‘Yalan Dünya bana tekrar heyecan kattı!’


Füsun Demirel her zaman beğenerek izlediğim ve komediye yatkınlığından dolayı güldüğüm oyunculardan. Kendisiyle Yalan Dünya dizisiyle ilgili titiz, tezcanlı, farklı ve komik Servet karakterini konuştuk. Gerçek hayatta asla Servet gibi biri olmadığını söyleyen Demirel, ‘Yalan Dünya’nın dizilerden ve sinemadan umudunu kestiği bir anda imdadına yetiştiğini söylüyor. Aynen bizim gibi… Yalan Dünya’nın harbi annesi Füsun Demirel’den diziye ve hayata ilişkin paylaşımlar…

Banu Bozdemir

Füsun Abla başka bir dizide oynarken, Yalan Dünya’ya geçiş yaptın. Yalan Dünya’nın seni cezbeden yanı ne oldu?
Yalan Dünya projesi tam da oyunculuktan aşırı derecede soğuduğum anda teklif edildi. Artık umudumu yitirmiştim. Sadece hayatı döndürmek için bildiğim en iyi şeyi yapma gayreti beni mesleğimden koparma noktasındaydı. Şartlarımız her zaman çok kötüydü. Yapımcılar başrollerdeki genç kız ve oğlanın dışında kimseyle ilgili değillerdi. Dizi oyunculuğu artık sadece işkenceye dönüşüyordu ki, Kanal D ve Gülse Birsel aradılar… Yeniden ışığım yandı. İçim heyecan doldu ilk günlerdeki gibi.

Gülse Birsel aile ekseninde, ilginç karakterler yaratıp bunu komediyle çok iyi harmanlayan bir yazar. Avrupa Yakası bu yüzden yıllarca izlendi, çekildi. Çok iyi bir gözlem yeteneği var. Yalan Dünya’nın bu anlamda nasıl bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorsun?
Evet, Gülse Birsel mükemmel bir toplum gözlemcisi. Yalan Dünya öylesine güzel dokunuyor ki Gülse’nin kalemiyle. Hiç boşluk yakalayamıyorsun… Dizi dünyası, o kamera arkası sahte ve yalan ilişkiler… O sonradan görme ailenin çıkarcı yaklaşımları. Gelenekçi aileyle sözde modern ve çağdaş olan oyuncuların yan yana getirilme fikri. Aslında minicik bir Türkiye panoraması. Bence çok önemli bir boşluğu doldurdu Gülse…

Servet karakteri çok uçuk, aynı zamanda sert ve saf bir karakter. Ve sen onu harika yorumluyorsun? Servet karakteriyle benzeşen yanların var mı?
Servet’ i sevmemem gerektiğini duşundum önceleri.Servet maddiyata çok düşkün, eğitimsiz,gayet gelenekçi bir kadın olarak karşıma çıktı. Onu seversem seyirci de sevecekti. Ama Servet’i eleştirmeliyim diye çok kastım kendimi. İlk bölüm zorlu geçti. Yönetmenimiz Jale Hanım (Atabey) ve Gülse Birsel’le uzun uzun sohbet ediyorduk. Onlar çok itici bir servet  düşünmemişlerdi…Evet çıkarcı, ama çocukları için çıkarcı mesela. Aslında tam bir ana. Servet ikinci bolümden sonra tam oturdu. Hafif çatlaklıkları da var biliyorsun…Saf bir yanı var ama uyanık olmaya çalışıyor…Rıza için entrikalar çeviriyor.. Deniz’i hafif bulduğundan hiç sevmiyor. Terlik takıntısı, hijyen takıntısı giderek sevimli bir karaktere dönüştü Servet…Şimdi o tospa halini izlerken ben de eğleniyorum..Varis çoraplarıyla…tuhaf, salaş ama şık olduğunu sandığı kıyafetleriyle…Kapı zili gülmeleriyle..Dengesiz bir kadın ama komik oldu gerçekten…Benzeşen en ufak bir yanım yok elbette…Asla,asla….

Ben seni çok anaç buluyorum mesela, ama bu dizide özellikle Gülse Birsel’in oynadığı karaktere karşı  çok acımasız Servet. Sen komşularıyla iyi geçinmeye çalışan birisin değil mi? Başına enteresan bir olay da gelmişti hatta bu konuyla ilgili diye biliyorum.
Deniz’i Rıza için büyük tehlike diye gördüğünden sevmiyor… Bir de oyunculara Servet gibi bakan insanlar var. Hafif acıyıp, aşağılayıp falan. Komşuluk ilişkisi çok sevmem aslında. Mesafeli olmayı severim, kimsenin özelini merak etmem. Evimde ve mahallemde ya da sitemde daha özgür, başımı dinleyebileceğim şekilde yasamayı isterim. Kedilerim yüzünden hakarete uğradığım  ve dava açtığım bir komsu ilişkisi yaşadım, gerçekten. Magazinlik oldu dava. Düşün rezaleti. Bir baktık, yok yedi sene hapsi isteniyor falan. İnsanlık ahlakını öylesine kaybetmiş ki çok umutsuzum bu ülkeden…

