Türkiye sinemasında ilk film dönemi -20

Kameram ve ben… Ben ve kameram… Yollardayız yine ve bu kez bilim insanı edasıyla GDO’lu tohumların peşindeyiz daha doğrusu her yeri saran GDO’lu tohumların arasından ilk tohumları bulabilecek miyiz? Valla ben umutlu değilim de kameram bu arama tarama işini pek sevdi… Önce bilimkurgu mekanı gibi bir yer bulduk, fabrika bacaları, borular, kokular ve dokular… Fabrika olduğu için etrafta tek bir yeşillik yok, yemiş, emmiş yeşili, maviyi, havayı, tohumu, insan enerjisini…

Banu Bozdemir

İki günde kütür kütür öksürmeye başladık inan olsun! Kameram sürekli çamur gibi çekmeye başladık, psikolojimiz bozuldu ama mesajımız net: o ilk tohumlar nerdeyse bulunacak!

Mesajı bitik dünyada verdikten sonra tekrar yollara düştük… arıyoruz, toprağa, binalara, sulara, mağaralara, evlere, insanların içine bile bakıyoruz…  Yok, yok… Kameram; ‘Banu, yer yarıldı da yerin dibine girdi’ diye bir deyim vardı bilirsin değil mi diyor. Bilmem miyim ve ani bakışla toprağı kazımaya başlıyoruz.  Beş metre falan kazmışız hızımızı alamayarak ama güzelim tohumlar yok oğlu yok! Mutlaka bir yerlerde, birileri orijinal tohumları saklamış olmalı diyorum içimden, artık çöllere düştüğümüz için sayıklamaya başlıyorum. Burada insan, canlı namına bir şey yok, tohum nasıl olsun diyorum kamerama… Hiç olmayacak yerden çıkacak Banu bu tohumlar, öyle hissediyorum diyor benim bilmiş kameram. Serap göre göre açlıktan GDO’lu tohumları ağzıma gömecek şekilde ilerliyoruz. GDO’lu tohumlar yolun kenarında sıra olmuş bize el sallıyorlar ve kutsal topraklara hoş geldiniz diyorlar! Burada mı ilk tohumlar diye heyecanla ve saf saf soruyorum. Hayırrr diye hep bir ağızdan bağırıyorlar. Kafama güneş geçiyor, derme çatma yapılmış ahşap bir kulübenin içine zor atıyoruz kendimizi. Neyse arkamızdan gelen giden yok!

Mataramdaki son suyu da içtikten sonra uyuyorum ve rüyama giren bir yeşil sakallı dede doğruca Yeşil Yol’a gitmemi söylüyor, tohumlar orada, zirvede, yaylada diyor. Durur muyum, anında uyanıyorum ve nasıl olduğunu bilmediğim bir enerjiyle Karadeniz’e ışınlanıyorum. Ve gerçek, pırıl pırıl, bize ışıltıyla bakan doğal, ilk ve orijinal tohumlarla kutsal buluşmamızı yapıyorum. Biz hep buradaydık Banu, bir yere gitmedik ki diyorlar. Kameram ve ben şaşkınlıkla birbirimize bakıyoruz, aslında ilk bakmamız yere en son bakmışız diyerek hayıflanıyoruz. Tohumlar bize domates, biber, salatalık ikram ediyor, afiyetle yiyoruz, kokularını içimize çekiyoruz, tatlarını bünyemize yolluyoruz ve doğaya bir kez daha inanıyoruz! Kameram ve ben doğal tohumlarla 15 gün kamp yapıyoruz, onların toprakla, hayvanlarla ve ilginçtir ki biz insanlarla olan uyumuna bakıp bir kez daha hayran oluyoruz onlara. Kameram ve ben heybemizde yine bol malzemeyle döndük, orijinal tohumların içimizde bir yerlerde saklı olduğuna karar verdik. Bu da böyle bir mesaj olsun hadi!!

Bunları da Seversiniz...

Yorum gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

İçinden sinema geçen yazılar…

Banu Bozdemir Kitapları

Yorumlar

öteki sinema

Arşiv

© 2012 Banu Bozdemir
Powered by WordPress, Endless & Sneek