Yük’ünle yaşamak…

weight03
Güney Kore’den gelen, İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz Mu-ge / Yük şiddeti kan misali ortaya yayan, sonrasında da onu bir güzel temizleyen hatta kendisine kalkan edinen bir beden sorgulaması.  Bedenlerimiz içinde ne kadar rahatız, ne kadar onlara ait hissediyoruz kendimizi diye sorguluyor ve karşımıza önce vücuduyla barışıkmış gibi görünen kambur  levazımatçı Jung’ı çıkarıyor.

Banu Bozdemir 

Sert olduğu düşünülen sahneleriyle Venedik Film Festivali’nde sansasyona yol açtığı söylenen  Yük, kabul gören ve dışlanan bedenler üzerinden gerçek ve hayal dünyasını kapılarını bir hayli zorluyor. Ama sansasyon yaratacak bir şey yok filmde. Zira istismar sinemasının birçok örneğine tanıklık ettik bugüne kadar. O yüzden Yük’ün  bu anlamda fazla yüklendiğini düşünmüyorum seyirciye. Belki  ucube olduğu haykırılan ve kimsenin birlikte olmadığı  adamın, annesinin cesedine salya sümük ağlarken bir yandan yanında yatan ölü kadına tepkisiz kalamayıp tecavüz etmesi ağır kaçabilir elbette! Ama her anlamda ele geçirilmiş bedenlerin patlaması, tepkileri… Tecavüz edilen kadının ve yanında yatan adamın geçmişlerine ufak bir uzanmayla anlıyoruz beden-ruh ikileminin uy um içinde olması gerektiğini.

weight05

Jung filmde kendisiyle ve tüm bedenlerle barışık en pozitif insan, mutsuz trans kardeşinin dertleri ve önüne yığılan ölüler… Hepsi biraz daha kamburlaştırıyor sırtını ama mesleğini bir sanatçı özeniyle yapmaktan vazgeçmiyor. Festivalin kayda değer filmleri arasında yer alan Yük, çok sevdiğim Kore filmlerine has bir farklılık taşısa da o kadar özgün olmayı başaramıyor yine de!

025072012152923_media1

Bedeni her haliyle ortaya koymaktan kaçınmayan film, Jung’ın ölü bedenlere yaptığı makyajı bozar gibi önümüze farklı bedenler sürmekten de kaçınmıyor. Bu kadar demoralize olmuş ruh halleri bedenleri de etkiliyor sanki. Aynı zamanda Jung’ın ruh halini de! Herkesin bedeni dışında kurduğu fantezilerini sorgulayan film ölüler dünyasıyla yaşayanların ruh halini hayal dünyalarında buluşturmayı da ihmal etmiyor. Şiddetle beslenen film, belki sonraki hayatımızda başka (daha iyi) bir vücutta dile geliriz diye sorguluyor, sorgulatıyor!

Seyircinin özellikle trans kardeşle Jung’ın kaderini aynı yola sokan, farklı ve memnun olunmayan bedenler içinde garip bir yolculuğa çıkaran anlardan etkileneceğini düşünüyorum. Yani Jung altın vuruşu etkili bir biçimde yapıyor! Yönetmen Jeon Kyu-Hwan  sınırlı mekan kullanımıyla insan bedenini dehlizlerine inmeyi başarıyor! Vizyon yolu muhtemel görünmeyen filmi festivalde izlemek lazımdı…

 

2 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.