Vizyonda dört yeni film (11 Ocak)


Bu hafta dört yeni film var.  Ayin şeytandan yola çıkarak gerçeklere ulaşmaya çalışıyor, Şampiyon Big Red adlı ata odaklı tabii bir de sahibi Penny’e… Dövüşçü, dövüşen iki kardeş ve hayatlarıyla ilgili samimi bir film. Haftanın yerlisi İncir Reçeli aşk ve kayıplar üzerine… İyi Seyirler…

Banu Bozdemir

Ayin / The Rite
70’li yıllarda çekilen ama hala etkisi devam eden The Exorcist / Şeytan, birçok filme ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Hala en korkunç film denelince Şeytan akla geliyor o ayrı. İnsanlar kitabını, filmini bir şekilde kendilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar hala ve hala . Film gösterime girdiğinde hamile kadınların çocuk düşürdüğü, bazı insanların kalp krizi geçirdiği söylenir. Bu kadar etkili bir korkunun versiyonlarının olmaması abes olurdu ki nitekim oldu… Türk sineması da bu etkili korkudan uzak duramadı, örnekler verdi. Geçen yıl izlediğimiz The Last Exorcism gerçekle psikolojinin çatışması ve bu işi gerçekleştiren rahiplerin de yaptığı işe inanmaması yönündeydi. El kamerasının kullanılması da filme farklı bir boyut katmıştı. Ayin de sorgulamalar üzerine bir film. Dini yönü olduğu kadar popüler yanı da etkili bir film, zira Exorcist’den bu yana bu böyle… Film aslında şeytan çıkarmanın gizemini usta ve çırak ilişkisi yönünden ele alıyor. Kafası karışık bir çırak, usta ve uçuk bir pederi gözlemliyor ve hep beraber bir inançsızlık noktasından dönüyorlar. Burada da işin psikolojik ve kandırmaca yanları öne çıkıyor ama sonrasında geç pederimiz Michael şeytana sana inanıyorum, senden dolayı tanrıya inanıyorum diyecek kadar ileri gidiyor ve filmin bütün mesajını oradan bangır bangır bağırıyor. Film Roma’nın Vatikan ortamlarında, karanlık ve iç bayıcı ortamlarında geçiyor. Peder Lucas’ı canlandıran Anthony Hopkins Kuzuların Sessizliği’ndeki ruh halini birebir burada ortaya seriyor, rahat oyunculuğuyla göz dolduruyor. Yeniden başlayan exorcism modası her ne kadar işin korku ve psikolojisine eğilse de sağından bir selam çakıyor Hristiyanlığa…

Şampiyon  / Secretariat
Atlı filmleri severim. İçinde yarış, tutku, sevgi ve azim barındırır. Flicka, atına sahip çıkan ve satılmasın diye onunla yarışlara katılan bir kızın öyküsüydü, Seabiscuit filme adını veren atın ve ekibinin.  Şampiyon gerçek bir hayat öyküsünden uyarlama. Bu kez bir kadın ve bir at arasında geçiyor. 1960’ların sonundan 70’lere devrilen hikayede kendisini kocası ve çocuklarına adamış bir kadının atla birlikte değişimine tanıklık ediyoruz. Atımız Big Red ilginç bir at ve taktikli yarışıyor. Önceleri en arkalarda kalıp, bitişe yakın atağa kalkıyor ve açık ara birinci bitiriyor. Kimsenin üzerine bahis oynamadığı at hala geçilemeyen rekorlara imza atıyor. Penny Chenery ise onun aykırı ve azimli sahibi… Film yapılması konusunda bayağı kasmış ortamı sonrasında Disney’e teslim etmiş işini, filmin bir sahnesinde figürasyon olarak var. Çocuklarını ve kocasını başka bir dünyanın içinde bırakarak tutkulu bir biçimde Secretariat’ın dünyasının içine giren Penny, tutkulu ve azimli bir karakter. Film dediğim gibi bir azim ve tutku hikayesi, John Malkovich de bu hikayeye çılgın at eğitmeni olarak katılıyor, Penny Chenery ise Diane Lena tarafından hayat buluyor. Fazla bir iddiası olmasa da at filmleri seven, tutkuya ve değişimlere inananlar izlesin… Sıcak ve naif bir hikaye. Sonuçta geçilemeyen bir atın hikayesi…

