Tim Burton’dan korku harmanı!


Geçen haftalarda vizyona giren Paranorman’ın Tim Burton’ın tarzıyla ne  kadar da aynı olduğunu yazmıştım. Frenkenweenie ile benzeşen yanları bir hayli fazla. Aynı ellerden çıkmanın haricinde iki animasyon da toplum dışına itilmiş çocuklar, korkuyla harmanlanmış hayatlarında hep ölülerle uğraşıyorlar. Birisi (Norman) gittikleri  yerde ruhları rahat etmeyen  ölülerle alakadardı, Frenkenweenie’de ise Victor ölüp giden çok sevdiği köpeğini tekrar geri getirme derdinde!

Banu Bozdemir 

Tim Burton 1882 yapımı kısa animasyonunu uzatmaya karar vermiş, iyi de yapmış. Çünkü bazı filmler için ‘kısa biraz daha kısa’ dramı yok, gayet de mizahla yoğrulmuş, akıllıca hamlelerle doldurulmuş bir film karşımızdaki. Ama çocuklardan uzaklaşan bir yanı var filmin zira korku öğesinin yanında değişen ve canavarlaşan karakterleri var. Bir de onun üzerine baştan sona siyah beyaz bir film.  İyi  cesaret! Zaten stop – motion’u artık yadırgamamak lazım. O yüzden filmin referansları genelde büyükleri işaret ediyor.

Film tadını Frankenstein filmlerinden alıyor, hatta 1931 yapımı filmin (James Whale imzalı ) yeniden çekimi diyebiliriz. Burada canlandırılmak istenen bir insan yerine bir köpek oluyor . Köpek Sparky kocaman gözleri, burnunun ucundan ileriye uzanan küçücük yuvarlak burnuyla ve vidalanmış boynuyla inanılmaz sevimli. Tabii bunda sahibi Victor’a duyduğu derin sevgi de etken. Yönetmen her ne kadar çocukları hedeflemese de hikayeyi biraz yumuşatarak aslında onları da hedef kitlesi yaptığını anlatmaya çalışıyor sanki buralarda!

Paranorman’daki tiplemeler çok kayık gelmişti ama  Frankenweenie’de  tamamen korkunçlar! Hele de birebir Frankestein kalıplarıyla ortada dolaşan çocuğa ne demeli… Ya da kedisiyle aynı beyaz kalıplarda karşımıza çıkan kedisinin kakasına göre geleceği gördüğünü iddia eden kıza. Kendisi kesinlikle Harry Potter serisindeki Luna Lovegood’dan esinlenilmiş. Ben onu değil ama karizmatik  ve gotik Elsa Van Halsing’e bayıldım, başkan adayı olan amcasının yolunda başında mumlarla şarkı söylemesi de cabası! Tabii onun kanişinin saçları da başka bir gönderme! Sonuçta film çeşitli göndermeler eşliğinde bence gayet ilerliyor, korku kalıplarını gayet iyi kuşandığı için tatmin edici bir seyir sunacağını düşünüyorum herkes için…

Ben akışını yavaş bulanların aksine yeterli buldum, çünkü zaten olay örgüsü çok bol ve siyah beyaz film izlediğimizi hissettirmeyecek kadar renkliydi aslında. Ben lunapark sahnesini gayet renkli izlediğimi hatırlıyorum mesela!  O yüzden olay örgüsüyle, işlenişi , tiplerin yaratımı ve karakterleriyle bence gayet başarılı bir animasyon.  Tavsiye ederim, içindeki ince mizah da gayet iyi!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.