Vizyonda altı yeni film (29 Ekim)


Bu hafta vizyonda altı yeni film var. Son Ayin şeytan çıkarma kıvamında bir şeyler anlatmaya çalışıyor, sonra işler sarpa sarıyor! Nefes Nefese bir organ mafyası içyüzü. Winx Club 3D: Sihirli Macera yine minik kız çocuklarına sesleniyor. Nene Hatun, Nene Hatun olmadan bir film yapmak üzerine kötü bir ders veriyor! Sihirbaz haftanın en iyisi olarak koca bir alkışı hak ediyor. Kubilay Menemen olayları sırasında öldürülen Kubilay’ı anlatıyor. İyi Seyirler…

Banu Bozdemir

Son Ayin / The Last Exorcism
Bu film çeşitli filmlerin karışımı.. Daha çok Blair Cadısı ve Şeytan kıvamında tabiî ki. İnandırıcı kılmak için el kamerası kullanmışlar yani yine kameranın gösterdiği kadarı var. Önce din eleştirisi kıvamında başlıyor hatta peder Marcus Cotton inançsız bir biçimde bir şeytan çıkarma ayinine gidiyor, her şeyin psikolojik bir altyapısı olduğu konusunda emin. Kafa karışık, belgesel fon tam gaz gidiyor derken bir arabaya atlayıp olayı yani şeytan çıkarma ayinini yerinde görmek üzere bir çiftlik evine yanaşıyoruz. Ama sonrasında olaylar biçim değiştiriyor. Ava giden avlanır hali, ‘sen inanmazsan ben seni inandırmayı bilirim’ inatlaşması vs… Ne derseniz deyin artık bu duruma…  Şimdi filmin afişine, fotoğraflarına ve şeytanın içine girdiği kıza baktığımızda The Exorcist hortlatması içinde olduğumuzu hissediyoruz. Bu devam filmin değil, ondan eminiz, ama Rosemary’nin Bebeği kıvamı da var, izleyin zamansal olarak pek bir şey kaybetmeyeceksiniz!

Nefes Nefese / Inhale
Karşımızda hikayesi organ mafyasına uzanan bir hikaye var. Evet bu herkesin sorunu olabilir, herkesin başına gelebilir ve insanı bilinmedik yollara çıkarabilir. Türkçe Nefes Nefese olarak çevrilen Inhale, çocukları Chloe’yi kurtarmak seferber olan  için Los Angeles Bölge Savcısı Paul Stanton ile karısı Diane’in karanlık dünyalara inişini konu ediniyor, olayın ardındaki gerçeği ve zorluğu anlatıyor. Kafası karışmış ve adeta çılgına dönmüş Paul ve Diane riski göze alarak söz konusu doktoru bularak, eğer mümkünse Chloes’nun hayatını kurtarmaya karar verirler. Bu karar onları Meksika’nın en karanlık işlerinin döndüğü yeraltı dünyasına götürecektir. Paul’ün araştırmaları sonunda onu yozlaşmış bir Meksika’lı polis memuru Aguilar’a ve aslında Dr. Navarro naki ameliyatlarını bağış yöntemiyle değil, zorla ele geçirdiği insalardan ölümlerine pahası çaldığı gerçeğine ulaştırır. Uluslararası organ mafyasıyla karşı karşıya gelen Paul kendi kızını kurtarmakla, bu suçu ortaya çıkararak yüzlerce çocuğun hayatını kurtarmak arasında bir seçim yapmak zorunda bulur. Dram ve macera yanı ağır basan bir tarafı var.

Winx Club 3D: Sihirli Macera (Winx Club: Magical Adventure)
Yapımcı, yönetmen Iginio Straffi tarafından yaratılan Winx Club’ın ilk filmi ‘Kayıp Krallığın Sırrı’ izlenme rekoru kırmış, özellikle kız çocuklar arasında fenomene dönüşmüştü. Sırada üç boyutlu ikinci film Winx Club 3D ‘Sihirli Macera’ var. Bu film 29 Ekim’de dünya ile aynı anda vizyona giriyor bizde de. Winx Club’ın bu yeni filminde Winx Perileri Bloom ve arkadaşları yeni maceralara uçuyorlar. Ama işler istedikleri gibi gitmiyor. Prenses hayatından sıkılan ve bu arada erkek arkadaşı Sky’la da arası bozulan Bloom ve peri arkadaşları için hayat toz pembe değil maalesef. Trix’ten destek alan Eskiçağ Cadıları da iyi ve kötü sihir arasındaki dengeyi sağlayan Hayat Ağacı’nı buluyorlar. Eskiçağ Cadıları yaptıkları güçlü bir büyü ile bu dengeyi bozuyor ve güçlerini yitiren Bloom ve arkadaşları bütün kötülüklerin kaynağı olan cadılarla yüzleşmek zorunda kalıyor. Memleketimizdeki çocuklar için de güzellikler düşünülmüş. Filmin müziklerinden ‘Süper Kızlar’ ve ‘Harikalar Diyarı’ şarkıları Grup Hepsi yorumluyormuş. Ayrıca Winx Club hayranı iki çocuk film karakterlerinden Lockette ve Helia’yı Türkçe seslendiriyor. Çocuklar arasında bir yarışma düzenleniyor ve kazanan iki çocuk, karakterleri kendi özgün sesleriyle seslendiriyorlar.

