Yağmurdan Kaçarken mi, diziden kaçarken mi?

yagmurdan-kaçarken-dizi
Dizi takip etmek dünyanın en kolay işi olarak görülebilir. Bazıları için evet ama benim için öyle değil. Zaten rüştünü ispat etmiş dizilere diyeceğim yok ama ‘yeni bir dizi’ geliyor nidaları beni korkutmaya başladı.  Mesela Yağmurdan Kaçarken. Tanıtımı görmüş ve yaz dizisi geliyor demiştim ama, dizi yaz dizisi tanımlamasından öte bir şey.

Banu Bozdemir 

Senaryonun ve yönetimin Tayfur Güneyer’e ait olması da ayrı bir trajedi. Benim izlediğim bölümde Ayça Erturan’ın canlandırdığı karakter, yanı başında kız arkadaşıyla gayet bozuk takılan eski erkek arkadaşını kıskandırmak için bizim Biscolata erkeği Carlos Martini’ye askıntı oluyor. Bizim Biscolata erkeği diyorum çünkü projeyi fazlasıyla ciddiye almış olan Martini bir hayli rol kesiyor, döktürüyor! Yabancı duyarlılığı diyelim!

Tamam Yeşilçam ruhu denen tarzı hepimiz özlüyoruz, oradaki kerizlikleri hepimiz yedik, yemekten de keyif aldık, hala da alıyoruz. Ama oradakileri! Bırakın o filmlerin saflığı oralarda kalsın. Çıkarıp çıkarıp yeni filmlere, dizilere montelemeye çalışıp durmayın onları. Olmuyor inanın, günümüz teknoloji çağında bunlar yemiyor artık. Dizideki kıskandırma seansları ömür törpüsü diyeceğim türdendi. Birbirinizi seviyorsanız neden ayrısınız, neden kıskandırmaya çalışıyorsunuz. Ayrıysanız neden aynı tatil köyünde hatta aynı havuzun içindesiniz? Ve neden bize eziyet ediyorsunuz diye uzayıp gider bu feryatlar! Ayça Erturan fazla kilolarından dolayı mıdır nedir ortalıkta şort ve tişört karışımıyla arz-ı endam etti bir süre. Havuza bile öyle girdi!

Dizinin diğer kadını Ezgi Asaroğlu ise şımarık, çocuksu ve bir süre adamı yıldıracak genç bir kadını oynuyor ve biscolata erkeği Martin Yılmaz’la evliler. Erkeği iki kadın arasında bırakan, İdil mi yoksa Lidya’mı kafası yaratmaya çalışan dizi için hiç umudum yok. Zaten reytingler de bunu söylüyor. Sanki seyirciyi, daha fazla dikkate almak lazım, ne dersiniz?

Sarai Sierra cinayetine Arka Sokaklar bakışı!
Bazı şeylerin sadece bizim ülkemizde olmasını hep sorup dururum, mesela Pippa Bacca barış gönüllüsü olarak çıktığı yolculukta, bütün ülkeleri sorunsuzca aştı dolaştı ve bizim ülkemize gelince acı bir şekilde hayatını kaybetti. Onu çekilen bir belgeselle andık! Sonra arkasında gelen gizemlerle dolu Sarai Sierra cinayeti. Fotoğraf çekmek için çıktığı İstanbul sokaklarında kayboldu ve arkasında inanılmaz sorular bıraktı. Arka Sokaklar dizisi cinayete atıfta bulunmak üzere yabancı bir kadın gazetecinin öldürülmesini anlattı bir bölümünde. Kadının ismi Sarai değildi, mesleği gazetecilikti ve ama ülkesine dönmeden tarihi yarımadayı fotoğraflamak isterken cinayete kurban gidiyordu. Arka Sokaklar dizisini izlemiyorum ama izleyen fanları olduğunu biliyorum, böyle bir konuya değinmeleri bence önemli. Sonuçta insanları hangi kanaldan tehlikeli işlerden uzak tutabiliyorsak yapmalıyız, ülkemize gelen, gezmek isteyen kadınları rahat bırakın mesajı bu ülkenin erkeklerinin zihnine kazınmalı! Bu arada Arka Sokaklar’ın sinema filmi olması gündemde!

KOQ-571.tif

Bizi komedi mi kurtarır!
Kurtarır bence! Tabii burada araya hemen şunu da koyayım istiyorum. Galip Derviş bayağı iyi gidiyor, karakterler, olaylar, takıntılar ve çözüm yolları oturdukça diziye fazla bakar oldum. Yolu açık olsun. Gelelim yeni başlayacak olan bir dizini duyurusuna. Duyan duymuştur ama tekrarlamak da fayda var, zira bu aralar dizi camiası pek rutin! CNBC-e’nin komedi dizisi The King of Quenns yakında ATV ekranlarında Bizim Ev adıyla yer alacakmış. Şahin Irmak ve Ezgi Mola başroldeymiş. Bence güzel olur, Irmak rüştünü bana göre Entelköy Efeköy filminde ispat etmişti, Ezgi Mola zaten evimizin kızı oldu!. Dekor çalışmaları başladı, yakında da çekimler başlayacakmış. İlk teklif Ata Demirer’e götürülmüş doğal olarak çünkü orijinalinde şişman erkek, güzel karısı ve çocuklarıyla olan yaşamları anlatılıyordu. Başrolde Irmak olunca  şişmanlık olayı biraz güme gitmiş olacak ama senaristler bunun yerine başka bir çözüm bulmuşlardır mutlaka! Bekliyoruz…

umutsuzevkadinlari

Bitirme uzat!

Umutsuz Ev Kadınları dizisi bitmesin diye oyuncuları fedakarlık yapmış, dizi yirmi dakika daha uzamış. Ücretler de bir artış olmamış ama dizi bildiğin uzamış. Diziler kısalsın, herkes adam gibi çalışsın dediğimiz dönemde bu nasıl bir iştir ki? Kanal yöneticileri bu durumu kullanmış bence, uzatın, daha fazla çalışın biz de sizle yola devam edelim, iyi taktik valla! O zaman diziler kısalsın diye bağırıp durman bir anlamı yok!

Bu yazı 27 Nisan’da Yurt gazetesi Kültür Eki’nde Dizi Kafası köşesinde yayımlanmıştır. 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.