Dövüşçü / The Fighter
Uzun zamandır bu kadar doğal bir film izlemedim desem yeridir. Bu kadar gerçekçi ve iyi oturtulmuş karakterler, hepsi bu karakterlere istenilen havayı vermek için doğal bir yol tutturan oyuncular… Filmleri için bedenini eğip bükmekten, onu sıska hale sokmaktan zerrece gocunmayan bir oyuncu Christian Bale yine manyaklıkta sınır tanımıyor, tüm vücut diliyle aykırı bir hale geliyor bir anda… Zaten Altın Küre’de en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kaptı, Oscar’da da aynı dalda aday. Filmin başka adaylıkları da mevcut elbet. Film bir abi kardeş hikayesinden yola çıkıyor, insanların hırs ve beklentilerine kadar uzanıyor. Bunu o kadar dip, o kadar sade, doğal ve aykırı yapıyor ki filme bir yerlerinden bağlanıyorsunuz ister istemez… Dicky eski ve cepten yiyen efsane bir boksör. Ama dibe vurmuş durumda artık. Kardeşi Micky ise yıllarca onu örnek almış, onun altında ezilmiş ve kendi çıkışını yapamamış bir diğer boksör. İki kardeşin çatışması, kalabalık ailenin işin içinde olması ve her kafadan bir ses çıkması, Micky’nin hayatına giren kız arkadaşının ortalığı bulandırması… O kadar drama rağmen çok ince mizah duyguları var yer yer filmin içinde. Zaten kız kardeşler  ve annenin tavrı bunu yaratan. David O.Russell atmosferiyle, renkleri ve dokusuyla çok güzel bir film koyuyor ortaya… Benim için farklı yanı şu oldu doksanlarda geçmesine rağmen biraz seksenler tadı aldım, ve 90’ların da bayağı gerimizde kaldığına dehşetle tanıklık ettim kendi içimde. Sadece bir dövüş filmi değil kesinlikle, bu da gerçek hayat uyarlaması, Micky’i oynayan Mark Wahlberg ve kız arkadaş rolünde Amy Adams da çok başarılı…

İncir Reçeli
Haftanın yerlisi İncir Reçeli ise 14 Şubat’a uzanmaya çalışan bir ilk film. Bu filmlerin arka plan hikayelerini duyunca üzülüyorum gerçekten de…Evini sattı, peş parasız kaldı. Tüm umudu bu film olan, bütün varını yoğunu filmlere yatıran insanlar takdir edilmesi gereken kişilerdir ama… Ama’sı olunca filmde bir tatminsizlik hali oluyor işte… Filmin bir sırrı olduğunu öğrendik izlemeden evvel. O yüzden basın gösterimi yapılmayacak dendi, sonra yaptılar. İlk 40 dakikası evde ve barda masa başında geçen, güzel bir film olacakken bir sosyal sorumluluk projesine dönüşen, aşkı inandırıcı kılamadığı için peşinden gelen dram ve sevinçleri de inandıramayan bir film karşımızdaki. Melike Güner’in film boyunca neden on yaşında bir kız çocuğu gibi konuştuğunu anlayamadığım, son zamanların bir kavuşamama halinden beslenen yanı var filmin. Acılar aşkı besliyor ama bizi besleyemiyor ne yazık ki! Sezai Paracıkoğlu’nun şarkılarıyla renklenmeye çalışan film klip mantığıyla hızlı bir şekilde sona eriyor ama aşk konusunda tatmin olmadığımız bir son kalıyor elimizde!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.