 Yalan Dünya’nın  süper  kadrosuyla çalışmak nasıl bir deneyim, nasıl bir zevk… Ben çok eğlendiğinizi düşünüyorum mesela?
Harika bir ekip, gerçekten çok eğleniyoruz. Set gününü iple çekiyorum ve o günler kafam dinleniyor. Öyle çok gülüyoruz ki birlikteyken anlatamam. Oyuncuların hepsi birbirinden yetenekli. Genç kadro harika zaten.
Dizi çekmenin koşullarının zor olduğu söylenip duruyor. Ama bir yandan da oyuncuların para kazanma kapısı diziler oldu. Diziler olmasa birçok oyuncu para kazanamayacak ya da tanınmayacak. Dizilere bir de bu yandan bakılmalı mı sizce?
Elbette zaten en çok bu açıdan bakılmalı. Düşünsene oyuncular oyunculuk, yönetmenler de sinema okullarını bitirip hemen dizi sektörüne dahil olmanın şartlarını arıyor. Çünkü yaşamlarını döndürmek, standardını ortalama da tutmak istiyor. Sanat kimin umurunda.
Sizin yalan Dünya’da en bayıldığınız tipleme hangisi? Çünkü şimdiden seyirciler arasında kapış kapış karakter kapma yarışı başladı. Herkes birisine bayılıyor…
Canım simdi ayrım yapamam arkadaşım hepsi. Yanlış anlaşılır. Ama Deniz, Açılay, Bora, Emir-Selahattin, Tülay-Reis-Çağatay,Tufan Hoca,Ahmet, Rıza, Nurhayat, Gülistan, Şehmuz ve Servet. Bu karakterlere çok gülüyorum gerçekten…


Bir yandan sinemada artık çok revaçta herkes film çekiyor, diziler derseniz televizyonlar dolup dolup taşıyor. Hangisinde olmak sizi mutlu ediyor. Ya da şöyle sorayım insan hayatında koşullara göre karar vermek zorunda kalıyor mu?
Ben koşullarıma göre karar vermedim. İyi projelerde çalıştım belki maddi karşılığı çok olmadı.  Ama başka getirileri oldu. İlla sinema filmi olsun diye çok kotu filmlerde çalışmak istemem. Ya da ‘Altın Bamya’yı hak edecek filmlerde de çalışmam doğrusu…

Hasibe Eren’le yeniden anne kız oynuyorsunuz. Mutlaka kendi içinizde bunun muhabbetini yapmışsınızdır. Paylaşabileceğin kadarını bizimle paylaşır mısın bu muhabbeti?:)
 Hasibe bizimle büyüdü biraz da. Sıdıka muhteşem keyifli bir işti. Biz çok bağlıydık birbirimize O dönem Hasibe’nin gerçek annesini bile kıskanıyordum. Sen bana daha çok benziyorsun diyordum. Yıllar sonra  çok daha olgunlaşmış bir Hasibe’yle buluştum. Çok mutluyuz elbette. O sette birbirini en çok tanıyan kişileriz. Sırlarımız var bizim..Çok keyif verici bu.

 

Dizi aslında her kesimden birilerini eleştiriyor. Zeki Demirkubuz’dan kürk giyen kadınlara, sonradan görmelere ve İstanbul’da tutunmaya çalışanlara kadar… Herkese dair söyleyecek sözü var. Ama bir yandan da bu eleştirilere karşılık tepki görüyor. Bu konuda neler dersin?
Tepkiler çok yersiz. Gerçekçi değil…Geliştirici değil. Çok az tepki var..Tek tuk…Bu komedi  eleştirel bakıştan besleniyor..Elbette her şeyle, her durumla, özel kişilerle hafif, dalgasını geçip bununla besleniyor…

Yazım süreci konusunda Gülse Birsel’le paylaşımda bulunuyor musunuz?
Gülse Birsel kendi yazıyor fazla paylaşım zamanı yok ama önerilerimizi bekliyor…Düşünce paylaşımına çok acık ve kendisiyle çok barışık bir yazar…

Sosyal medyanın bu kadar yaygınlaşan gücünü nasıl buluyorsun? Sizin dizi inanılmaz paylaşılıyor, konuşuluyor mesela…
Valla ben de face’ci twitter’cı oldum çıktım… Gücü çok yüksek…

Çocuklarının oyuncu olmasını ister misin?Çocuklarımın oyuncu olmasını istemem ama sanatla uğraşmalarını isterim. Dans ya da müzik mesela. Yine de ne dilerlerse destekçileri olacağım kuskusuz…

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.