Vizyonda dört yeni film (12 Kasım)


Bu hafta vizyonda dört yeni film var. Durdurulamaz bir trenin hız sınırlarını çiziyor! Yukarıdaki Tehlike uzaylılarla insanoğlunun imtihanı bir kez daha… Ölüm Zinciri, zincirleme ölüm tamlaması adeta. Testere 3D diyor, final diyor, kesiyor biçiyor… İyi Seyirler…

Banu Bozdemir


Durdurulamaz / Unstoppable
Sinemanın trenlerle muhabbeti pek sıkı fıkıdır. Bu raylar boyu aynı güzergahta uzayıp giden trenlere kimler musallat olmadı ki… Kızılderililer, kovboylar, psikopatlar, seri katiller hepsi trenin vagonların arasında mekik dokudu, kaçtı, kovaladı, trenleri durdurmaya çalıştı… Durdurulamaz bol aksiyon ve gerilim vaat eden Tony Scott elinden çıkma bir film. Film bu haliyle bana 1973 yapımı Emperor of the North Pole / Ölüm Treni’ni hatırlattı. Zaman, algı, kafalar çok farklı tabii ama herkesin tırstığı bir trene karşı koyan bir adamın ve çömezinin farklı bir hikayesi Durdurulamaz. Bence tam Hollywod işi bir aksiyon ama Scott canını dişine takıp filmden gerilimle dolu başarılı bir aksiyon yaratmayı başarıyor. Bir önceki filmi metro gerilimi üzerine Metrodan Kaçış’tı… Başrolde yine Denzel Washington vardı tüm naifliğiyle. (Bir önceki filmi Dejavu’da Washington’luydu) Altı üstü hareket memuruydu ama sonrasında parmakla gösterilen adam haline gelmişti. Burada da senaryonun aynı kısmı tekrar ediyor. Washington, Frank Barnes isimli, sendikayla sorunları olan, yıllardır işini namusuyla yapan sıradan bir mühendisi oynuyor. Çaylağı ise sorunlu, her şeye sonradan ikna olan kondüktör Will Calson. Olay da şu. Kendi kendine hareket etmeye başlayan, gittikçe de hızlanan ve içi kimyasal dolu koca bir tren olayın özü. İşin mantık kısmı biraz sinir bozucu, olaylar çığırından çıkıyor, olaya dahil olmayan kimse kalmıyor, çıkarlar çatışıyor, birileri telef oluyor ama tren bir türlü durmuyor. Son ana kadar da durmaya niyeti yok. O da bir kahraman yaratma hevesinde, azgın bir biçimde yol alıyor. Her şeyin tren yolunda vuku bulduğu durumda kendi adıma epey bir gerildiğimi söyleyebilirim, bunu başardıysa da olmuş diyebilirim. Olayların arkasındaki kahraman yaratma hevesi de bu tür filmlerin olmazsa olmazı… Ama sıkı bir gerilim ve durmayan aksiyon için izleyin derim…

Yukarıdaki Tehlike / Skyline
Yukarıdaki Tehlike kendi çapında birtakım orijinallikler barındırıyor tabii. Önce Amerika’yla aynı anda bizde de vizyonda. Alkışlanası bir zamanlama!Sonra özel efekt olayı yemiş bitirmiş iki kardeşin elinden çıkma bir film. Hal böyle olunca filmin bütçesi de epey bir aşağılarda. Bu iki kardeşin (Greg ve Colin Strause) namı bir hayli yaygın, yaşları da genç sayılır. Avatar, X-Men, 300 Spartalı, Hulk, Benjamin Button gibi filmlerde imzaları var… Bana göre bu kadar görsel efekt arasında boğulunca, aslında bazı filmlerin sadece bir görsel efekt olduğunu fark ettiklerinde kendi filmlerini çekmeye karar verdiler. 2007 yılında nurtopu gibi Aliens vs. Predatör: Requiem filmini yaptılar ve serinin karizmasını bir güzel çizdiler. Efektler başarılı olsa bile film elde dağılıyordu. Kardeşlerin yaratıcı video klip çalışmaları da var yani efekte bir baştan diğer uca kadar hakimler. Şimdi yeni filmleriyle karşımızdalar. Yine efekt konusunda gayet başarılılar, isimsiz oyuncularla da işi kotarınca gayet ucuza bir film çıkmış ortaya. Konu malım: Uzaylılar. Bizim kafamızdaki uzaylıların dünyaya hakim olma sevdası bitmediği sürece bu versiyonlar sürer gider. Olaylar lüks bir yaşam alanının içine sıkışmış, çok katlı, bol daireli bloklardan birinden gelişiyor. Kahramanlarımız uzaylılardan sürekli kaçıyor, bir aşağı bir yukarı… Filmin yarısından çoğu bu koşturmacadan oluşuyor. Sonra uzaylıların derdi anlaşılıyor. İnsan beynine sahip olmak ve beyinlerle insanları insanlara düşürmek… Ama bir yandan da insan  şunu düşünüyor. Be hey uzaylı. Bunca teknolojinin içinden çıkıp gelmişsin, dünyayı ele geçirmişsin (Los Angeles odaklı) . Neden insan beyninin peşindesin hala! Konu değil ama yukarıda olanlara bakmak için neden olmasın!

