Uzun perdesüsüyle gülen bir surat ve iyi bir dost: İsrafil Köse

Sevgili  İsrafil Köse’yle amatör tiyatro yaptığımız yıllarda tanıştım. Ankara Birlik Tiyatrosu’nun Kocamustafapaşa’daki tiyatrosunda amatör çalışmalarımızı tamamladıktan sonra hocamız Cem Yalın’la birlikte Bakırköy Oyuncuları’nı kurmuştuk. Çalışmalarımızı Pazar günü Seyrantepe’de Plato diye bir yerde yapıyorduk. Bir gün en doğal haliyle İsrafil çıkageldi.

Banu Bozdemir 

Artık bizim grubumuzdaydı,  kısa zamanda çok iyi  arkadaş olduk. Şakalar, espriler, kankalıklar… O zamandan beri de İsrafil’i de çok dertli gördüğümü hatırlamıyorum. Ortama hep şaka, neşe  yayan bir yanı vardı. O zamanlar Brecht’ten Ulm’lu Terzi oyununu oynuyorduk. Hepimiz tarzımıza göre oyunda çeşitli rollere bürünmüştük. İsrafil’in bahtına da psikopos rolü düşmüştü. Zamanla o rolle o kadar bütünleşti ki, gidip gidip ona günah çıkarır olduk!

Tiyatro grubumuz bir sebepten dağıldı, sonra Cem Yalın hastalandı ve aramızdan erkenden ayrıldı… Yalnız kalmıştık, bize tiyatroyu öğreten adamı kaybetmek bizi epey sarsmıştı. Hepimiz dağıldık, bazılarımız başka gruplara ya da hayatın içine dağıldık. Ama kopmadık. Özellikle de İsrafille. İsrafil’le Beşiktaş’ta komşuyduk ve sık sık görüşüyorduk. Onun küçük evinin terasında yaptığımız sohbetlerin tadı hala zihnimde. Hayallerimizi, tiyatroyu konuşuyorduk. Şu an kapalı olan Beşiktaş İskelesi’nin yanındaki çaycı da sohbet mekanlarımızdandı. Deniz havası, İsrafil’in dalga geçer bir şekilde hep mutluluğa yayılan suratı ve güzel bir arkadaşlık duygusu.

israfil-kose-kimdir

İsrafil’i uzun deri pardesüsüyle hatırlıyorum, yerlere kadar uzanan bu pardesü ona ‘kötü adam’ imajı veriyordu ama onu hiçbir zaman kötü yanına tanık olmadım. Hep dost oldu, hep yanımızda yöremizde. Bol bol tiyatro yapan İsrafil bu sektörün emekçisiydi. Koştura koştura Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki oyununa koşturmasını hatırlıyorum. Tabii bir de beyaz scooterını… Keşke motoru olmasaydı, kullanmayı bıraksaydı…

İsrafil’le son yıllarda yüz yüze pek görüşemedik ama hep takipteydik birbirimizi. Konuşuyorduk, Moskova’nın Şifresi Temel’den sonra karakter oyuncusu olmanın zorluğu ve arka planda kalma konusunu konuşmuştuk. Keşke arkadaşımla nalına mıhına bir röportaj yapabilseydim, Laz tiplemesiyle gönüllerde yarattığı sevgiye ben de bir katkı katabilseydim. Ama acı da olsa İsrafil’in çok çok seveni olduğunu gördüm, öğrendim ölümünün ardından. Acımı biraz olsun azalttı, çok güzel bir sevgi bırakmış arkasında… Oğlu’yla olan ilişkisi ise her zaman mutluluk verici oldu benim için, keşke gitmeseydi… Gitmeseydin.  Ben seni tanıdığım, arkadaşlık hatta dostluk yaptığım için çok mutluyum İsrafil. Rahat uyu…

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.