Vizyonda altı yeni fim (27 Mayıs)

Bu hafta vizyonda altı yeni film var. Ödünç Sevgili uçarı kızdan masum kıza doğru kayan bir adamın hikayesi. Zor Hedef karısını kurtarmak için gözünü karartan bir adamın, Şeytanı Gördüm birbirlerine mütemadiyen şiddet uygulayan iki adamın… Gönül Avcısı ise ilişkileri bozmak için yaratılmış bir adamın. Biraz adamlar haftası gibi. Devlerin Günahı geçmişe uzanan bir aşk hikayesi. Troll Avı ise bizi inandırma heveslisi inatçı bir mockumantary.

Banu Bozdemir

Troll Avı  / Trolljegeren – Troll Hunter
Bu mockumentary (kurmaca belgesel) olayı Blair Witch’den yanan aldı başını gidiyor. Gerçek olmayan bir şeyi seyirciye gerçekmiş gibi yutturma olayı Troll Avı’nda zirve yapmış durumda. Maliyet düşük, gişe bu gerçeklik hissiyatından ötürü epey tavan yapıyor ve insanlar yalan bir gerçekliğe inanmak için bu tarz filmleri tercih edebiliyor. İskandinav ormanlarında yaşayan dev Trollerle ilgili bir mockumentary kimi ikna edebilir ki diye düşünmek de mümkün ama ilk dakikasından itibaren bu konuda kuvvetli bir çaba olduğunu görebiliyorsunuz. Filmimiz daha başlarken seyirciye çekimlerin gerçek olduğunun kanıtlandığına dair bilgiler veriyor ve türün ilk kuralını yerine getiriyor. Yani filmdeki her şey bu gerçekliğe o kadar iyi hizmet ediyor ki son sahneye kadar anlamlı bir çaba olarak görmek mümkün oluyor. Film boyunca Troll avcısının büyük, daha küçük ama onlarca, daha büyük, en büyük şeklinde geniş bir spektrumda ilerleyen Troller ile mücadelesini, hükümetin Trolleri gizleme politikasını, doğal ortamların bozulmasının Troller üzerindeki etkilerini izliyoruz. Taş kesilen, patlayan, gaz çıkaran ve gargamel modunda ortalıkta dolaşan, hatta kişisel özellikleri bile gözler önüne serilen Troll’lere karşı büyük bir sempati besliyoruz. Ya da onları yakalamak konusunda büyük bir uzman kesiliyoruz. Devletin onları yok sayma çabasını (onları bir ayı olarak yutturuyorlar) ise esefle kınıyoruz. Uzun lafın kısası; ucuza çıkmış ama gerçekten eğlence ve yaratıcılık barındıran türden bir sinema örneği Troll Hunter. Fakat el kamerası ile çekim tekniğini kullanıyor olması en büyük dezavantajı. Zira pek tercih edildiğiniz söylenemez. Yine de keyifli dakikalar geçireceksiniz. Korku yok eğlence çok!

Ödünç Sevgili / Something Borrowed
Bir roman çok satarsa hemen ne yapılır? Sinemaya uyarlanır. Bu bizde çok işleyen bir mantık değil, ne yazık ki. En son Bizim Büyük Çaresizliğimiz uyarlandı sanırım. Ama bu çok satan uyarlamaları best seller uyarlamalarına hiç benzemiyor, yani bir Dostoyevski ağırlığı yok. Ödünç Sevgili Something Borrowed’ adlı romandan uyarlama. ‘Yanlış kadın, yanlış erkek’ sendromundan bayağı muzdarip bir film. Ve kişileri doğru yöne kaydırmak için yapmadığı şey kalmıyor. Masum olan ve ezilen her zaman haklıdır mantığından yola çıkan film uçarı insanlara fazla şans vermeden, yollarına deli dolu devam etmelerini salık veriyor. Yani Kate Hudson’ın ‘bana her şey mubah’ tarzında döktürdüğü karakteri gözümüzde hem keyifli hem de itici bir halde. Sonuçta erkekler kadınlar arasındaki uyuma odaklı bu filmde bir taraf hata yapıyorsa, diğer tarafta yapsın ki, haklılık için bir sebep oluşsun durumu var. Sonuçta gülmek, aralarda gülmek için yeterli bir sebep olabilir!

Zor Hedef / Point Blank
Fred Cavaye yani bu filmin senarist ve yönetmeni. Kendilerini Fransız aksiyon sinemasında bir yer edinmeye çalışıyor zira 2008’de çektiği Por Ella/ Aşk Uğruna filminde haksızlığa uğrayan karısını hapisten kurtarmak için mod değiştiren bir adamı anlatıyordu, sonra geçen yıl Hollywood uyarlaması geldi aynı filmin. Onda sadece senarist olarak vardı doğal olarak Cavaye. Cavaye bu suç ve ceza hikayelerine fazlasıyla sarmış olduğunu ikinci filmiyle de belli etti. Zor Hedef yine masum insanların hayatına dalan suçlu insanlarla ilgili. İşin içine masum, aynı zamanda görüntü de çok masum, bir kadın girince suçlu insanlara daha fazla diş bilememiz amaçlanıyor. Polis teşkilatı da ikiye ayrılmış durumda, suçlularla işbirliği yapanlar ve buna aymayıp, safiyane bir biçimde rotayı saptırmayanlar olarak… Bu arada karısının peşinde ve hemşire olmayı bekleyen Samuel, masum ve hamile karısı Nadia’ya bir türlü ulaşamıyor, planlar şaşıyor, polis teşkilatı karmaşasından doğru dürüst bir iş çıkar mı orası da muamma yani! Sonuçta Zor Hedef olaylar zincirini birbirine bağlamayı başaran, aksiyonu ve merakı diri tutan bir yapım kim ne derse desin… Bizimkiler böyle bir şey yapmaya kalksa, bu kadar karmaşayı yönetmekten zorlanıp hepten çorba yaparlar filmi. O yüzden Fransız’ı iyi. Son yıllarda Fransız sinemasına sıkı dalış yapan Gilles Lellouche başrolde… Tercihiniz ille de bir Fransız filmi olsun diyorsanız…

