonrasında seyircinin bile tahammül edemeyeceği kalitesizlikte bir filme rastlamadım. Yangın Var, Entelköy – Efeköy gibi örnekler komedi sinemasına kaliteyle eşlik eden ve izleyenlerin önyargılarını un ufak eden yapımlardı. Aslında Şubat’ta vizyona girecek Süpertürk’e kadar öyle sulu zırtlak bir komedi de görünmüyor ki Süpertürk’ün de o kadar kötü olacağını düşünmüyorum.

Banu Bozdemir

Adem Kılıç Yüksel Aksu gibi yaşadığı toprakların şifresini çözmeye soyunmuş bir yönetmen. Tabii biraz daha farklı bir tarzla. Ortada bir Sümela var elbette, çözülmesi gereken bir şifrede vardır muhakkak ama ortada en azından çözümlemeler adına daha sahici bir şeyler görseydik mutlu olacaktık. Keloğlan / Temel kırması ve adı yine Temel olan ‘kel oğlan, keleş oğlan’ günümüze uyarlanmış hikayede babası çok zengin olan Zuhal’e aşıktır. Zuhal neyse ki aklı başında kız imajında da bir de oradan yemedik tekmeyi!  Filmlerde ‘güzel ve salak’ ibaresiyle gözümüze sokulan üstüne üstlük prim yapan bu tiplemelerden gına gelmişti!

Neyse Temel her türlü ‘aşırı güven’ unsurunu sırtlanarak, babasından Zuhal’i ister. Alaycı bir tonla reddedilen Temel, çareyi zengin olmanın yollarını aramakta bulur! Çare de yıllardır yanı başlarında duran Sümela Manastırı’nın şifresini çözmektir. Şifre çözme yöntemleri tam bir facia. Hadi senaryoyu bu kadar önemsemiyorsunuz diyelim bari bu şifre çözme işini bir yere bağlasaydınız. İşin içine birden Rus mafya adamları, çatışmalar, gereksiz bir aksiyon ve hareket giriyor ki, bu kadar alakasız bağlantılar karşısında salonda teslim oluyorsunuz!

Aslında yaşadığın topraklarda, memleketinde film çekmenin, oradaki dertleri sıvanmanın, neşeyi anlatmanın anlamı paha biçilemez ama senaryosuz bir film nereye kadar ilerleyebilir ve seyirciyi ne derece tatmin eder diye baştan düşünmek gerekiyor. Neyse ki Kılıç hali hazırdaki ‘komedi ikonlarını’ kullanmamış Gecenin Kanatları Ve Güneşi Gördüm gibi gayet dram kokan filmlerde gördüğümüz Alper Kul’u farklı bir imajla beyazperdeye taşımış. Yanına da Türkler Çıldırmış Olmalı –Afrika filminden idmanlı Ruhi Sarı’yı katmış. İsrafil Köse,  Altan Erkekli, Tarık Ünlüoğlu ve Zafer Ergin’e kadar uzanan iyi bir kadrodan iyi oyunculuklar ama ne yazık ki çözülememiş şifrelerle dolu bir film çıkıyor. Filmin Karadenizli ruhuna sahip çıkma fikri ve kimi zaman bunu bazı yerlerde yansıtma hali başarılı ama bunlar anlardan ibaret kalınca filmin tümünü kaplayan bir hoşnutsuzluk yayıyor!

Mesela Yangın Var’da da Karadenizli olmanın ve bir kıza gönlünü kaptırmanın komedisi işleniyor. Sümela’nın Şifresi Temel bunu biraz da Recep İvedik’ten miras kaba komedi tarzıyla kurguluyor. Tabii işin içine futbolu da katarak hedef kitlesini yükseltme derdine düşüyor. Artık bel altı espriler kullanılmadığı için filmlerin belli bir rahatlık ve düzey içinde bulunduğunu da ekleyelim. Sümela’da buradan artı bir değer kazanıyor! Sümela’nın Şifresi Temel, keşke şifreye ve aşka giden yolda biraz daha zeki, meşakkatli ve heyecanlı bir yol izleseydi de biz de iyi bir film izledik diye mutlu olsaydık! Ama Adem Kılıç iyi ve akıcı bir senaryoyla, Karadeniz’e ilişkin inadını, Yüksel Aksu tadında sürdürebilir aslında.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.