Tarihin içinden modern zamanlara: Süreyya Sineması…

İçine girdiğinizde o atmosferi solumuş binlerce insanın yaşanmışlığıyla karşılıyor bizi Süreyya Sineması. 1927 yılından beri dimdik ayakta. 700 kişilik kocaman bir salon, localar. Eski dönemlerden kalma bir anıyı tazelemek gibi orada film izlemek… Duvarlarında çınlayan sesler, oturduğunuz koltuk, içine daldığınız perde… Süreyya Sineması’nda film izlemenin bir ayrıcalığı olmalı. Ama Süreyya Sineması bir çınar gibi direniyor etrafında yeni açılan son teknolojinin son imkanlarıyla donatılmış salonlara ve korsana… Süreyya Sinemasının beşinci kuşak sahibi Bige Aksel’le Süreyya Sineması’nı konuştuk…  Önümüze konan tablo çok da iç açıcı değildi doğrusu…

Bige Aksel, sinema sektöründe kuvvetli bir yer edinmek üzere gereken teknolojik yatırımları yaparak 1930’dan bugüne kadar devam etmiş tarihi bir sinema diyor Süreyya sineması için…  (Röportajı 2005 yılında yapmış olmalıyım) 

 Banu Bozdemir 

1930’larda sinema olarak mı açılmış peki…

Evet, 1927 yılında açıldığında opera salonuydu. Ondan sonra 1930’da sinemaya çevrilmiş. O günden bugüne kadar da sinema olarak devam etmiş. Sektördeki bütün iniş çıkışları da yaşamış bir sinema. 50 – 60’lı yıllarda yine sahne gösterileri olmuş bildiğim kadarıyla. Ama şu anda sahne gösterilerine de müsait değil

.Siz kaçıncı kuşak sahibi oluyorsunuz peki?

Babam dördüncü kuşak oluyor. Beraber devam ediyoruz. Babam 1960 yılından beri burada, ben de son 9 yıldır buradayım. Hem aile işini devam ettirmek, hem de sinemayı çok sevdiğim için buradayım. Bir de sinemadaki yenilenme beni etkiliyor. Biz de bu yeniliklerde bulunduk. Gişeleri yeniledik, bilgisayara geçtik, online satış başladı. Gişesi bol filmlerde online satışın faydalarını çok gördük.

Teknolojik yenilikler biraz da zorunluluktan mı kaynaklandı. Sonuçta etrafımıza baktığımızda açılan yeni sinemalarda süper teknoloji kullanılıyor…

Kadıköy civarındaki sinemalarda bilgisayarlı siteme geçen çok az sinema var. Zorunluluktan çok kolaylık diyorum ben. Hizmet. Beş altı salonlu sinemalara gittiğimiz zaman hepsinin gişesi farklı. Biz de öyle olmuyor. 700 kişilik salon için biletleri aynı anda satmaya başlarsanız büyük kaos yaşanıyordu burada o zaman.

3

700 kişilik salonu doldurmak zor olmuyor mu?

Büyük filmlerde ve son birkaç yıldır yerli filmler ağır basıyor. Büyük beklentisi olan filmlerde rahat çalışıyoruz. Çok salonlu sinemalara göre büyük dezavantajımız var. Bunu kapatmanın en iyi yolu daha kuvvetli filmler alabilmek. O da ayrı bir sorun. Dağıtım şirketleri bizim gibi tek salonlu ve tarihi bir sinemaya bir ayrıcalık tanımıyor. Ticari uygulamaları katı olarak bize yansıyor.

Bu sene UIP ile çalışıyorsunuz sanırsam…

Evet bu sene UIP ile çalıştık. Geçen sene WB ile çalışmıştık. Bu sene Özen Film’le de çalıştık biraz. Firmalar sinemalarda tek şirket olmaya çalışıyorlar. Zayıf filmlerin bize geri dönüşümü çok daha ağır oluyor. Şu an sektördeki trend zaten alışveriş merkezi. İnsanlar sadece oraya film izlemeye gitmiyor. Alışveriş yapıyor, vakti kalırsa filme giriyor. Orada personel ve makinist dönüşümlü olarak beş salonla ilgileniyor. Ama biz de öyle değil. Ama bu sene biz personeli azalttık. Son iki sene yaklaşık 180 bin kişiye indi izleyicimiz. 2000 yılında 300 bin kişiydik, düşüşe geçtik. Bu sene de 180 binin altından kalacağız, öyle görünüyor.

Bunu neye bağlıyorsunuz? Sinema salonlarının çoğalmasına mı, seyircinin azalmasına mı?

Bu birçok faktörün bir anda bir araya gelmesi. Bizim bir de 38 kişilik cep salonumuz var. Çok salon olması büyük avantaj. Sonra korsan Vcd’ler en büyük etken. Bizi çok fazla vuruyor. Alışveriş merkezinin içindekiler o kadar fazla etkilenmiyor korsandan. Bizi tarihi bir salon olarak çok modern bir sinemayla yarışamayız. Yine de görüntü ve ses açısından iddialı sinemalardan biriyiz. Bunun göstergesi de geçen Mayıs’ta Star Wars vizyona girdiğinde yaşandı. Star Wars kitlesi özeldir. Ayrıca ilk günde gelen müşteri daha da özeldir. İlk gün buradaki ambiyans başka türlüydü. Gençler vardı ve bu filmi Süreyya’da izlemek için gelmişlerdi. Bunu görmek çok güzeldi.