Şeytanı Gördüm / Akmareul Boatda – I Saw The Devil
Güney Kore filmlerinin kendine has havası beni her zaman heyecanlandırıyor. Konu ne kadar basit olsa da, işleyiş, diyaloglar, konuşma tarzı beni benden alır. Şeytanı Gördüm izleyici biraz yerden yere çalan bir film ve bitmek konusunda hiçbir düşüncesi yok. Kore’de yaş sınırlaması nedeniyle neredeyse yasaklanma seviyesine gelen film, bütün konusunu şiddetten alıyor. Zevk için öldüren bir psikopat var karşımızda.Yöntemleri de bir hayli kanlı, kadınlar üzerinde uyguluyor bu işkenceleri. Zaman zaman içinizin kalkması mümkün. Ama filmin asıl meselesi seri katil Kyung-chul’un ne kadar psikopatça cinayetler işlediği değil. Ona kafayı takan gizli ajan Dae-hoon’la aralarına başlayan kedi-fare oyunu. İki tarafta azimli, taktikli ve zekayla yaklaştıklar bu işi değişik bir mesaiye çeviriyorlar. Katil öldürmekten vazgeçmiyor, gizli ajandan türlü çeşitli işkenceler görüyor ama ajanın psikopat yanı da onu öldürüp ya da tutuklayıp bir türlü son noktayı koymamasında yatıyor. 141 dakikalık film size hallaç pamuğuna çevirip bitiyor. Dozu artan işkenceler, annesi de işkenceye maruz kalan küçük kız çocuğunun sorumluluğu ajanı içinden çıkılmaz duygulara itse de, iki tarafın yenilmez olması bu filmi izlenir ve meraklı kılan… Dayanma gücü olanlar izlesin, ben keyif alarak izledim. Sonuçta Kore sinemasının olayı biraz da bu. Old Boy’daki gizemli delikanlı Min-sik Choi yine gizemli ajan rolünde ve çok başarılı yine! Yönetmeni de Karanlık Sırlar’ın yönetmeni. İzlemeniz dileğiyle! 

Gönül Avcısı / L’arnacoeur – Heartbreaker
Havalar ısınmaya başlayınca sinemanın romantik komedi dozu da artmaya başladı. Aslında bu filmler konusu ne olursa olsun birbirinin tekrarı… Mutlaka insanlar yanlış kişilerle evlenmek üzere oluyor ve onlara doğru yolu gösterecek birileri karşılarına çıkıyor ve ondan sonrası sonsuz bir mutlu son’a uzanıyoruz. Bizde sinema aşkı adına birbirinin tekrarı olan bu öyküleri yiyoruz! Bu kez karşımızda bir ilişki bozucu var. İyi gitmeyen ilişkileri kadın tarafından bozarak onları kendine aşık eden Alex, sonrasında çabucak ortadan yok oluyor. Ablası ve kocası da bu çetenin diğer elemanları. Sonunda çetin bir cevize çarpacaklar ve Alex ona aşık olacak bunu da biliyoruz ve filmimiz bizi bu fikre o kadar dolambaçlı yollardan ulaştırıyor ki… Vanessa Paradis Juliette rolünde yani aşka düşecek kadın başrolümüz. Ayrık dişleriyle çok fazla umut vaat etmese de, Romain Duris de çok fazla yakışıklı değil zaten. Yani salt güzellik üzerinden kurmuyor filmimiz öyküsünü. Abartılı karakterler, abartılı davranışlar eşliğinde bir romantik komedi izlemek isteyenler için.

Devlerin Günahı / There Be Dragons
Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini The Mission ve The Killing Fields (Ölüm Tarlaları) filmleriyle iki kez Oscar’a aday gösterilen Roland Joffé üstleniyor. 1936-39 yılları arasında  İspanya Sivil Savaşında geçen bu büyüleyici hikaye muhteşem görüntüler ve epik bir anlatımla sinemaya aktarılmış. Londra’lı gazeteci Robert Torres (Dougray Scott) 1982 yılında İspanya’yı ziyaret ettiğinde Katolik bir grup olan Opus Dei’ye ait bir kitap hakkında araştırma yapmaktadır. Robert araştırmasının bilgilerini aldığı babası  Manolo Torres (Wes Bentley) ile konuşurken acılı bir hikayenin kahramanları ile tanışır. Manolo’yu Opus Dei’ye bağlayan kaynak grubun kurucusu  Josemaría Escrivá (Charlie Cox)’dır. Hikaye yirminci yüzyılın başlarında iki çocukluk arkadaşı olan  Manolo and Josemaría’nın hayatlarının yollarının ayrılması ile başlamıştır.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.