Türkiye Sinemasında ilk film Dönemi -19

Kameram ve ben İstanbul’dan yine bunaldık… Bunalmamak imkansız, hatta burasının İstanbul olmadığını iddia edecek durumdayız, çünkü her şey değişime, betonlaşmaya, yozlaşmaya doğru hızlıca yol alıyor. Biz de eski İstanbul’u bulamasak da belki güzel bir şeyler buluruz diye şöyle bir sahil kesimlerine aktık, çok yol yaptık, durduk dinlendik… En çok da dikkatimizi çeken yollar boyunca bize eşlik eden zeytin ağaçları oldu. Zeytin ağaçlarının kutsallığına inanıyordum ama aralarına dalıp yaşlanmış, çok şey görmüş geçirmiş, buruşmuş gövdelerinin arasında, yeşil yeşil zeytinlerle dolup taşmış dallarının arasında dolaşınca tamam dedim ben kutsaliyetimi buldum, budur…

Banu Bozdemir 

Kameram zaten zeytin ağalarının neredeyse bin yıl yaşadığını duyunca saygısından uzun bir süre çekim yapamadı. Aldım onu yeşil dalların arasına soktum, kokladı, içine çekti  ve zınk diye çekmeye başladı. Bunlar ne güzel, ne kutsal, ne doygun ağaçlar Banu dedi, valla içime çekmeden duramıyorum. Çek dedim, belki bu güzel ağaçları da yerinde bulamayız birkaç zamana. Çünkü kesmek, yok etmek istiyorlar bu ‘kazık köklü’, güçlü, anaç, doğurgan ağaçları… Kameram o zaman hepsini, her dalını, her zeytini çekmeliyim diye zor bir görev verdi kendine ve bana. Çekmekten o kadar yorgun düştük ki… O gece zeytin ağaçlarının kutsallığında uykuya daldık. Gece kameram ve ben zeytin ağacı olduğumuza dair rüyalar gördük. Bizi kesmeye gelenlere karşı koca koca gövdelerimizi topraktan çıkardık ve yürüdük onların üzerine… Ne geceydi be!

Kameram koca bir zeytin şeklinde çekim yapıyordu, en çok ona güldüm ama zeytinin gücü onu yok etmek isteyenleri yendi. Tabii şimdilik.  Sabah uyandığımızda ikimiz de içimize zeytin fideleri girmiş gibi hissettik. Burada kalıp zeytin ağacı olalım, burada kök salalım mı Banu  dedi kameram. Bir tarafına da zeytin dalı sıkıştırmış… Barışı simgeleyen, olduğu coğrafyaya uyum sağlamaya çalışan ve gövdesi kurusa bile bir yerlerinden sürgün eden bu ağacın anlamını, önemini ve kutsallığını anlamayanlar… Bu ağaçların gücü, özü, yaşı başı sizi aşar. Ne haddinize! Yaş kış yapraklı kalan, yaşama bu denli tutkun, üretken ağaçlar yerinde kalmalıdır. Biz kameramla artık kendimizi zeytin ağacı gibi hissediyoruz, zeytinin gücünü aldık bir kere!

Bunları da Seversiniz...

Yorum gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

İçinden sinema geçen yazılar…

Banu Bozdemir Kitapları

Yorumlar

öteki sinema

Arşiv

© 2012 Banu Bozdemir
Powered by WordPress, Endless & Sneek