Sinemayı yaşatmak için popüler filmlere yönelmek gerekiyor herhalde…

Kesinlikle. Artık vizyona çıkan filmlerin çoğunun korsanı var. Basına yansıyor, kanunlar değişiyor, yenileniyor. Ama çözümsüz. Vergi kaçakçılığı gözünüzün önünde oluyor, çok acı bir olay. Sinemaya gitmek ayrı bir kültür ve ayrı zevk bence.

Herkes sinemada film izleme konusunda çok da şanslı değil ama!!

Evet o da doğru. Ama bu sene bir yaş sınırlaması uygulaması çıktı. Şu sinemamızda oynayan ‘Kırk Yıllık Bekar’a 18 yaş sınırı konmuş. İnternete girip baktım, başka ülkelerde böyle bir sınır yok. Burada izleyemeyen çocuk, gidiyor korsanını alıp izliyor zaten. Önce korsanı halledip, sonra bu yaş sınırını koysalar anlayacağım. Yaş sınırı kötü bir uygulama değil ama korsanı her yerde dolaşırken iyi bir uygulama değil.

fe5b587c48734e62a211e3743ad21e46-468x222

Sinemalar bu sınırlamaya uyuyorlar mı gerçekten? Uymasalar ne olur ayrıca? Denetleme var mı bu konuda?

Biz uyuyoruz. Uyulmadığımda ne olacak bilmiyorum. Korsan için de bir sürü kanun çıkıyor.  Ama uyulmadığı zaman bir şey olmuyor. Hapse mi giriyorlar? Hayır. Bir de bizdeki kurallar daha katı. Bizdeki gençlerin ne özelliği var da bu sınırlama getiriliyor?

Peki seyirci yaş aralığı nedir siz de? Gençlerin tercih etme oranı nedir?
Filmine göre değişiyor kesinlikle. Bazı filmler kadın, bazıları erkek ve genç ağırlıklı. Değişiyor yani.

Müdavimleriniz var mı?
Elle sayılacak kadar az. Daha çok yaşları biraz daha ilerlemiş olanlar. Ama dediğim gibi gençlere hitap eden bir film olduğunda da tercih ediyorlar burayı.

Süreyya sineması günün birinde daha modern bir yapıya bürünebilir mi? Kabuğunu, kimliğini değiştirir mi sizce?
Burası tarihi bir sinema ve birinci sınıf bir bina. Zaten Anıtlar’daki bir bina. Değişmesi de zor.
İçinin değişmesi imkansız. Burası sahne gösterileri yapılabilecek bir yer. Salonda değişiklik yapılamaz.

Bu sene biraz durgun gibi bütün sektörler. Siz neler düşünüyorsunuz?
Evet, bir durgunluk var. Amerika’da da öyle. Artık onlarında mı hayal gücü bitti? Yoksa 2006 birdenbire patlama mı yapacak? Bilmiyorum. Da Vinci Şifresi falan çekiliyor. Belki olay yaratacak filmler çıkacak. Bizde de sektör parlak bir vaziyette değil.

süreya

Buna rağmen bu kadar çok sinema salonu açılmasını neye bağlıyorsunuz?
Açıkçası ben de çok merak ediyorum ve nereye bağlayacağımı bilemiyorum. Mesela bilet fiyatları arasında da büyük farklar var… Biz mesela son iki ayda fiyatları daha da düşürdük. Bizim tam fiyatımız 8 milyon. Haftanın dört günü halk günü ve fiyat 6 milyon. Ama yine de buna rağmen film zayıf olunca fark etmiyor.

Bir de sizin konumuzda yani tarihi dokusunu koruyan büyük salon olarak Emek sineması var..
Evet Emek sineması da bizimle aynı sıkıntıları yaşıyor bence. Film dağıtım şirketleri daha esnek davransa bizim gibi sinemalara biz de rahatlayacağız. Biz dikkat ediyoruz, kimsenin adına konuşmuyorum şu an. Sadece kendi görüşlerim. Çok beklenen bir filmi Emek getiriyor ama Fitaş da dört salonda birden oynuyor aynı film. Emek sineması nasıl etkilenmesin bundan. Zaten aylarca iyi bir film bekliyor. Tepe Cinemaxx açıldığında bizim izleyicimiz yüzde 40 oranında azalmıştı. Hala da öyle. 300 bin kişiden 180 bin kişiye düştük. Dört senede hiç bırakmadık ipin ucunu. İşler kötüyken bile sinemamızda tadilatlar yaptık. Eski bir yeri yenilemek, yeni bir yer açmaktan daha pahalıya patlıyor aslında. Sahne ve efekt hoparlörlerinin hepsini değiştirdik. Tüm objektifleri yeniledik ve estetik açıdan bir şeyler yaptık. Biraz daha sıcak olsun diye. Koltukları tekrardan kaplattık. Yani Süreyya Sinemasını her koşulda yaşatmayı amaçlıyoruz.

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.