Vizyonda dört yeni film…

Bu hafta vizyonda dört yeni film var. Şüphe ‘aklımı yitirdim galiba’ tadında bir şüphe yaratıyor. Gezegen 51 insanların animasyon kıvamında uzaylı ziyaretini anlatırken İlahların Aşkı ağa takılan kadın – deniz kızı efsanesine odaklanıyor. Off Karadeniz mi? O ise çok şey demeye çalışırken pek bir şey diyememenin bildik adı… İyi seyirler…

Banu BOZDEMİR

Şüphe / Istoria 52 – Tale 52
Bu filmi izlerken gelip göğsüme yerleşen sıkıntıya mı yanayım, yoksa ben bunları çok önceden yaşamıştım, dejavu etkisi yaratmayın lütfen diye bas bağırmadığıma mı? Aslında kısa film olsa, konusuyla, atmosferiyle, kısa kesilmiş tekrarlarıyla harika bir etki yaratabilirdi ama bizi salona hapseden o 96 dakikanın ızdırabını anlatmak imkansız, yaşamak lazım ey seyirci… Ama size de kıyılmaz ki bir yandan da… Çok sanrılı bir karakter var karşımızda. Aslında normale gark etmek istiyor, arkadaşlarım gelsin yemek yapayım, artıkları özenle buzdolabına koyayım, bir sevgilim olsun tadında… Ama yüzüne yerleşen o psikopat ifade, geçmişinden taşıdığı ahrazlar, rüyaların gerçeğe yaklaştığı ama sonra alay ederek kaçıştığı anlar, bizi bir ‘alacakaranlık kuşağına’ itse keşke diye umutsuzca bekledik… Bir evin boğucu atmosferine sıkıştırılmış, işkence kıvamında yaşayan Iasonas için yapacak bir şey yok… İlk filmini çeken belli ki genç bir yönetmen (1976 doğumlu) Alexis Alexiou için acilen o sendromdan uzaklaşmasını salık veririz… O sular tehlikeli ve gerçekten de tekin değil Yunanlı kardeşim… Ruh halimizi bozup, yıpratma politikası yapmayın derim ben…

Gezegen 51 / Planet 51
Özel bilgisayar efektleriyle yapılan Gezegen 51, aksi yönde bir uzaylı istilasını anlatan galaktik boyutlarda bir macera komedi…Buradan çok uzakta, hayatın basit, çocukların mutlu ve herkesin her şeyden memnun olduğu bir yerde geçiyor film. Hep öcü olarak akıllarda yer etmiş uzaylıların yerine insan geçiyor bu sefer. Yani Gezegen 51’e insanlar geliyor. Normalde bu tarz filmlerde dünyayı uzaylıların istila etmesine alışığız, ‘Gezegen 51’de bunun tam tersi oluyor; Gezegen 51’i dünyalılar istila ediyor. Bunun akabinde de komik olaylar vuku buluyor. Film için ilk olarak ‘Planet One’ adı uygun görülmüş ancak daha sonra ‘Planet 51’ olarak değiştirilmiş. Çok taze bir film değil bu arada ‘Gezegen 51’, yurt dışında 2009’da gösterime girmiş. Ama animasyon meraklılarının es geçemeyeceğini biliyoruz. Ancak daha çok çocuklara yönelik bir film olduğunu belirtelim, zaten dublajlı olarak vizyonda.

İlahların Aşkı / Ondine
Bir peri masalı misali konusu olan İlahların Aşkı filmi bir balıkçı ile onun ağına takılan gizemli bir kadının fantastik aşk hikayesini anlatıyor. İrlandalı bir balıkçı olan Syracuse, bir gün çıktığı seferde ağına takılan güzel ve gizemli bir kadına olan Ondine’e rastlar. Syracuse’ın ağına takılan bu kadınla hayatı değişir. Kadını evine götürüp kız kardeşi Annie ile tanıştırır. Küçük kızı Annie bu kadının büyülü bir varlık olduğuna inanmaktadır. Ve bu düşüncelerini abisine açıklar .Syracuse ise bu güzel kadına umutsuzca aşık olmuştur. Annie’nin bu söylemlerini ilk önce ciddiye almaz ama şüphelenmekten de geri kalmaz. Tüm masallarda olduğu gibi mutluluk ve karanlık bu hikayede yan yana gitmektedir. Senaryosu ve yönetmenliğini Neil Jordan’ın üstlendiği İrlanda kıyılarının büyülü dünyasında geçen filmin görüntü yönetmenliğini Christopher Doyle yapıyor.

Off Karadeniz
Yaz aylarında Türk filmlerinin vizyona girmesi çok hayırlı değildir. Biz de ‘hayırdır’ diyerek filmin galasının yolunu tuttuk… Film İzmirli Melek’in hakim olup tayininin Karadeniz’e çıkmasıyla ilgili. Sevgilisi laz, kızın babası bu çocuğu istemiyor… Kimi doğuya atanıyor, kimi karadenize… Filmde ‘her yer vatan toprağı değil mi’ sözü gerekli gereksiz her yerden karşımıza çıkıyor. Filmin absürd atmosferi ve karakterleri ister istemez gülmeye zorluyor. Konu bütünlüğü ve olay akışı diye bir şey yok. Sadece tabana yayılmaya çalışılan bir komedi var. Aslında alt metinlerine gittikçe kirlenen Karadeniz’e, denize çöp döken zihniyete, beton yığınlarına dönen sahillere karşı bir gönderme, çevreci bir yan var ama… Ama işte… Karşımızda iyi niyetli bir film var, eskiden bu tarz filmlere kızardım ama artık bakılıp da görülmeyen her şeye üzülüyorum… Yani buram buram belgesel kokan bu filmi izlerseniz ne olacağını bilemiyorum, elim kolum bağlandı!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.