Vizyonda yedi film (17 Haziran)

Bu hafta vizyonda yedi yeni film var. Super 8 seksenler kafasıyla bir uzaylı macerası sunuyor ki izlemek şart! Kayıp Hazine kızlar arasında bir macera demek istiyorum! Mutluyum Devam Et, pek bir şey vaat etmeyen hayat hikayeleri karışımı. Mutlu Azınlık iki çift arasında yaşanıyor, bir süre iyi giden şeyler bir süre sonra kötü gitmeye başlıyor. Tehlikeli Yol Irak’ta olanlara Ken Loach bakışı. Öfkeli Çılgınlık Karamsar Çile sadeliğin anlatımı, Demir Kapılar ise demirli bir hayata bakış! İyi seyirler

Banu Bozdemir

Super 8
İşte heyecanla beklenen filmlerden biri. Bu filmi bizim nezdimizde heyecanlı kılan yine bir 80’ler kafası filmi olması sanırım. Spielberg ve J.J.Abrams kafa kafaya verip bu filme yapımcı olarak imza atıyor ama filme asıl fikri veren ve yöneten Abrams elbette. Çocuklar arasında geçen, bol efekt destekli film, film içinde film senaryosu fikrinden destek alıyor. İşin içinde Spielberg varsa çocuklar ve uzaylılar, Abrams varsa aksiyon ve maceranın olması kaçınılmaz ve filme tadını veren de tüm bu bileşkeler. Aile ilişkilerinin dramı olur olmaz yerlerde ve çokça karşımıza çıkıp tüm o macera kafasını frenlese de kendi adıma keyifle izlediğimi söyleyebilirim filmi. Kasabanın filmlere hayran çocukları 8 mm kameralarıyla ailelerinden gizli film çekmeye soyunurlar. Hikayeleri bir zombi hikayesi. Ama film çekerken öyle bir maceranın içine düşüyorlar ki, işin içine yine yerel kuvvetler, askeriye vs. giriyor. İnsanoğlunun uzaylılarla imtihanı bu filmde de devam ediyor ve çocukların kurduğu iletişim sayesinde olaylar sonlanıyor. Film o kadar güzel giriş ve gelişme gösterdi ki, sonu biraz tatminden uzak bulunabilir. Ama yine de seksenler kafasıyla dolu, küçük bir kasabada yaşananlar tüm keyfiyle beyazperdeye yansıyor. Gitmek ve görmek lazım kanımca.

Kayıp Hazine / St. Trinian’s 2: The Legend of Fritton’s Gold
İlki 2007’de çekilmişti. Buram buram gençlerden ve tabii kızlardan oluşan bir yatılı okulda, okulu kurtarma girişimleri bir macera doğurmuştu tabii akıllara Hababam Sınıfı’nı getirerek. Tamamen eğlence sineması anlayışı devreye giriyor ve her türden kız hünerleriyle perdeyi dolduruyor. İkincisi yıllar sonra geldi ama gerekli miydi onu sormak lazım. Yine aynı kızlar grubu, okul müdürlerinin önderliğinde kayıp yüzüğün peşine düşüyorlar. Film o kadar fena espriler ve olaylar arasından bazı cımbız espriler çıkıyor ve onlara utançla atlıyorsunuz. İkincisi 2009’da çekilen ve biz de yeni vizyon şansı bulan film. Sanırız ki yaz vizyonunun rehavetinden perdeye sızmayı başardı. Rupert Everett (okul müdiresi olarak) ve Colin Firth başrolde. Tabii onlarca irili ufaklı kız da!  Kayıp Hazine eğer biraz daha özenli davranıp bizi kızların bacakları yerine hazine avına çıkartmayı başarsaydı daha fazla ilgi çekmeyi başaran bir film olabilirdi. Ama bir süre sonra kafanızda sadece cırtlak kız uğultuları kalıyor, bu da zevkinizi yerle bir etmeye pek bir müsait bir durum. Vaktiniz varsa izleyin!

Mutluyum, Devam Et /  Happy Thank You More Please
How I Met  Your Mother‘dan tanıdığımız Josh Radnor‘ın hem yazıp hem yönettiği  Happy Thank You More Please, ilk gösterimini Sundance Film Festivali‘nde yaptığında seyirci Ödülü’nü alacak kadar beğenilmişti. Ama vasatında vasatı bir film. Yani öyküyü  kadar basit kurmuş ki, kimin bu öykünün içinde kalmak istediği ya da kalmak istemediği çok başından belli. Sürpriz yok, sadece bir çocukla bir adamın kurduğu zorunlu bir birliktelik hali belli bir ironi yaratabilir. Onun dışında tanışma hikayeleri ve birbirine uygunluk halinin sorgulanması, kopma ya da devam etme kararları artık bir filmden feyz alma noktalarımızın dışında. Burada biraz anlatım gücü giriyor tabii devreye. Josh Radner kendine başrol vererek filmine epey bir sahip çıkıyor ama filmin sonunu biraz farklı yapsaydı bari. Sonuçta sıradan, hayat üzerine uzanan bir öykü var karşımızda, yarısına gelip hala mutluysanız, devam edebilirsiniz tabii!