Nene Hatun: Aziziye
İlk defa ismiyle bu kadar alakasız bir film izledim. Adı Nene Hatun ama Nene Hatun’u tarihe yazdıran bir tek kare yok. O da herhangi bir Erzurumlu kadın gibi savaşa koşuyor, çocuklarını evde yalnız bırakıyor… Ama filmde ona verilen özelliği ve vasfı affınıza sığınarak anlayamadık inanın. Eğer Nene Hatun’a gereken önem verilseydi, üç beş askerle yapılan uyduruk savaş sahneleri ve bir tepede dürbünle sadece olan biteni izleyen Osmanlı paşaları görmezdik… Birde bize gelen basın bülteninde filmin iki tarafı var… Yani bir günümüzde geçen ve Nene Hatun azminden güç alan kayakçı Suna ve arkadaşları var… Ama sonra filmin tamamen değişmiş olduğunu, sadece adının Nene Hatun olarak kaldığını görüyoruz. Eğer bu bir azim ve kurtuluş hikayesiyse hiç etkilenmedik bunu bilesiniz… Tarihi film yapmak sadece renklerle oynamakla olmuyor. Bütçe yoksa tarihi film çekilmesin, tarihi karakter yaratılamıyorsa da yine aynı şekilde… Nene Hatun tam bir hayalkırıklığı, filmin müzikleri için herhangi bir yarışmadan ödül almazsa çok sevdiğim saçlarımı kestiririm diyen yönetmen Olgun Özdemir’e tavsiyemiz bu kadar iddialı olmaması… Çünkü filmin iddiası bu kadar cesur değil! Keşke tarihe yön veren bu tarihi kişilik daha hakkıyla yer alabilseydi beyazperdede… Ve filmin hamaset yaparken bir damla bile izleyenleri duygulandırmadığını söyleyelim…

Sihirbaz  / L’illusionniste – The Illusionist
Animasyonlara sempati duymamı, sevmemi katbekat arttıran bir yapım daha… Ayrıntılı kareler, doyurucu bir hikaye, gezgin, fantastik ve sihirli bir dünya…  Daha önce Belleville’de Randevu’yu izleyip sevdiyseniz bunu da çok seveceksiniz… Orada karmaşık bir hikaye basite indirgenmiş bir hale bürünüyordu, burada ise daha tersi bir durum var. Çünkü her ayrıntısı düşünülmüş  ve doldurulmuş kareler, birer tablo gibi beyazperdeye yansıyor Slyvain Chomet’nin ellerinden. Hatta animasyonun sınırlarını bile zorluyor. Film efsanevi Fransız mim ustası, yönetmen ve oyuncu Jacques Tati’nin 1956 yılında büyük kızına yazdığı, çekilmemiş bir senaryodan esinlenme… Ama yönetmen her yönetmenin de diyebileceği şeyi söylüyor ve ‘bu benim Tati hikayem’ diyor. Bence izlemeye doyamayacaksınız, bitmesin isteyeceksiniz. Hayata belli bir kırgınlıkla bakan, artık insanların sihre ilgisini kaybettiği bir zamanda sanatını icra etmeye çalışan yaşlı adamın yolu İskoçya’da bir köy barına düşer. İnsanların yaptığı şeyi beğenmesi yaşlı adamı az da olsa mutlu eder ama bu köyün ona armağanı yaptığı sihri gerçek sanan küçük Alice’in dostluğu olur… Şehir hayatı, Alice’in bitmek bilmeyen istekleri, her şeyin sihir sanma saflıkları ve yaşlı adamın hayat mücadelesi… Şapkadan çıkan tavşanın agresiflikleri, gerçek dünyanın farkı… Hepsi ince ince işleniyor, animasyon sınırlarını zorlayan film, sihrini üzerimize yolluyor, etkilenelim diye! Ben etkilendim.

Kubilay
Filmin yapılmayan basın gösterimi filmle ilgili bir şeyler yazmamızı engelliyor. 80 kopya gireceğini duyduğumuz film için tek kare fotoğraf da bulamadık, aynı zamanda fragman da yok. Çekildiğinden eminiz ama… O yüzden basın bültenli açıklamalarla yetinmek zorundayız hep beraber! Kubilay’ filmi adını 1930’da, Menemen olayında gerici yobazlar tarafından öldürülen Kubilay’dan alıyor. Genel olarak ‘Kubilay’da 1920’de TBMM’nin kuruluşu ve Kurtuluş Savaşı anlatılıyor. Filmde ayrıca Aznavur Ahmet isyanı, Konya Delibaş Mehmet isyanı, Çopur olayları, Şeyh Sait isyanı da yer alıyor. Kubilay’ın katledilişine de tanık oluyor filmi izleyenler. Filmin çekilmesinin amacının Cumhuriyet’in medeni bir yönetim sistemi olduğunu anlatmak, cumhuriyete karşı oluşan tehdit ve tehlikeleri kamuoyunun bilgisine sunmak olduğunu söylüyor filmi yapanlar. Filmin müzikleri Cahit Berkay’a ait. Senaryo danışmanları ise Turgut Özakman ve Alev Çukurkavaklı. Genelkurmay Başkanlığı da ‘Kubilay’a katkıda bulunanlar arasında.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.