Ölüm Zinciri / Chain Letter
Teknolojik tırmanışların artmasıyla level atlayacak olan, geçmişi ve sonrası olacak bir filmin içindeyiz. Cevapsız Arama, cep telefonu teknolojisinin yarattığı hezeyan üzerine kuruluydu. Cevapsız Arama yapılan kişi öyle ya da böyle bir şekilde ölüyordu. Seri olan, Hollywood’a sıçrayan Halka ise, televizyondan yayılan bir öldürme şekliydi. Ölüm Zinciri bana biraz Türk işi Dabbe’yi hatırlattı. Kıyametin internetten geleceğini, ağların insanların sonunu hazırlayacağı savı üzerinden gidiyordu Dabbe. Tabii daha dini yollarla… Burada da teknolojiye karşı bir grup var, onların da argümanları din aslında. Teknolojinin açık ucunun herkese ulaşmayı kolaylaştırdığını iddia ediyor. Herkesin bir yerlerde gözlendiğini. Eğer biraz da psikopatsanız bu gücü öldürmeye kadar uzatacağınızı… Bu haftanın diğer filmi Testere kadar kanlı, ama ondan özgünlük olarak bir tık yukarıda… Bunlar sanal kıyamet alametleri, kehanetleri… Bu yediye kişiye gönder hayatın değişsin geyiğinin sinemasal boyutu… Tabii yersen. Ya da böyle bir mail geldiğinde tırsma vaktidir, bilinmez… Film biraz da ölüm oyunu konusunda şaşırtma yapıyor, kurtulur dediğimiz karakterler de tuzla buz oluyor. 

Testere 3D / Saw 3D: The Final Chapter
Kim derdi Testere bu kadar uzayacak ve bizi bayacak! Şimdiki durumlar suyunun suyu vaziyetinde… Ama bu haliyle bile birçok iddialı korku filmine tekme atıp Guinnes Rekorlar Kitabı’na girdi, en başarılı korku serisi olarak… İlki 2004 serisinde karşımıza gelmişti. Suç ve ceza sistemi, katilimiz Jigsaw’ın planlayıcı ruh hali, ortamlardan kurtulmak için kendini ya da başkasını kurban etme halleri… Tabii seri uzayınca, yönetmenler çok sık olmasa da yer değiştirince, konu bu kadar uzayınca birtakım mantık hataları olmaya başladı. Kimin nerden çıktığı, kimin kime neden kin beslediği, hatta Jigsaw’ın öldüğü beyan edildikten sonra ortaya çıkması halleri biraz kafa bulandırdı. Yani kan kaybeden bir seri bu sefer görsel olarak fazlasıyla kan kaybederek, konudan çok şiddete sığınarak, ortalığı kanla bulayarak, (filmin tarzı gereği buna bir itirazımız yok) eski oyuncuları sahneye ve şiddete davet ederek, herkese bir intikam yemini ettirerek son buluyor… Üç boyutun anlam ve önemi burada da anlaşılmıyor, bir iki testere atış sahnesi gözümüze düşüyor. Onun dışında tatmin edici bir şey yok, Testerezedeler buluşması diyebiliriz kısaca… Artık bitmesi gereken bir seriydi, umarım bitmiştir!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.