Yaşam hepimizin arazisi…

L’Ecole buissonnière / Hayat Okulu’nun başında aklıma Charles Dickens’ı unutulmaz eseri Oliver Twist geldi. Kısa süren etkili yetimhane sahnesinde Paul neyse ki Oliver Twist kadar acılı bir hayatın içine atılmıyor yetimhane sonrasında. En azından hayatı tanımasında ona eşlik eden, doğanın kucağında nefes almasını sağlayan ve kendisine sevgisini gösteren insanlar ver etrafında. 1920’li yıllar atmosferinde geçen film büyük bir malikanenin arazisinde geziyor daha çok. Öyle büyük bir arazi ki bir sürü hayvanın yaşam alanı bir yandan da. Özellikle de geyiklerin.

Celest ve Borel gözetiminde yeni hayatına başlayan Paul, kurallar ülkesinden özgürlükler diyarına geçmiş gibidir adeta, köşe bucak her yere girip çıkarak hayatta yaşam hakkının önemini öğrenir. Bir yandan da doğanın dengesini çözümlemeye çalışır. Filmin avcılık avlanma kısmını özellikle de teknede yaşayan Totoche’nin Paul’e yaşamak için avlanmak gerek kavramını anlatmasını biraz abartılı bulduğumu söyleyebilirim. Yani bir iki örnek yeterdi ama Totoche’nin yaşam tarzı avlanmak olarak resmedilmiş, bu da gidilmek istenen noktayı biraz zedeliyor gibi…

Ama onun dışında Çingenelerle kurulan iyi niyetli diyalog, evin şımarık oğluna kesilen klasik ceza ve 11 boynuzlu geyik efsanesi filmin akışını, iyi ve kötü kavramlarını pekiştiren konular olarak kullanılıyor. Bu ilerleyiş film için klasik bir son hazırlasa da, bir çocuğun kurtuluşu adına ‘mutlu son’ olarak nitelendirmek mümkün.

Doğadan, doğanın kendi içindeki deviniminden uzak kaldığımız için midir nedir, filmin bizim için tekrar doğayı keşif rehberi sunduğunu düşündüm. Tane tane Paul’e anlatırken bir yandan da ‘bak hatırlıyor musun böyleydi’ tarzı gözlerini kırptığını düşündüm ve bu öğretiden kendi adıma pek bir keyif aldım. Çocuklar kadar büyüklerin de izlemesi gereken, bildiklerimizin üzerinden geçmemiz gereken filmlerden. Malikanenin sahibi yaşlı Fresnaye kontu topraklarını herkesin kullanımına açmış, doğanın dengesini önemseyen iyi bir adam ve Paul’le de organik ve insani bağları var. Paul’un neden orada olduğu da bağlanmış oluyor böylece…

Hayat Okulu hayata nasıl bir başlangıç yaptığımıza değil de onu nasıl deneyimlediğimize, dersler çıkarıp kendimiz ve etrafımızdakiler için nasıl yararlı bir hale getirdiğimize dair tam da doğanın içinden doğa kurallarıyla karşılık veriyor. Küçük Paul’e yüklediği güç ise onun hayat okuluna başarılı kılıyor. Baktığımızda çok klasik, zaman zaman çok bildik gelen konu hayata dair bakışımızın üstünden tane tane geçtiği için önem kazandı benim gözümde.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.