Mutlu Azınlık /  Happy Few
Yönetmen Antony Cordier bizi yine Soğuk Duş etkisinde bir filme sokuyor. Soğuk Duş’ta cinsel çekime giren bir kız ve iki erkeğin bunu deneyimlemeleri sonrasında başka sorunlarla beraber bu durumu da kaldıramayışları anlatılıyordu. Bu kez ekip biraz daha genişliyor, dört kişilik bir eş değişimine dönüşüyor. Mutluluğun Resmi (bu minvalde başka bir film) biraz kapalı ortam psikolojisi sunuyordu yani emekli olmuş bir çiftin, doğanın içindeki farklı arayışları diyebilirdik o filme. Ayrıca eş değiştirip farklı bir cinsel hayata yelken açan filmlerin ‘mutluluk’ kelimesinde bu kadar ısrarcı olmaları da ilginç tabii. Mutlu Azınlık Rachel, Vincent, Frank ve Teri arasında geçiyor ve ‘ben az sonra patlayacak bir öyküyüm’ halini belli eder bir gerilim de taşıyor ister istemez. İki çiftin de çocukları var bu arada.  Ben de yarattığı etki çok isteyerek değil de sanki farklı olsun tarzında yaşanan bir birliktelik gibiydi. Belki de yönetmen her an dağılabilir duygusunu vermek için böyle bir anlatımı tecih etmiş olabilir. İnsanoğlunun sahip olma, kıskançlık ve belli bir düzeni devam ettirme duygularına fazlaca bel bağlayan hikaye, sır değil bir yerde kendini yok ediyor. Çünkü cinsellik sınırlarını açınca işin içine duygusal ve hayata dair paylaşımlar giriyor ve bu da işin rengini bozuyor. Tabii kadınlar daha çok bu duygusal buhranları yaşayanlar… Sonuçta bu hikaye de bir deney projesi olarak rafa kalkabilir, yönetmen daha çoklu ilişki bloglarına el atabilir, konu bol nasılsa! Duygusal tepkime vermeden lütfen!

Tehlikeli Yol /  Route Irish

Ken Loach tarzı filmleri severim, daha doğrusu  Ken Loach filmlerini severim. Ama bu son filminden nedense istediğim etkiyi alamadım. Hikaye güzel aslında ama anlatım tarzı pek bir sıkıcı aksediyor. Askerliklerini de beraber yapan Liverpool’lu iki çocukluk arkadaşının (Fergus ve Frankie) öyküsü perdeye yansıyan. 2004’te terhislerinden sonra çok yüksek bir maaş teklifini reddedemeyen iki arkadaş, Irak’ta özel bir güvenlik firmasında çalışmaya başlar. Frankie 2007’de, savaşta en tehlikeli bölge, Bağdat Havaalanı’nı ABD ve İngiliz ana üslerinin bulunduğu Yeşil Bölge’ye bağlayan ” Route Irish” adı verilen yolda öldürülünce Fergus, olayın basit bir tesadüften öte olduğunu düşünür ve hem öfke hem de intikam duygularıyla bu cinayeti araştırmaya başlar. Cannes Film Festivali Resmi Seçkisi olan son filmi ” Route Irish / Tehlikeli Yol” ile izleyenlere etkili bir film sunmaya çalışıyor diyebiliriz. Senaryosu yine Paul Laverty’e ait.

Öfkeli Çılgınlık  Karamsar Çile
Hatice Yakar ilk filminde ailesine, yaşadığı topraklara çevirmiş yüzünü. Aslında ilk filmini çeken ve birazda bağımsız takılan diğer yönetmenler gibi. Kültür Bakanlığı’ desteğiyle çekilen film zamansız ve mekansız bir izlenim yaratıyor. Herkesin küçük dünyasında kendi derdine düştüğü bir ortamda iyilik ve kötülüğün peşine düşüyor. Ama iyilik ve kötülük kavramlarının altı çok iyi çizilmediği için biraz havada kalmış o eylemler. Aslında film Adana’da, dağlarda geçiyor. İncirlik üssünden kalkan uçaklar o sessiz yaşam koşullarına sanki bomba atıyormuş gibi. Tabii biz bunu yönetmen gösterebildiği için değil hissiyat olarak algılıyoruz. Aslında modern hayat eleştirisi ve dertlerine bir gönderme var. Ama Yakar bunu yaparken o kadar sade ve saf bir dil kullanmış ki, filmi bağrınıza basmanız gerekiyor gibi hissediyorsunuz. Filmin birkaç öykü katmanı var. Birisi kocasının yalnız bıraktığı kadın ve derdini anlatacak birilerini arıyor. Hayata karşı umutsuz ama küçük kızının varlığıyla dolmaya çalışıyor. İkincisi doğanın içine sızmaya çalışan bir çoban.  Kendini açlıkla sınayarak, doğayla ilginç bir mücadelenin içine sokuyor. Bekçi çocukları döverken onlara bir şey öğretmek ister gibidir ama tavrı gayet sert, ısrarcı ve acımasız… Filmin bütünündeki saflığa yakışmayacak denli sert. Bir de yaşlı bir adamla, bir eşeğin sırtında yol alan üç adam var ki onlara bu filmin genel duygusunu yüklemek mümkün galiba… Film bu insanlar topluluğundan ölüm ve yaşam dengesine ulaşmaya çalışıyor. Ama anlatılan öykünün bu dengeleri karşıladığı söylenemez.

Demir Kapılar/ Iron Doors
Genç bir adam kendini demir kapılarla dolu bir alanda bulur. Hayatını kaybetmeden önce buradan çıkmanın bir yolunu bulmak zorundadır.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.