Türkiye Sinemasında İlk Film Dönemi -13

Yaz rehaveti öyle bir çöktü ki üstüme sormayın gitsin… Yaz geldi hareketli müzik parçası yaptım, hadi eğlenin diyenleri anlamadığım bir moddayım. Bu sefer yine evden sesleneceğim size. Kahramanımız doktorların dediği gibi 11 – 16.00 arası dışarıya çıkmayan, evde pinekleyen, hava serinleyince şöyle bir serinlemek için çıkan, elinde poşetlerle eve dönen bir adamcağız… 

Banu Bozdemir 

Yani uğraşılacak bir karakter değil, o hayattan elini eteğini çekmiş ama hayat ondan çekmesin istiyoruz kameram ve ben. Madem serinin 13. filmine gelmişiz 13 adına uygun bir film çekelim diyorum kamerama… Nasıl yani diyor. Git gece uyurken başında dikil, onu bütün gece kameraya çek diyorum. Ne saçma diyor, ne pilim dayanır, ne aklım, ne de yüreğim diyor kameram.

Ama korku filmi çekeceğiz ve senin her an tetikte olman lazım diyorum. O da meslek aşkıyla peki diyor tabii. Biz salonda üssümüzü kuruyoruz, adamı yatak odasına yolluyoruz. Bu arada benim kamera çaktırmadan arkadaşını çağırmış o da bütün geceler boyu beni çekmiş, sonradan öğreniyorum. Genelde sakin uyuyan birisiymişim ama bu kadarla bitse iyi… Anlatacağım sakin…

0929-sleeping-girl_sm.widecBenim kamera full dikkat adamı çekmiş, arada içi geçmiş uyumuş ama iyi bir iş çıkardı sağolsun… Ama içi geçtiği ve çekemediği yerlerde arkadaş kamera yardımına yetişmiş ve uyurgezer ev adamını benim başımda saatlerce beklerken çekmiş…  Ben dönüyorum, kaşınıyor, mırlıyorum adam tepemde dikiliyor. Yönetmen uyuma derler bu durumda uyuma da oyuncunu yönet. Oyuncu ayağına gelmiş sen hala uyuyorsun… Her izleyişimde içim ürperdi inanın. Hızlı izleyince hem daha komik ve korkunç oluyor.

Adam benim tepemde dikilirken yatak odası da boş durmamış. Görünmeyen birisi adam gittikçe yatağı toplamış gitmiş. Adam dönüyor dağıtıyor, bu topluyor. Ben salonda uyurken, adam tepemde dikilirken birisi güzel ve yalnız yatak odamda yatağı topluyor hem de görünmeden… Gel de kafayı yeme… Ben bunları montaj aşamasında görüp evi terk etme noktasına geldim, yatak odasına adım atamadım, salon insanı oldum, kendi kameramı bile sıkı sıkıya kapar oldum. Millet kapısını bacasını kapar ben kameramı…

Ama filmin bir yerinde çok ilginç bir şey olmuş. Ben salondan uyurgezer modunda kalkıp adamın başına bekliyorum ya… Saatlerce… Anlayacağınız yatak odası hepimizin kafasını bozmuş, o oradan kaçmak, ben de oraya ulaşmak ister gibiyim. Oyuncuyu dürtmüyorum ama sadece tepesindeyim… O sırada maskeli biri yanımdan geçmiş, hem de balkabağı maskesiyle. 13. Cuma’dan Cadılar Bayramı’na sarmışız, oradan Paranormal Activity olmuşuz.

halloween_slide1
Yatak odası dediğin huzurlu, sessiz, karanlık bir yer olur kardeşim, yatar uyursun sabah kalkarsın hiçbir şey olmamış gibi. Ama kamera girince devreye bir şey olmamış gibi kalkamıyor insan. Kamerama baktım sinirle, şu an uyuyamıyorsam bunun sebebi sensin biliyorsun değil mi dedim… Ama ben senin kıymetlindim hani dedi, pause, stop dedi ve kapandı. Küstü bana, günlerce açamadım. Yatak odasında huzurla uyuduğum bir gün kameramı tripodun üstüne özenle yerleşmiş beni çekerken buldum… Kötü kahkahalar eşliğinde. Kameramın açıldığına mı sevineyim  gece gece uyurken çektiğine mi? Oyuncu ne mi oldu? Onu sepetledik tabii uyurgezer bir halde dolaşırken evin içinde. Sonra aradık evdeyim, yatağımdayım, nasıl geldim hatırlamıyorum dedi de rahatladım…

Yatak odasından da böyle mıymıy bir film çıktığı için kusuruma bakmayın a dostlar!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.