Yalan Dünya’yla kaldım mı baş başa!


Öyle çok fazla dizilerle arası iyi olan birisi değilim ama işim dizi izleyip onları yazmak olsaydı büyük bir sorumlulukla bunu da yapardım. Hayatım bir tür izle ve yaz mantığı üzerine kurulu aslında ama bu daha çok sinemayı kapsamakta. Ama ara sıra dişime göre diziler çıkıyor ve ben de karakutunun başına oturup izliyorum.

Banu Bozdemir 

Yakın geçmişle hesapla içeren diziler genelde ilgimi çeker, Çemberimde Gül Oya, Hatırla Sevgili gerçekten de severek izlediğim diziler olmuştur.  Özellikle Çemberimde Gül Oya’da bir Ertem Eğilmez tadı  vardı, aşağıdaki toplu fotoğrafta bana Aile Naşitli o filmleri hatırlattı. Şimdilerde de birazcık tadım kaçmış biçimde Öyle Bir Geçen Zamanki’yi izliyorum. Dizileri sezondan sezona atlatmak için sakız gibi uzattıklarından Öyle Bir Geçer Zamanki’den de gönlüm geçti sayılır! Zira başlarda az çok filme hareket katan politik atmosfer kendisini saçma bir duygusallığa bıraktı ki, dizi de kime dokunsan artık ortaya başka bir aşk denklemi çıkıyor. Herkesin acılı hayatından bir nebze almaya çalışsak gözlerimizin yaşı durmaz bence, o yüzden yavaştan kendimi çektim…

Her gece yeniden başlayan diziler kervanı jeneriğinden, özetinden, magazin programlarına sızan ufacık tefecik haberlerinden hayatımıza nüfuz etmeye çalışıyor ama yemezler! Bu aralar o yüzden bir tek Yalan Dünya’yla baş başa kaldı diyebilirim.

Zaten dram ya da komedi iş yapıyor yine sinemada olduğu gibi. Dizi piyasası da yarasını böyle sarmaya çalışıyor. Gülse Birsel’i izlerken (mimikler ve tepkiler) sanki aileden birini izliyor gibiyim. Gerçekten geyik değil bu. Ablama benzetiyorum bazen onu, kardeşiyle kurduğu o ilişki bizim kardeşler arası şakalaşmalarımızı andırıyor.

 Tiplemelerin hepsi aslında özünde kendilerini oynuyor gibiler. Oyunculardan Füsun Demirel’i yakınen tanıyorum. Onunla Milliyet Gazetesi’ne yaptığım bir röportaj esnasında tanışmıştım ve nedense aramızda abla –kardeş ya da anne –kız ilişkisi kuruldu. Doğalından öyle gelişti. O yüzden ben Füsun ablayı izlerken o yüzden onu Servet gibi hissetmiyorum, o bizim Füsun abla işte. Bu bölümde şakır şakır İtalyanca döktürmesi de bir zamanlar Dario Fo’ya asistanlık yapmasıyla ilgili. Yani Füsun ablanın ajansı Dario Fo’nun oyunlarının Türkiye temsilcisi. Gülse Birsel’in bunu dizide kullanması yani oyuncularına ilişkin detaylardan bir durum yaratması bence çok hoş. Kendisiyle (burun vs) dalga geçmesi, karakterlerine başarılı bir abartı yüklemesi ve oyuncuların bunu en alasından kuşanması benim bu diziyi izlememi sağlıyor. Hayatın bir komedisi olacaksa böyle olmalı bana göre de! Dramına karşılık verecek bir dizi bulamadım henüz.  Buluyorum ama sonrasında sakızlıklar yüzünden kaybediyorum… Yalan Dünya her şeyiyle yalan ama anlatımıyla çok doğru bir dünya! İzlerim arkadaş!

Not: O kadar kızdım ettim ama belki yavaştan dizi yazıları da yazmaya başlarım… Kimbilir!..

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.